İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

“Haçlı Savaşı” şifresi!

“Haçlı Savaşı” şifresi!
Güncel
|

Amerikan Başkanı George Bush, 11 Eylül saldırılarının hemen ertesinde savaşa başladıklarını açıklarken ‘Bu bir Haçlı seferidir’ demişti.

Bunun böyle olmadığı dün de belli oldu. Bush yerel seçimlerde bir adaya gönderdiği destek mektubunda kendisinin belki de 100 yıl sürecek bir savaşa girdiğini, inançla sürdürülecek olan bu mücadelenin bir Haçlı seferi olduğunu vurguladı. 'Haçlı seferi’ yüzyıllardır Hıristiyan alemi için önemli bir kod, bir işarettir. Bu laf söylenince o alem neler beklemesi, neler yapması gerektiğini algılar. Bush o lafı ederek dünyaya amacını deşifre etmişti, amacının deşifre edilmesinin zamanının geldiğine inanıyordu çünkü. Ancak bu kez ‘Haçlı seferi’ şifresi çok önemli bir farklılık içermekteydi. Amerika’da büyük bir endüstri haline gelmiş olan ‘dini yayınlar, filmler ve eğlence sektörü’ çok uzun zamandır büyük kitlesine farklı bir mesaj vermeye başlamıştı. Bu filmlerde, kitaplarda en çok anlatılan konu dünyanın yakın bir gelecekte büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalacağıydı. Eskiden bu ‘kötülüğe’ karşı canını feda ederek savaşıp dünyayı kurtaranlar Hıristiyanlar’dan oluşurken 1990’lı yılların ortalarına doğru savaşa giren iyilerin tanımı da değiştirilmişti. Artık kötüyle savaşıp onu yenen evanjelik Hıristiyanlar ile Yahudi koalisyonuydu. Düşman ise net tanımlanmasa da ima yoluyla Müslümanlar oluyordu. Gösterilen savaşların, anlatılan mücadelelerin arka planında ise dünyayı tehdit etmekte olan bazı doğaüstü olaylar ve afetler yer alıyordu. Yani iyiler koalisyonu olan evanjelik Hıristiyanlar ile Yahudiler bir yandan insani kötülüklerle savaşırken bir yandan da doğaya karşı mücadele etmekteydiler. Bugünlerde Amerika’nın, İsrail’in neredeyse tüm dünya tarafından tepkiyle karşılanan infazlarına açıkça destek vermesini ve hatta bunları teşvik etmesini zor anlayanlar benim bu anlattıklarımı lütfen bir kez daha okusunlar. Çünkü siz olayı sadece Amerika’yı yönetenlerin genetik olarak kötü olmalarıyla veya Şaron’un katil olmasıyla açıklamaya çalışırsanız, bu dedikleriniz doğru olsa bile sizi yanlışa götürür. Olan biten birkaç kötü adamın eseri değildir, bunların temelinde çok derinlerde yatan, temeli yüzyıllar öncesine kadar giden inançlar, şifreler, kodlar yatmaktadır. Bunu görmediğimiz takdirde Irak’ta yaşanan kaosu, İsrail’in yaptıklarını, Amerika’nın neden her gün onlarca ölü vermekten etkilenmediğini, neden kaosu daha da fazla yaygınlaştırıcı adımları atmaya hazırlandıklarını anlayamayız... Açıkça söylemek gerekirse tanımladığım durum çok da tehlikelidir, yani Amerika bazılarının söylediği gibi sadece enerji yollarını ele geçirme veya başka siyasi çıkarlar için yola çıkmış olsaydı durum daha ‘anlaşılabilir’ ve zaman içinde ‘kontrol edilebilir’ olacaktı. Ama bence çok daha farklı ve tehlikeli bir durum söz konusu şimdi dünyada. Bütün bunları sezen ve görenlerce Cuma hutbesinde aniden