KKTC’deki ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Annan Planı’nın referanduma sunulacağı 24 Nisan’ın ‘’kader günü’’ olduğunu söyledi.
Eroğlu, UBP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, 15 gün sonra devlet ve halk için ‘’gelecek belirleme’’ anlamına gelen bir referanduma gideceklerini belirterek, şunları söyledi:
‘’Ya baskılar, dayatmalar, ambargolar, psikolojik savaş oyunları ve içimizde açılan gedikler sonucu devletimizden, haklarımızdan vazgeçecek, ya da tüm dünyaya, ‘Biz 15 Kasım 1983’te self determinasyon hakkımızı kullanarak ilan ettiğimiz devletimizi korumaya, 1985 yılında yüzde 70 oy oranıyla onay verdiğimiz anayasamıza ve o anayasamıza uygun olarak yaptıklarımıza sahip çıkmaya kararlıyız’ diyeceğiz. Kıbrıs Türkü o gün verdiği o tarihi kararında direnirse kazanacak, direnemezse kaybedecek.’’
‘’Kıbrıs Türk halkının kendi devletini, kendi egemenliğini ortadan kaldıran bir halk olarak tarihe geçmek istediğine ihtimal vermediklerini’’ kaydeden Eroğlu, ‘’24 Nisan’daki referandum siyasilerin, siyasi partilerin oylanacağı bir seçim değildir. 24 Nisan referandumu ‘yok oluş veya yaşam’ arasındaki seçim olacaktır’’ dedi.
Partisinin, 24 Nisan’da yapılacak referandumda ‘’hayır’’ oyu kullanılmasını kararlaştırdığını ve bu konuda kampanya başlatması için kendisine ve parti organlarına yetki verdiğini anımsatan Eroğlu, bu kampanyayı ‘’Devletimizi yaşatacağız, haklarımıza sahip çıkacağız’’ ve ‘’Yok olmaya hayır’’, sloganları ile başlattıklarını kaydetti.
Derviş Eroğlu, referandumdan ‘’hayır’’ kararı çıkmasının, ‘’Kıbrıs Türk halkının dünyadaki saygınlığını artıracağına ve kendilerine yeni ufuklar açacağına kesinlikle güvendiklerini’’ söyledi.
KKTC’yi nasıl yıkacaklarının hesabı içindeler
‘’Ulusal Birlik Partisi’nin iktidardan uzak tutulmasının ardından Kıbrıs konusunda yanlış ve teslimiyetçi bir politika izlendiği’’ görüşünü savunan Eroğlu, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Başbakan Mehmet Ali Talat’a sert eleştirilerde bulundu.
‘’CTP’nin ‘evet’ kampanyası başlatmasının gayet doğal olduğunu’’ kaydeden Eroğlu, şöyle konuştu:
‘’Sayın Talat, Annan Planı’na, çıktığı günden bu yana olduğu şekliyle kalsaydı da evet diyecekti. Sayın Talat ve CTP üst kademe yöneticileri, ‘çözüm olsun da nasıl olursa olsun’ mantığının temsilcileridir. Sayın Talat ve onun gibi düşünenler 1974’ten bu yana ortaya hangi plan, hangi çerçeve konulmuşsa hiç itiraz etmeden ‘evet’ demişlerdir.
Sayın Talat ve arkadaşları 15 Kasım 1983’ten bu yana kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni nasıl yıkacaklarının hesabı içinde olduklarından bugün yaşananları kendileri için tarihi bir fırsat olarak görmektedirler.
Bir CTP’li yetkili geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında ‘34 yıllık misyonumuzu şimdi yerine getiriyoruz’ demiştir. Yani CTP, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü hayal ediyor ve onun için çalışıyordu.’’
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ı, ‘’Talat’ı sadece seyretmekte ve onu üzmemek, ona uyum sağlamak için çalışmakla’’ suçlayan Eroğlu, ‘’Bu, gaflet değil de, nedir?’’ diye konuştu.
Utanç duyulacak bir yaklaşım
‘’Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Annan Planı’na ‘hayır’ derken, hükümetin sergilediği manzara ülke için büyük bir talihsizlik ve üzüntü verici bir durum’’ olduğunu belirten Eroğlu, şöyle devam etti:
‘’Sayın Talat’ın ‘Çifte evete ihtiyacımız var’ diyerek Rum tarafından da olumlu bir cevap çıkması için çaba göstereceğini açıklaması ise ulusal dava tarihimiz açısından utanç duyulacak bir yaklaşımdır.
Sayın Talat’ın, kendi çevresindeki birçok insan bile Kıbrıs Türkü için en hayırlı sonucun Rum tarafının ‘hayır’ demesi olduğunu söylerken, bir Amerikalı, bir Birleşmiş Milletler yetkilisi gibi davranması bir kez daha Sayın Talat’ın kimden yana olduğunu halk adına sorgulamamızı gündeme getiriyor.’’
Derviş Eroğlu, Başbakan Talat’ın, ‘’egemenlik, eşitlik, güvenlik, mal-mülk, rehabilitasyon, göçmen evlerinin yapımı, vatandaşlıklar, derogasyonlar hakkında halka doğruları söylemediğini’’ savundu.
Eroğlu, partisinin endişelerinde ne kadar haklı olduğunun Milli Güvenlik Kurulu’nun son toplantısından sonra yapılan açıklamada doğrulandığını kaydetti.
MiLLi GAZETE 09.04.2004