İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

HAYIR!

Güncel
|

KKTC halkı yarın yapılacak referandumda tarihi bir karar verecek. Devletine, egemenliğine ve toprağına sahip çıkacak olan Kıbrıs halkı, Annan Planı’na HAYIR diyerek baskı ve dayatmaya boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya gösterecek.

Türkler “hayır” diyecek İstanbul Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafının Annan Planı temelinde geleceği adına karar vereceği referandumdan çarpıcı sonuçlar çıkabileceğini söyledi. Hacısalihoğlu, kamuoyunda sürekli olarak zihinlere pompalanan, ‘Rumlar hayır, Türkler ise evet’ verecek yaklaşımına ihtiyatlı yaklaşarak, “Benim edindiğim izlenim, Rum tarafından ‘evet’ diyeceği yönündedir. Türk tarafında ise kafaların çok karışık olduğunu görüyorum. Bıçak sırtında bir karara varacak Kıbrıs Türk halkı. Plana ‘hayır’ demeleri asla süpriz olmamalıdır. O nedenle, sonucun ne olacağını kestirmek tam anlamıyla mümkün değil.” diye konuştu. Hacısalihoğlu, Rum halkının neden ‘evet’ diyeceğini ise şöyle açıkladı: “New York görüşmeleri sonrasında Kıbrıs’ta sürdürülen müzakereler sırasında BM temsilcisi olan Alvero De Sato’ya şöyle bir soru yöneltilmişti: “Rum tarafı plana imza atmadı. Bu plan sözkonusu haliyle referanduma gittiğinde ve Rum halkının önüne geldiğinde sizce ‘evet’ diyecekler mi?” De Sato bu soruya şu çarpıcı bir cevap vermişti: “Güney’den Kuzey’e yüz bin Rum gidecek ve KKTC ortadan kalkacak. Türk askeri adayı terkedecek. O halde neden Rumlar ‘hayır’ desinler ki!” Hacısalihoğlu, “Dolayısıyla herşey açıkça ortadadır.” diyerek, şunları söyledi: “ Rumlar bilinçli bir şekilde ‘hayır’ kampanyası yürüterek Türk tarafının ‘evet’ demesini sağlamak istiyorlar. Kazanımlarını sonuna kadar korumak için böyle bir yolu tercih ediyorlar.” AB, temel garantör olacak Annan Planı’nın ‘geçici bir plan’ olduğunun altını çizen Hacısalihoğlu, bu yargıya nasıl ulaştığını ise şöyle anlattı: “Yunanistan Başbakanı Karamanlis ve Rum lideri Papadopulos hep şunu söylediler: ‘Biz bugüne değil, geleceğe bakıyoruz.’ İki liderin bu yaklaşımı kilit özellikletidir. Yani, her ikisi de; ‘bu plan geçici bir plandır.’ demektedirler. 1 Mayıs’tan sonra Kıbrıs, zaten Avrupa toprağı yapılıyor. AB, burada temel garantör haline geliyor. Yunanistan ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ancak Türkiye’nin dışında kaldığı bir yapıdır, bu yapı.. “ Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin oluşumu ile Avrupa Birliği içerisinde örneği olmayan bir devlet yapısının oluşturulduğunu vurgulayan Hacısalihoğlu, “Çünkü, bu durum bir takım istisnaların sonucunda oluşturulmuştur. Koşullu geçişler ortaya konmuş, sınırlı mülkiyet hakları sağlanmıştır. Eğer bir toprak parçası AB’nin toprağı olacaksa bunun hukuk şemsiyesi altında olması gerekirdi. Ama, bu sağlanmadı.” şeklinde konuştu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün bir Yunan gazetesinde çıkan; ‘Plan sonrası Ada’da kalacak 650 Türk askerini de şartlar olgunlaştığı zaman geri çekebiliriz”sözlerini ise şöyle yorumladı: “Sayın Gül’ün bunları söylemesine gerek yok, zaten plan bunu getiriyor. Ayrıca bu askerlerin varlığı her üç yılda bir gözden geçirilecek. 