Mel Gibson’un filminde anlatılanların doğru olmadığını Müslümanlar’a anlatması doğal olarak tuhaf algılanmıştır. Daha önce de yazmış olduğum gibi Mel Gibson belki bilmeden belki de Vatikan destekli olarak bilinçli bir şekilde son yıllarda Amerika’da kitlesel tabanı hazırlanmış olan Yahudi-Evanjelik Hıristiyan koalisyonuna, filminde Yahudiler İsa’yı çarmıha gerdirdi diyerek ciddi bir psikolojik darbe vurmuştur. Bizimkilerin ‘hayır bu doğru değildir’ açıklaması, büyük ihtimalle gidebileceği sonuçlar fazla düşünülmeden yapılan bu açıklama, bazılarınca anlaşılabilir bir şekilde ‘koalisyonun’ yanında yer alma olarak algılanmıştır. Diyanet’in bu açıklaması bizi Hıristiyan dünyasında yüzlerce yıldır sürmekte olan gizli bir mücadelede taraf haline getirmiştir. 20.4.2004/SERDARTURGUT/AKŞAM Haçlı Savaşı... İster kabul edelim ister reddedelim, ister korkalım ister meydan okuyalım, ister kılıf bulmaya çalışalım ister gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlamaya çalışalım; 21. yüzyıl Batı’nın İslam’ı kontrol altına almak için seferber olduğu bir yüz yıl olacak. Batı’nın küresel hakimiyetinin kıyamete kadar süreceğini zannedenler, İslam’ın siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel taleplerini gelecek yüzyıllar için tehlike olarak algılıyor, refahın doyuramadığı kitlelerin İslam’a sarılabileceğinden endişe ediyor, İslam’ın insanlık için önerdiği gerçeklerin zamanla Batı’yı kendi evinde vuracağından korkuyor. Teknoloji, refah ve sınırsız askeri gücü elinde bulunduran Batı için artık bundan sonrası yok. Batı gerçekten tarihinin sonuna geldi. Artık kitlelere dinden başka önerebilecekleri hiçbir şeyleri kalmadı. Bunun için de Anglo-Amerikan cephenin küresel istila projesi din merkezli bir saldırganlık olarak öne çıktı. Amerika’nın ekonomik, siyasi ve askeri hedefleriyle şekillenen istila projesinin merkezinde güçlü bir dini motivasyon var ve bu inanç giderek daha da gün yüzüne çıkıyor. ABD tanklarının arkasına sığınan misyonerlerin Müslüman ülkelere akın etmelerinin nedeni de bu. Din olarak İslam’la mücadele etmenin mümkün olmadığını bildikleri için, amaçlarına kontrolsüz bir askeri güçle ulaşmaya çalışıyorlar. Filistin, Afganistan ve Irak’ta yaşanan, yarınlarda değişik yöntemlerle bütün Müslüman coğrafyaya yayılması beklenen çatışmaları, din ve tarih boyutunu sorgulamadan anlamaya çalışanlar, hem kendilerini kandırıyor hem de kitleleri... İster kabul edelim ister reddedelim, ister korkalım ister meydan okuyalım ortada bir dünya savaşı var. Kaçanlar kaçsın, gizlenenler gizlensin, olmadık projeler peşinde koşanlar koşsun, bu gerçeği gizlemek mümkün değil. Onlar bunu bir dünya savaşı olarak görüyor. Ancak hiç kimse Irak’ta direnen insanları terörist olarak niteleyip Amerika’nın ve İsrail’in sözcülüğünü yapmasın. Hiç kimse Şeyh Yasin’in ve Rantisi’nin mücadelesini kirletmeye kalkışmasın. Onlar sahipsiz kalan bu coğrafyanın namusudurlar ve tarihe öyle geçecekler. 20.4.2004/İBRAHİMKARAGÜL/YENİŞAFAK 21.04.2004 - Milli Gazete
AKRA