Denktaş'ın danışmanı, planın 'zafer' değil, 'korkunç bir fiyasko' olduğunu savundu
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 'ın danışmanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal , 5. Annan Planı'nın Türk tarafı için ''zafer'' değil, ''korkunç bir fiyasko'' olduğunu söyledi. Annan Planı'yla, Kıbrıs Türk devletinin gerçek anlamda egemenliğinin tanınmadığını ve hukuken devam eden Kıbrıs Cumhuriyeti'ne ''yamanmak istendiğini'' anlatan Prof. Soysal, Türk askerinin de eninde sonunda Kıbrıs'tan tümüyle çıkarılacağını söyledi.
Mümtaz Soysal, Kıbrıs Vakfı Başkan Yardımcısı sıfatıyla düzenlediği basın toplantısında, 24 Nisan'da referandumda oylanacak 5. Annan Planı'nı değerlendirdi. Türkiye medyasında plan hakkında adeta zafer havası estirildiğini söyleyen Soysal, toplumu aldatan bu kampanyanın gerçekleri yansıtmadığını vurguladı. Taraflara dayatılan planın, Türk tarafının olmazsa olmazlarını karşılamadığını, KKTC'yi yok edeceğini ve adadaki Türk varlığını eriteceğini söyleyen Soysal, planın iki kesimliliği ortadan kaldırması ve Rumların mülkiyetlerine geri dönmesini öngörmesiyle de yeni çatışma tohumlarını attığı uyarısında bulundu.
Türk hükümetinin AB'den sonucu belli olmayan bir müzakere tarihi için Kıbrıs'ta geri adım attığı eleştirisini de getiren Soysal, ''Türkiye, kendisinin başlatmadığı bir savaşı kazanarak kendi eliyle kurtardığı topraklar üzerinde kurulan bir devletin yok edilmesine rıza göstermekle, belki de Guinness Rekorlar Kitabı'na girecek bir ilki gerçekleştirmiş olacaktır'' dedi. Soysal, düzenlediği basın toplantısında Annan Planı'na itirazlarını şöyle sıraladı:
1- Anlaşma yok, dayatma var: İsviçre'deki görüşmelerin sonrasında ortada bir anlaşma yoktur. Yıllarca çarpışmış olan iki tarafın temsilcilerinin müzakere ettiği, üzerinde anlaştığı bir metin yoktur. Söz konusu olan, BM Genel Sekreteri'nce yazılıp taraflara tebliğ edilmiş, halkoylamasına sunulması istenmiş yaklaşık 9 bin sayfalık bir metindir. BM Genel Sekreteri'ne verilmiş böyle bir yetki yoktur. Bu çözüm değil, sözde bir çözümdür.
2- Eşit egemenliğimiz sağlanamadı: Çözüm genellikle iddia edilenin aksine ''iki eşit egemen devlet'' arasında bir çözüm değildir. KKTC'nin egemen devlet olarak tanınmamışlığı devam ediyor. Hukuken ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' devam ediyor. Yakın tarihteki çeşitli örnekleriyle görüldüğü gibi bir devletin ad, bayrak, ulusal marş, anayasa değiştirmesi, hukuken onun ortadan kalkması ve yerine yeni bir devletin doğması anlamına gelmez.
3- Kıbrıs Türkleri, Rum Cumhuriyeti'ne yamanıyor: Bulunan çözüm özetle, AB ile ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' adıyla katılım anlaşması imzalayarak tam üye durumuna gelmekte olan şimdiye kadarki Güney Kıbrıs Cumhuriyeti'ne kuzeydeki yönetimin yamanması niteliğindedir. Annan Planı'nda Türk tarafının haklarını korumak için öngörülen yerleşim ve mülkiyet özgürlüklerinden istisnalar (derogasyon), AB birincil hukukuna dahil edilmeyecek, ikincil hukuk olarak kalacaktır. Bunun anlamı şudur; bu istisnalar Rumların açtıkları davalar sonucunda her zaman AB Adalet Divanı'nın iptal kararlarına konu olabilecektir. Bu nedenle, anlaşmanın AB birincil hukuku olmadan 10 paralık değeri yoktur.
