Dünyanın en baskıcı rejiminin başındaki İslam Kerimov’un açık hava hapishanesine ve işkence merkezine çevirdiği Özbekistan’da pazartesi gününden bu yana olağanüstü gelişmeler yaşanıyor.
İntihar saldırıları, patlamalar, sokak çatışmaları, askeri operasyonlar, apartman baskınları ve onlarca ölü. Taşkent’te, Buhara’da, Fergana’da ve ülkenin başka bölgelerinde gerçekte nelerin yaşandığı tam olarak bilinmiyor. Dünya, ABD ve İsrail’e; “Sizin savaşınız bizim savaşımız. Çünkü aynı tehdide karşı birlikte savaşıyoruz” diyen Kerimov’un ülkesinde yaşananları dikkatle izlerken, ülkedeki yabancı misyonların durum değerlendirmeleri yaptığı, çatışmaların devam etmesinin beklendiği, Özbek ordusunun kanlı operasyonlara hazırlandığı, Taşkent’te sokağa çıkma yasağı uygulandığı, Kırgızistan sınırının kapatıldığı, askeri birimlerin ve polisin alarma geçirildiği, okulların tatil edildiği ve şehir merkezlerinde zırhlı araçların dolaştığı, ülkede adeta sıkıyönetim uygulandığı belirtiliyor...
Özel birliklerin bir bölgede 21 kişiyi kıstırdığı ve öldürdüğü açıklandı. Haber kaynakları, beşi kadın 16 kişinin bir apartmanda öldürüldüğünü, altısının ise bir başka apartmanın önünde öldürüldüğünü bildirdi. Pazartesi günü başlayan saldırıların hepsi polis merkezlerini ve birimlerini hedef aldı. İki günde 42 kişi öldü.
Dünyanın dikkatini Özbekistan’a çeken olaylarla ilgili değişik ihtimaller tartışılıyor. Bazıları bunun, ABD’nin küresel düzeyde başlattığı “terörle mücadele” seferberliğindeki çözülmenin yeni bir örneği olabileceğini söylerken bazıları 16 Şubat 1999’daki Taşkent olaylarına atıf yapıyor. Bazıları ise, gelişmeleri bizzat Kerimov’un tezgahladığını, böylece çözülmekte olan iktidarını sağlamlaştırmak amacıyla muhalefet üzerine yeni saldırılar başlatma fırsatı bulacağını belirtiyor.
Ancak dikkat çekici biçimde olayların belli grupların saldırıları olmayabileceği, bir halk ayaklanmasının başlangıcı olabileceğine dikkat çekiliyor. Bir çok gözlemci konuyu “Kerimov’un çöküşünün başlangıcı” olarak ele alarak, yoğun baskı altında bulunan Özbek halkının patlama noktasına geldiğini, her an bir isyanın başlayabileceğini ifade ediyor. Özbek yönetiminin gelişmeleri tam da ABD’nin istediği gibi “terör saldırıları” olarak tanımlama eğilimine dikkat çeken çevreler, Taşkent’te yüz ayrı yerde sokak çatışmaları yaşandığı haberlerine işaret ederek, saldırıların dışarıdan organize edilmediğini, el Kaide ile ilgisi olmadığını, içeriden Kerimov’a yönelik bir isyan olduğunu ve liderliğini şimdiye kadar adı bilinmeyen bir örgütün yaptığını belirtiyor.
Afganistan bombalanırken ABD, İngiltere, Kerimov ve Raşit Dostum, Özbek İslami Hareketi’ne karşı çok sert saldırılar düzenledi. Uygur ve Çeçenler’in yanısıra çok sayıda Özbek genci öldürüldü. Kerimov’a hibe edilen bu “zafer” karşılığı Özbekistan’da Hanabad askeri üssü ABD emrine verildi ve ABD bu ülkeyi askeri operasyon merkezi yaptı. Bu gelişmenin ardından ABD, nefret uyandıran baskılarına rağmen Kerimov iktidarını ayakta tutmak için her yolu denedi.
1.4.2004 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİŞAFAK