Washigton’da düzenlenen Abant Platformu’nun bu yılki mesajları, Türkiye kamuoyunda geniş yankılar uyandırmaya başladı.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından Abant Platformu adı altında her yıl düzenlenen uluslararası toplantının bu yıl ABD’nin başkenti Washington’da yapılacağının açıklanmasından bu yana, gözler Abant Platformu’nun Washington’dan vereceği mesajlara çevrilmişti. Washington’da Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Bölümü’nde (SAIS) yapılan bu yılki Abant Platformu, tepkilere sebep oldu. “İslâm, Demokrasi ve Laiklik: Türkiye Tecrübesi” konulu toplantının “ev sahibi” olarak tanıtılan ve açış konuşmasını da yapan CIA’nın siyaset bilimci uzmanlarından Japon asıllı Amerikalı Francis Fukuyama’nın kişiliği, misyonu ve verdiği mesajlar, bu yılki platforma şimdiden damgasını vurdu.
FUKUYAMA’LI İLK ABANT
Irak, Filistin ve Afganistan’daki Amerikan ve İsrail işgallerini “haklı ve açıklanabilir gerekçelere dayalı” olarak gösteren Fukuyama’nın Washignton’daki toplantıda “ev sahibi, organizatör” olarak yer alması, İsrail’in Filistinli liderlere yönelik suikastlerini artırdığı bir döneme denk düştü... Ayrıca Fukuyama, ABD’nin 11 Eylül sonrasında askeri olarak da yürürlüğe koyduğu “medeniyetler çatışması” tezinin mimarı bir başka CIA uzmanı Huntington’la birlikte “Büyük Ortadoğu Projesi”nin de mimarları arasında yer alıyor.
EV SAHİBİ FUKUYAMA’NIN GÖRÜŞLERİ
ABD’nin temsil ettiği “Evrensel Homojen Devlet”in “tarihin sonunu” ilan ettiği ve bundan sonra Komünizm, Faşizm ve İslâm’ın Amerikan hegemonyasına ve temsil ettiği değerlere muhalefet edemeyeceğini savunan Fukuyama, 1989’da yayımladığı “Tarihin Sonu” adlı makalesiyle bütün dünyada fırtınalar koparmıştı. Fukuyama, “Evrensel Homojen Devlet’in tek düşmanı İslâm kaldı” şeklinde özetlenen “Tarih Yeniden Başladı mı?” adlı son makalesinde ise, şu fikirleri ileri sürüyor:
“ABD ve müttefikleri tarafından üretilmiş olan Ilımlı İslâm yanlısı grupların dışındaki ‘İslâm Faşizmi’ni (!) temsil eden kişi ve kitleler zor kullanılarak bertaraf edilecektir. Bunlar ezilirken, demokrasi ve laikliği benimsemiş fikirler ve gruplar desteklenecektir. İslâm Faşizmi’nin (!) iç bünyesinde meydana gelecek özeleştiri sonucu dönüşmesini ve demokratikleşmesini beklemek yersizdir. Böyle olsaydı, Almanya’da Nazizm dış müdahaleye gerek kalmadan çökerdi. Dış müdahalenin kaçınılmaz olduğu durumda müttefikler tarafından Nazizm nasıl çökertilmişse, İslâm Faşizmi de aynı şekilde çökertilecektir.”
“İSLÂM’IN DEMOKRASİ VE LAİKLİKLE SORUNLARI VAR”
Fukuyama, İslâm’ın modernlik, demokrasi ve laiklikle temel problemleri olduğunu belirterek, şunları söylüyor: “Bunun asıl sebebi, radikal veya fundamentalist hareketler. Çünkü, bunlar modernliğin en temel ilkesi olan dini hoşgörüye karşıdırlar. Dini hoşgörünün kurumlaşmış şekli olan laiklikten nefret ediyorlar. Karşı karşıya olduğumuz temel çatışma, teröristlerden çok daha büyük bir grupla, yani ‘fanatik Müslümanlar’la ilgilidir. Taliban’a, El Kaide’ye ve Saddam Hüseyin’e karşı savaşın başarılı olması gerekiyor. Çünkü, her ne kadar fikirlerin çökmesinde onların kendi iç çelişkileri de etkili olursa da, bu meselede güç daha önemlidir. Nitekim, Alman faşizmi kendi iç çelişkileri yüzünden değil, fakat Almanya Müttefik orduları tarafından bombalarla yerle bir edildiği ve işgal edildiği için çökmüştür.”
VAKİT - 21.04.2004