1960 anlaşmaları ile kıyaslama yapılıyor. O dönemde garantör olan ülkelerin askeri varlığı ilelebet korunuyordu.” Jeopolotik Dergisi editörü de olan Hacısalihoğlu, görüşleri şöyle ortaya koydu: AİHM’de davalar açılacak “Bu süreçten sonra istisnalarla birlikte AİMH’de davalar açılacaktır. Bugünde aslında Loizidu benzeri davaların binlercesinin sırada olduğunu, Türkiye’nin buna ‘evet’ demezse milyonlarca dolar zarara uğrayacağını söyleyenler bunu bir gerekçe olarak kullandılar. Müzakerelerde de Türkiye tarafı, ‘bu davaların peşi gelmeyecek’ diye söz aldı. Ancak bu iş öyle basit değildir. Kişisel başvuru hakları, temel başvuru hakları haline gelecek ve bugünkü mevcut planın öngördüğü yapı bile korunamayacaktır. Kaldı ki korunsa bir Türk tarafının hayrına olmayan bir yapı ortaya çıkmıştır.” Rumlar, soykırım yasası çıkarttı “Rum Meclisi tarafından yakın zamanda bir yasa çıkarıldı. Yasa da, Kurtuluş Savaşı’nda Ege’de yaşanan Türk-Yunan savaşında Yunanlılara karşı soykırım yapıldığı ileri sürüldü. Ve, o günün ‘soykırım günü’ olarak kutlanmasına ilişkin karar alındı. Şimdi, plan kabul edilip yürürlüğe girdiğinde ‘barış’ içinde yaşama iradesi göstermesi düşünülen iki toplum bu sıkıntıyı nasıl bertaraf edecek. Diğer yandan Ada’nın askersizleştirileceği kayıt altına alınarak, bunun Kıbrıs’ı ‘barış adası’ yapacağı söyleniyor. Tamam, iki taraf için askersizleştirme ortadadır. Ama, İngiliz üsleri varlığını plan içinde de kendini korumaktadır. Öyle ki, neredeyse Ada’nın yüzde 10’luk kısmını işgal ederek. Ve, buralar İngiliz toprağı sayılıyor. Peki, kimse neden kalkıp, İngilizlerin burada ne işinin olduğunu sormuyor. Öte taraftan Amerikalılar yeni üsler kurma peşinde. Kaldı ki, BM’de gelecekte bir takım gerginliklerin olacağını ileri sürerek asker sayısını 10 binlere çıkarmak istiyor. Bu askerlerin büyük bölümünün de Amerikan askerlerinden oluşturulacağı ifade ediliyor. Burda şu açıktır, Türk askeri Ada’dan çıkartılarak Kıbrıslı Türkler savunmasız bırakılmak isteniyor. Bu oyuna gelmemek gerekir.” Türkiye, Anadolu’ya hapsediliyor “Kıbrıs’ın bulunduğu kilit konum Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde de önemlidir. Özellikle Doğu Akdeniz çatısı altında. Burası, doğrudan bir doğal kaynak havzasıdır. Hazar, Kafkaslar ve Karadeniz’i kapsayan üçgenin en önemli kesişme noktasıdır. İsrail’e çok yakındır. İsrail’in güvenliği açısından Kıbrıs önemlidir. Adeta BOP içerisinde bir suflörlük rolü üstlenmiştir. Kaldı ki, 1690’ların İngiliz Dışişleri Bakanı’nın bir sözü var: “Çok az kişi bilmektedir, bizim ve Türkler için Kıbrıs’ın önemini. Kıbrıs adasını kim elinde bulundurursa İskenderun Limanı’nı ve Türkiye’nin güney kapılarını tutar. “ AB’de açıkça diyor: Bizim için Kıbrıs’ın stratejik önemi ortadadır.” Burdaki, asıl amacın Türkiye’yi buradan uzaklaştırarak Anadolu’ya hapsetmek olduğu artık görülmelidir.” MİLLİ GAZETE 23.04.2004
AKRA