İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Annan Planı idam fermanı

Güncel
|

İsviçre’de Kıbrıs meselesinin halledilmesi için son şekli verilerek kabul edilen Annan Planı, Türk tarafının olmazsa olmazlarının kabul görmediğini ortaya koyuyor.

Türk tarafının taleplerini karşıladığı belirtilen plan aslında tam bir yalan. Planda, derogasyonlar AB hukuku haline getirilmediği gibi kısa bir süre içerisinde 60 bin Türk de topraklarından evlerinden ediliyor. Kuzeye geçecek Rumlar’ın nüfus oranının düşürülmesine karşılık da toprak tavizinde artış öngörülüyor. En önemlisi her ne kadar adada yine de asker bulundurulsa da Türkiye’nin garantörlüğü pasifize ediliyor. Annan Planı’na son şekli verilerek geçen gece İsviçre’de taraflara sunuldu. Kıbrıs’ta 1 Mayıs’a kadar çözüm öngördüğü öne sürülen plan aslında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 14 yıl içerisinde egemenliğine son veriyor. Bununla beraber adada yaşayan Türkler azınlık durumuna düşürülüyor. İsviçre dönüşü Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin olmazsa olmaz koşulları üzerinde taraflarla mutabık olduklarını ve bunların plana dahil edilmesi gerektiğini açıklamıştı. Yunan ve Rum tarafının bu koşullar üzerinde mutabık kalmadığını açıklaması bir yana planın nihai şekli dikkatle incelendiği zaman Türk kesiminin taleplerine karşılık Rumlar’a daha çok taviz veriliyor. Derogasyonlar (istisna) garanti değil Başbakan Erdoğan’nın mutabık kalındığını söylediği konuların başında gelen derogasyonların AB birincil hukukuna dahil edilmesi tamamen yanlış. Çünkü plan uzmanların da aktardığına göre AB üçüncül hukuk içerisinde yer alıyor. Üçüncül hukukta yer alan konular ise bağlayıcılık ve kalıcılık özelliği taşımıyor. Dolayısıyla derogasyonların kalıcılığı sözkonusu değil. Böyle olunca adada yaşayan Türk kesimlerinin hakları Adalet Divanı’nda Rumlar tarafından açılacak bir dava ile geri alınabilecek. Az Rum’a, çok toprak Mutabık kalınan ikinci konu olan iki kesimliliğin korunması konusunda ise planda geleceğe dönük sözkonusu durumun bozulmasına yol açacak düzenlemeler yer alıyor. Kuzey tarafına geçecek rumların sayısı yüzde 21’den yüzde 18’e düşürülüyor. Ancak bu tavize karşılık Türk kesiminin Rumlar’a daha fazla toprak tavizi vermesine yol açıyor. Öte yandan sözkonusu düzenleme AB hukukuna dahil edilmediği için daha fazla Rum Kuzey’e geçecek ve Türkler bölgede eritilerek nüfus bakımından azınlık durumuna düşürülecek. Böylece iki kesimliliğin korunması diye bir durum olmayacak. Ulusal birlik ve bütünlük kalmayacak. Garantörlüğün anlamı kalmıyor Türk askerinin adadaki durumu meselesi büyük bir aldatmacayı içeriyor. Annan Planı’na göre adada Türk askeri kalacak, ancak sayısı azaltılacak. İlk etapta Türk askerinin sayısı 6000’e düşürülecek, ardından 650’ye indirilecek. Esas kamuoyundan saklanan ise herhangi olumsuz bir durumda Türk askeri müdahale için BM’den 48 saat önce izin almak zorunda kalacak. Adada asker kalacak ama pasifize edilmiş şekilde. Bu da Türkiye’nin garantörlüğünün güçlendirilmesi değil, pasif hale getirilmesine, yani aslında elinden alınmasına neden oluyor. 60 bin Türk’ün geleceği belirsiz Bütün bunların yanısıra Annan Planı’nın en vahim kısmı ise adada yaşayan Türkiye’den gelmiş vatandaşların durumu. Federal devletin kuruluşu ve Kuzey’de Rumlara bırakılacak toprak devri konusunda süre o kadar kısa ki plan dahilinde 60 bin Türk bir anda yerinden, yurdundan, evinden, toprağından ediliyor. 60 bin kişinin nereye nasıl yerleştirileceği bir yana bu kadar nüfusun bozulan ekonomik şartlarının düzenlenmesi konusunda da herhangi bir önlem alınmadığı gibi planda buna ilişkin detaylar da yer almıyor. Ekonomik sıkıntılar geliyor Bunun yanısıra devlet yapısının değiştirilmesi ekonomik anlamda büyük bir yük getirecek. 13 Haziran’a kadar federal yapıya geçilmesi için yaşanacak geçiş süreci Türk tarafına büyük mali sıkıntılar yaşatacak. Kıbrıs Türk’ü ekonomik anlamda istediği refah seviyesine ulaşamamış olacak. Planın özü, Rumlar’ın menfaatine Kıbrıs Türkler’inin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması hususunda olumlu bir gelişme var. Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkler’in eşit temsili öngörülüyor. Ama uzmanların açıklamalarına göre plan genel olarak Rumlar’ın taleplerini karşılayacak düzeyde. Zaten Annan Planı özü ve temeli itibariyle Türk tezlerinin karşısında olan ve Türk kesimini önce azınlık durumuna düşürecek sonra yok olmasına neden olacak bir felsefeye sahip. Sadece tek tük Türk tarafının taleplerini karşılayan ve 24 Nisan’da referanduma götürülecek olan plan genel olarak pek çok tavizi de beraberinde getiriyor. Erdoğan, ne demişti? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İsviçre dönüşü üzerinde mutabık kaldıkları ve plana dahil edilmesi için çalıştıkları konuları şöyle açıklamıştı: “Bunların bir kısmını özetleyecek olursak, varılan anlaşmanın AB birinci hukuku haline getirilmesi, iki kesimliliğin korunması, adanın kuzeyindeki Kıbrıs Türk Devleti’nin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması, Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması, Kıbrıs’taki askerimizin Türkiye AB’ye tam üye olduktan sonra da kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türkünün refahı ve ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması, adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunması gerekir.” MİLLİ GAZETE 02.04.2004
AKRA