Irak’ın işgali geçtiğimiz mart ayının 20’sinde bir senesini doldurdu. Amerika, Irak’ı üç hafta boyunca bombaladı ve nisan ortasında “sıcak savaşın” bittiğini açıkladı.
Savaşın bittiğinin açıklandığı tarihten bu yana 10 bin sivilin öldürüldüğü belirtiliyor. Ölüm, işgal altındaki ülkede kol gezmeye devam ediyor. Bir taraftan İşgal güçlerinin estirdiği terör diğer tarafta direnişçilerin sivilleri de hedef alan saldırıları savaşın devam ettiğini açık bir şekilde gösteriyor. Irak, daha çok konuşulacağa benziyor. Uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan raporlarda insanlık dışı uygulamalar dünya kamuoyuna açıklanıyor. Yürek parçalayan gerçeklerin yanı sıra kimi araştırmacıların tespitleri ise yaşananların insanlığın en büyük ayıbı olduğunun kanıtları arasında yer alıyor.
Uluslararası Af Örgütü, bugüne kadar Irak’la ilgili üç rapor açıkladı. Hak ihlallerine vurgu yapan raporların dördüncüsünün ise hazırlık aşamasında olduğu ve önümüzdeki günlerde açıklanacağı belirtiliyor. Af örgütünün raporlarının yanı sıra kimi araştırmacılar da bölgeye gidip olup bitenleri yerinde tespit ediyorlar. İşte bunlarda birisi de Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesinde görev yapan Özlem Dalkıran.. Af Örgütünün Türkiye Şubesi Basın sözcüsü Dalkıran, işgal güçlerinin Irak’ı koskoca bir Guantanamo’ya çevirdiğini belirtiyor.
ABD’nin Irak’taki vahşetlerini konu alacak yeni bir raporu kamuoyunun bilgisine sunmaya hazırlanan Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’deki etkin insan hakkları aktivistlerinden Özlem Dalkıran’la konuştuk. Dalkıran, Vakit’e Irak’ta devam eden işgale ve koalisyon güçlerinin estirdiği teröre ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
ELEKTRİK, SU VE İŞ YOK...
Saddam gibi bir “tiran” döneminde sokaklarda var olan asayişin olmadığını belirten Özlem Dalkıran geleceği belirsiz bir Irak halkının olduğuna dikkati çekerek, “Irak halkı üç koldan sorun yaşıyor. Birincisi, Iraklılar insani en temel günlük ihtiyaçlarını göremiyorlar. Gıda, su ve elektrik gibi ihtiyaçlar hat safhada. Emniyet sorunu çok büyük. İkincisi, işgal güçlerinin yaptıkları hak ihlalleri.. Göstericilerin üzerlerine ateş açmadan, gözaltına aldıkları insanlara sistematik olarak işkence uygulamaya kadar bir dizi insanlık dışı muamele.. Üçüncüsü ise kanunsuzlukla ilgili sorunlar var. İşgal güçleri, evrensel insan hakları ve uluslararası yasalara aykırı davranıyorlar. Adil yargılama olmaması.. Koalisyon güçleri sadece kendilerine yönelik işlenmiş suçları hızlı bir şekilde sonuçlandırıyorlar. Koalisyon güçlerinin işledikleri suçlar ise cezasız kalıyor. Çünkü hiçbir koalisyon askeri yargılanamıyor. Bundan dolayıdır ki işgal kuvvetlere büyük bir pervasızlıkla operasyonlarını sürdürüyorlar” diyor. “Su, sıkıntısının yol açtığı sorunlar yürek parçalatıyor” diyen Dalkıran “Birinci Körfez savaşından sonra konulan ambargodan ötürü altyapı iyileştirilmediği için kanalizasyon pislikleri içme suyuna karışıyor. Pis sudan dolayı oldukça yoğun şekilde hastalıklar baş göstermiş. Bunun yanı sıra uluslararası teamüllere göre kullanılması yasak olan misket bombaları ve seyreltilmiş uranyum kullanıldığı, silah hurdalarının yol açtığı hastalıklara da akıl ve hafsala almıyor. Patlamamış misket bombaları hâlâ çok büyük tehlike arz ediyor” dedi.
