İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

İşgal temelinden sallanıyor

Dünya
|

Bush'un Irak'ta üç dayanağı vardı: ABD askeri, Kürtlerin desteği ve Şiilerin hoşgörüsü. Bugün bunların üçü de sallantıda. Ülkedeki ABD askeri baskı altında. Kürtler arasındaki genç grup ayrılıkçılık isteğini gizlemiyor. Mukteda El Sadr liderliğindeki ayaklanma Şiilerin hoşgörüsünün de kaybedildiğini gösteriyor.

Irak'ta bugünkü durum geçen bir yılda ABD ve İngiliz işgalciler tarafından ülkeye istikrar getirilemediğini açıkça gösteriyor. Huzursuzluğun temel nedeni, Irak topraklarına yayılan öfke. Bağdat'ın düşüşünün yıldönümünde Iraklılar, vatanlarının yabancıların kontrolü altında olmasından kaynaklanan aşağılanma duygusu hissediyordu. Özgürlük, demokrasi ve refah vaat eden ABD sözünü tutmadı. Iraklılar, ABD'nin güvenliği sağlamadaki başarısızlığının sonucunda evlerinden çıkamaz hale geldiler. Demokrasiden eser yok. Irak, temel siyasi kararlar hakkında Irak Geçici Hükümet Konseyi'ne nadiren danışan ABD'nin işgal valisi L. Paul Bremer 'in çıkardığı kararnamelerle yönetiliyor. Bremer, 30 Haziran'da işgal rejiminin yerine güvenilir bir organın geçmesini sağlayacak bir planı henüz oluşturamadı. Bunun yerine, Irak'ın bağımsızlığını açıkça kaybetmesi anlamına gelen ve işgalinin kalıcılaştırılmasına hizmet edecek düzenlemeler yaptı. Irak zengin bir ülke değil. Ülkedeki işgücünün yüzde 60'tan fazlası işsiz. İşi olanların ücretleri arttı, ancak kiralar astronomik biçimde yükselirken yiyecek fiyatları da dörde katlandı. Yeniden yapılanma süreci içinde yer almaya istekli Iraklı işadamları, Bush yönetiminin ihaleleri verdiği büyük çokuluslu şirketlerle bağlantılı olan yabancı firmalar tarafından kenara itilmiş durumda. Düzenli elektrik verilemiyor. Bu durum, imalatçıların işlerini etkin bir biçimde yapmalarını olanaksız kılarken elektrik kesintisinin gündelik yaşamda yol açtığı zorluklarla boğuşan halkın düşmanca duygular hissetmesine neden oluyor. Iraklıların Washington'a karşı sabrı tükendi. Üç temeli vardı Bush yönetimi, işgali 3 temel üzerine inşa etmişti: ABD silahlı kuvvetleri, Kürtlerin desteği ve Şiilerin hoşgörüsü. Ancak, şu anda bu temellerin üçü de sağlam değil. Bugün Irak'taki 135 bin kişilik ABD silahlı gücü büyük bir baskı altında. Direnişçi unsurların tehdidi sürerken bu kadar az sayıda askerin, yasaların uygulanmasını ve düzeni sağlama olanağı bulunmuyor. Askerler işlerini bırakıp Irak'ta bir ya da daha fazla yıl hizmet vermeye çağrılmış olmanın öfkesini yaşıyor. İntihar oranı yüksek. Geri gönderilen askerler içinde yaralıların yanı sıra zihinsel travma geçirenler de bulunuyor. Kürtler, Bush yönetiminin uyguladığı politikaların güvenilir destekçisi olarak kaldılar. Çünkü, Bush yönetimi Kürtlere kapsamlı bir özerklik sözü verdi. Ancak, Arap nüfusun yüzde 80-85'lik bölümü federasyona karşı çıkıyor, ayrıca önceki hükümetlere karşı bağımsızlık için savaşan Kürtlerin bugünkü niyetlerinden de derin bir kuşku