4- En verimli araziler Rumlara veriliyor: İsviçre'de yapılan konferansta, haritaların tartışması bile yapılmadı. Daha önce Türk tarafınca istendiği gibi düz çizgi olmaktan çok uzak, batıda en verimli Güzelyurt arazisini terk eden, girintili çıkıntılı bir harita kabul edilmektedir. Kıbrıs Türk devleti, KKTC'nin ada yüzölçümünün yüzde 36'sından yüzde 28'e inmekte, toprağının yaklaşık 5'te 1'ini vermektedir.
5- Yerinden edilen Türklerin güvencesi yok: Bırakılan topraklardan yaklaşık 60 bin kişilik Türk nüfus, aşamalı olarak kuzeye ve doğuya göç etmek zorunda kalacaktır. Bunun için 4 milyar dolar gerekmektedir. Bunun nasıl karşılanacağı ise belirsiz..
6- Türk askeri eninde sonunda tümüyle terk edecek: Annan Planı'na göre, Türk askeri varlığı önce 35 binden aşamalı olarak 6 bine, sonra 3 bine, Türkiye'nin AB üyeliğinden sonra 650 kişiye indirilecek, sonrasında tümüyle çekilme amacı göz önünde bulundurularak her 3 yılda bir gözden geçirilecektir. Bunun bir başka anlamı, Türk askerinin eninde sonunda adayı büsbütün terk etmesidir.
7- Gerçek anlamda iki kesimlilik yok: İki kesimlilik tam anlamıyla sağlanmış değildir. Türk tarafına yüzde 6, 11, 18 gibi derecelendirilerek yıllara yayılmış kademelerle, Türk nüfusun yüzde 33'üne kadar çıkan Rum nüfus yerleştirilecek, yerleşenler yerel seçimlerde oy kullanabileceklerdir. Karpas Yarımadası'ndaki Rum köylerine yerleşim ve nüfus bakımından ayrıcalıklar tanınmaktadır.
8- Mal-mülk çözümü tezlerimizle uyumsuz: Mal-mülk konusu, önceki Annan planlarına göre basitleştirilmekle birlikte, Türk tarafının eskiden beri savunduğu ''toplu çözüm ve tazminat'' ilkesi kabul edilmemiştir. Genel olarak herkes kendi mülkünün üçte birine yeniden sahip olacak, geri kalan kısmın yarısı faiz teminatlı bono, üçte biri de paraya çevrilebilir ve yeni mal almaya yarayabilir senetle karşılanacaktır.
9- Siyasi karar organlarında tehlike: Senatoda her iki halk 24 üyeyle temsil edilecek. Türk üyelerin hepsi kabul etse de Rum üyeler evet demedikçe karar alınmayacaktır. Rumların kabul ettiği kararların kabulü için 6 Türk üyenin evet demesi yeterlidir.
10- KKTC, kendi vatandaşlarını gönderecek: Şimdiye kadar adaya yerleşmiş ve vatandaşlık kazanmış olan Türklerden 45 bininin vatandaşlığı geçerli sayılacaktır. Bu rakamın üstündekiler 'insancıl tazminat' karşılığı adayı terk edeceklerdir. Dünya tarihinde ilk kez bir devlet, başkası istedi diye kendi vatandaşlarının listesini vermek zorunda bırakılmaktadır.
11- Halkın anayasasını başkaları yapıyor: Dünyada hiçbir örneği olmayan bir uygulamayla karşı karşıyayız. Halkların kendi temsilcilerinin yapması gereken anayasayı, BM hazırlayıp tarafların önüne koymuştur. Bir kısmı anayasal, bir kısmı teknik nitelikte 7 bin sayfayı aşan 140 temel yasa da 5. Annan Planı'na konulmuştur. Bunların hepsi İngilizcedir, halkın bunları öğrenip referandumda sağlıklı bir karar vermesi mümkün değildir.
12- Türkiye, KKTC'nin yok edilmesine razı oluyor: Annan Planı, adadaki Türk varlığını iyimser tahminlere göre 10-15 yıl, kötümser tahminlere göre çok daha kısa bir süre sonunda eritmek, ada ile Türkiye arasındaki bağları önce zayıflatmak, sonra da büsbütün koparmak amacını güden, eşine emsaline dünya hukuk tarihinde rastlanmamış bir metindir. Bunun halkoylamasına konması ve sonrasında çıkabilecek olumlu sonuca razı olmak, yine dünya tarihinde ilk defa rastlanan bir olay olacaktır.
CUMHURİYET 05.04.2004