İŞGALCİLERİN ELİNE DÜŞENİN GELECEĞİ BİLİNEMİYOR
Irak’ta büyük bir çifte standardın devam ettiğini, Irak polis ve askerlerinin elinde bulunan kişilerin, 24 saat içinde avukatları ve yakınlarıyla görüştürülürken, Koalisyon askerlerinin eline düşen insanların geleceğinin bilinemediğini vurgulayan Dalkıran, “İşgal kuvvetleri gözetim altına aldıkları Iraklıları 90 gün boyunca kimseyle görüştürmüyorlar. İşkence ve kötü muamele gözaltı süresinin ilk 24 saatinde çok yoğun olarak yaşanıyor. Amerikan askerleri gözetim altında tuttukları Iraklılara 90 gün boyunca ne yapmışlarsa bunun tespiti çok güç olur. En basit bir ihbarı bile ciddiye alıp evlere baskın düzenliyorlar. Şiddet kullanarak insanları hiçbir gerekçe göstermeden alıkoyuyorlar. Gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan insanlarla konuştuğumuzda bazıları neden gözaltına alındığını bilmiyor” diyor.
GUANTANAMO’YA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
İnsan Hakları Aktivisti Özlem Dalkıran, Irak’ın koskoca bir Guantanamo’ya dönüştürüldüğünü işgal güçlerinin bir yıldır Irak’ı kanla yıkadığını ifade ederek şunları söylüyor: “Amerikalılar gözaltına aldıkları insanların sayılarını 2 bin 500 olarak açıkladılar. Ancak bu kaydını tuttukları sayı. Rakam kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Onbinlerce insandan bahsediliyor. 25 bin insanın gözaltında tutulduğu söyleniyor. Irak halkında yıllardır devam eden bir kayıp travması yaşanıyor. Her hangi bir Iraklı bir yakınından üç gün haber almazsa öldüğünü düşünür. Amerika, kurtarıcı olarak geldiği ülkede kayıp travmasını artırdı. İnsanlar deliler gibi yakınlarını arıyorlar. ABD, “tüm kayıpların listesini yapacak kapasiteleri olmadığını” öne sürüyor. Oysa kendi güçlerindeki kayıpları en ufak detayına kadar kaydını tutuyorlar. Irak İnsan Hakları Derneği Üyesi Adil, Irak’ın “koskoca bir Guantanamo adasına” dönüştürüldüğünü söylüyor. Gariptir ki BAAS döneminin en korkulan cezaevlerinden biri olan Abu Ghraib, bu şöhretini şimdi de sürdürüyor.
Geçtiğimiz aylarda Irak’a gidip hak ihlallerini yerinde inceleyen döndükten sonrada gözlem ve tespitlerini kamuoyu ile paylaşan Özlem Dalkıran son dönemde Irak’ta farklı bir yöntemin uygulandığına da şu çarpıcı örneği vererek dikkati çekiyor: “İşgal güçleri son dönemlerde Irak’ta İsrail’in Filistin’de uygulamış olduğu yöntemi hayata geçirdi. Her hangi bir evde direnişçi olduğu ihbarı gelirse, İsrail nasıl ki Gazze ve Batı Yaka’da tank ve dozerlerle evleri yerle bir ediyorsa Amerikan güçleri de Iraklıların evlerini yerle bir etmeye başladılar. Bazen evi boşaltmaları için yarım saat süre verilirken bazen verilmiyor. Ev önce helikopterlerle havadan taranıyor sonra ise tanklar ve iş makineleriyle yerle bir ediliyor. Kasım ayından bugüne kadar Irak’ın çeşitli bölgelerinde birçok evin böyle imha edildiğini biliyoruz.”
400 KADINA TECAVÜZ EDİLDİ
“Kadınlara yönelik taciz ve tecavüz olaylarının çok arttığı ifade ediliyor. Bu suçları kimler işliyor. ABD’lilerin bu konudaki sicili oldukça kabarık. Çünkü ordu içindeki kadın askerlerin bile tecavüze uğradıkları biliniyor. ABD’liler mi yapıyor? Şeklindeki sorumuza Dalkıran şu cevabı verdi: “Savaşın başladığı günden bu yana 400 kadının cinsel şiddete maruz kaldığı bilgileri var. Ancak taciz olaylarının kimler tarafından yapıldığına ilişkin bir ipucu yok. Ayrıca Irak, muhafazakâr ve kapalı bir toplum... Birçok kadının başına geldiğini açıklamadıkları gerçeği göz önünde bulundurulduğunda sayının tahminlerin üstünde olacağı kesindir.
Kadınlar cesaret örneği gösterip başlarından geçenleri anlatamazlar. Anlatsalar belki kendi yakınları tarafından öldürülme riski var. Bu sadece Irak’la ilgili değil, en gelişmiş toplumda bile kadın tecavüze uğradığını açıklamakta her zaman korkar. Dolayısıyla bu konuyla ilgili olarak sağlıklı bilgi elde etmek neredeyse imkansız. 400 kadının tecavüze uğradığı bilgisi de İnsan Haklarını İzleme Örgütünün verilerinden alınmıştır. Bunların içinde 8 yaşında kız çocuklarının bile tecavüze uğradığı bilgisi de vardır.”
VAKİT 07.04.2004