duyuyor. Ayrılma isteğini gizlemiyorlar Gerçekten de ABD'nin Kürdistan'ın Bağdat'la bağlarını keserek kurduğu ''güvenli bölge'' de büyüyen genç Kürtler ayrılma niyetlerini saklamıyor. Çoğunluk olduklarından kendilerine daha fazla söz hakkı tanınacağı beklentisindeki Şiiler, ABD'nin Irak'a demokrasi getirmesini beklemeye hazırdı. Ancak ABD'nin Şiilere olan yönelimi Sünnileri silahlı direnişe katılmaya itti. İşgale karşı çıktığı halde taraftarlarını silaha sarılmamaları konusunda uyaran Şii lider Büyük Ayetullah Ali Sistani, Bremer'in ''egemenliğin'' işgal yönetiminden, bir anayasa hazırlayacak ve seçimleri organize edecek olan Iraklı bir yapıya devri konusunda önerdiği 3 planı reddetti. Son üç ayda, Bremer'in Şiiler nezdindeki güvenilirliği aşındı, çünkü haziran sonunda denetimi alacağı varsayılan güvenilir ve meşru bir yönetimin oluşturulması konusunda başarılı bir öneri getiremedi. Tersine, kararnameler aracılığıyla işgali derinleştirmeye yoğunlaştı. Irak ordusunu ABD komutası altına aldı, bir savunma bakanı ile istihbarat şefi atadı. Bremer'in, iktidarın devri için önerdiği çeşitli planlara Sistani karşı çıktığından, Bremer'in 3 kişilik bir başkanlık kurumu (bir Şii, bir Sünni ve bir Kürt) ve bir başbakanın (Şii) atanmasının ardından egemenliği Geçici Hükümet Konseyi'ne devretmekle kalacağı sanılıyor. Bremer'in Irak planlarına dönük olarak Sistani'nin siyasi muhalefeti, Şiiler içindeki daha radikal kesimlerin tehdidi altında. Sağduyu çağrısı yapmış olsa da bazı gruplar yer altında örgütlenmeye, işgal güçlerine karşı şiddet operasyonlarına başladı. Mukteda El Sadr , ABD'ye derhal çekilme çağrısı yapan popüler bir Şii hareketiyle hem Sistani'ye hem de Washington'a meydan okuyor. Bağdat'ın ABD tarafından düşürülmesinden hemen sonra Sadr, Bağdat'ın Şiilerin yaşadığı büyük banliyö semti olan ''Saddam kenti'' ne girdi ve Şiiler arasında saygın bir kişi olan ve 5 yıl önce Baas yönetimi tarafından öldürülen babası Ayetullah Muhammed Sadık El Sadr 'ın adına buranın adını ''Sadr kenti'' olarak değiştirdi. Şiiler bölünebilir Sadr, yaz döneminde kentlerdeki yoksul Şii mahallelerinde kalkındırma işleriyle uğraşan ve yüzlerce silahsız gençten oluşan kendi ''Mehdi Ordusu'' nu kurdu. Ordu yayıldı ve silahlandı, Necef ve Basra yakınlarındaki Kufe'yi ele geçirdi. Bremer geçen hafta, Sadr'ın gazetesi Havza'yı kapattı. Destekçileri Bağdat merkezinde kitlesel bir gösteri başlattılar. Gösterilere ateş açılması, işgal güçlerini hedef alan çok geniş bir şiddet dalgası olarak geri tepti. Bremer, Sadr'ı ''haydut'' ilan etti ve tutuklanması için harekete geçti. ABD, Şiilerin Sadr'ı teslim etmesine veya onun yakalanmasına yardımcı olmasına bel bağlayamaz. Eğer, Sadr'ın isyanı devam eder ve ivme kazanırsa, bu ayaklanma Şiileri bölecek ve Sistani'nin Şiileri kontrol altında tutma çabasını zayıflatacak. Böylece, işgal yönetiminin dayandığı bir temel daha aşınacak. (Jordan Times, Ürdün, 8 Nisan 2004) CUMHURİYET 19.04.2004
AKRA