İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

‘15 bin Iraklı işkence altında’

Dünya
|

"Şu an hapishanelerde 10 ila 15 bin arasında Iraklı bulunmaktadır. Saddam bu topraklarda 30 sene hakim oldu ve binlerce insan kötü muamele gördü. Amerikalılar ise, Irak'ta henüz bir senedir bulnuyorlar ve Saddam'ın 30 senede yaptığı zulmü 1 senede yaptılar"

İşgal sonrasında Irak’ta kurulan Geçici Yönetim’de bir de üyesi bulunan Irak İslâm Partisi, ülkenin en önde gelen İslâmi partileri arasında bulunuyor. Üyelerinin çoğunluğu Sünni Araplar ve Türkmenlerden oluşan Irak İslâm Partisi’nin etkili isimlerinden ve Musul Merkez Sorumlusu Dr. İdris El Hacdâvud, 1954’te üniversite eğitimi için Türkiye’ye geldi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1960’da mezun olup hizmet için ülkesine dönen Hacdâvud, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından organize edilen Irak halkına ilaç yardımı kampanyası sebebiyle Türkiye’de bir dizi görüşmelerde bulundu. İHH’nın 0.212.631 33 68 numaralı telefonunu arayarak kampanyaya katılmak isteyen vatandaşlara teşekkür ettiğini belirten Hacdâvud, Irak İslâm Partisi’nin Musul Merkezi Halkla İlişkiler Sorumlusu Yunus Hâşim’le birlikte gazetemizi de ziyaret etti. Hacdâvud, mazlum Irak halkının askeri işgalin yanı sıra büyük bir insani mağduriyet içinde bulunduğunu belirterek, özellikle ilaç sıkıntısının had safhaya ulaştığını kaydetti. Felluce direnişi, Şiiler ve Sünnilerin direniş ortak paydasındaki birlikteliği ve tutuklulara yapılan işkenceler konusunda sorularımızı cevaplandıran Hacdâvud, Irak’taki son durumla ilgili önemli bilgiler verdi. •BÖYLE ZULÜM GÖRÜLMEDİ -Felluce’deki direnişi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu direniş Irak ve Müslüman halk için ne anlam ifade ediyor? Bir Müslüman kenti olan Felluce, içinde büyük ulemalar barındırıyor. Felluce’de 60 tane cami vardır. Kentin halkı eskiden beri oldukça dindardır. Amerikan işgali kesinlikle ve kesinlikle halk tarafından kabul görmemektedir. Felluce halkının hiçbir şartta ve durumda işgali kabullenmesi beklenemez. Halkın kendi kültürüne, dinine sahip çıkması, ABD’ye karşı mukavemeti beraberinde getiriyor. Direnişin bu denli güçlü olması, o bölge halkının İslâm’a olan bağlılığıyla alakalıdır. -Irak İslâm Partisi olarak Irak’taki mevcut durum nedir ve yakın gelecekte neyi öngörüyorsunuz? Biz, İslâmi bir parti olarak şiddeti, savaşı tasvip etmiyoruz. Artık kan dökülmesini istemiyoruz. İşgalin kalkmasını istiyoruz ve bu konuda diyalogtan yanayız. ABD’nin Irak’ta yaptıklarının alternatifi barıştır. Irak İslâm Partisi olarak gözaltıları, işkenceleri, ev baskınlarını, halka reva görülen bütün zulmü kınıyoruz. Her durumun bir hukuk vardır, ancak burada bir hukuksuzluk hüküm sürüyor. Biz aleni olarak çalışan bir parti olmakla birlikte, siyasi, kültürel ve tarihi mozayik ile barışık yaşamaya özen gösteren bir partiyiz. Birlikten yanayız. Irak halkının parçalanmasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Özellikle Felluce’de ateşkes olmasını için elimizden geleni yaptık. Artık daha fazla Müslüman kanı akmasını istemiyoruz. •İŞKENCELER KİTLESEL -Son günlerde basına da yansıyan, Irak’taki işkence görüntüleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Basına yansımayanlarla birlikte Irak’ta işgal güçlerinin işlediği insanlık dışı suçlarda mevcut durum nedir? Amerika ile özellikle bu konuda temaslarımız oldu. Ancak ne yazık ki bu kötü muamelenin önüne geçilemiyor. Yapılan açıklamalar ve girişimler, hep uluslararası kamuoyunun tansiyonunu düşürmeye yönelik. Ciddi manada insan hakları konusunda bir iyileşmeden söz edilemez. Hatta basına yansıyanlar, korkunç gerçeğin çok küçük bir parçası durumunda. Keyfi gözaltılar ve kötü muamele çok yaygın ve gittikçe de yaygınlaşıyor. Irak’ta Saddam’dan kalma hapishanelerin hepsi sivil Iraklılarla dolup taşmış durumda. Ne bir mahkeme, ne de buna benzer hukuki bir altyapı var. Gözaltı adı altında geceyarısı baskınları ve buna benzer yöntemlerle götürülen Iraklılar, sorgusuz sualsiz ailelerinden kopartılıp bu hapishanelere konuluyorlar. Irak İslâm Partisi şiddet yanlısı bir parti olmamasına rağmen, Irak İslâm Partisi mensuplarına yönelik de keyfi gözaltılar ve kötü muamele olmaktadır. •AMAÇ İSRAİL’İN GÜVENİLİĞİ -ABD Irak halkını Saddam’dan kurtarmak ve özgürleştirmek için geldiğini iddia ediyordu. Amerikan yönetimi bu iddiasını kendi kamuoyunda halen sürdürüyor. Irak halkı açısından söz konusu iddianın inandırıcılığı nedir? Amerikalılar yalan söylüyorlar. Sürekli Irak’a hürriyet getirmek için geldiklerini söylediler. Ama bu sözlerini haklı çıkaracak hiçbir uygulamaya imza atmadılar. Tam aksine işler yaptılar. Bizim hür olmak ve hürriyet için mücadele etmek konusundaki kararlılığımız bugün işgal altında başlamış değil. Geçmişte de hürriyet konusundaki kararlılığımız bilinmektedir. Ancak bugün sadece iç idarenin zulmü değil, dışardan gelen işgal zulmüyle de karşı karşıyayız. ABD’nin Irak halkına yönelik hürriyet ve demokrasi önerisi sadece bir tuzaktır. Bu tuzağın Irak’ı da geçerek, bütün İslâm coğrafyasına doğru genişletildiği görülüyor. ABD Irak’a üç şey için geldi. Birincisi, Batı kültürünü Irak’a empoze etmektir. Bunun için çeşitli yöntemler uyguluyorlar. Halkın ahlaki seviyesini düşürmeye yönelik uygulamalar içindeler. Diğer taraftan halkın dinini değiştirmesine yönelik misyonerlik faaliyetleri yapılıyor. Halkımızı Batı kültürüyle entegre etme çalışmaları, işgalin şiddet politikalarıyla at başı gidiyor. Irak’a gelişlerinin ikinci sebebi, İsrail’in güvenliğini sağlamaktır. İsrail’in İslâm dünyası içerisindeki yalnızlığı bir güvenlik sorununu da beraberinde getiriyordu. Irak’ı parçalara bölmek ve böylece İsrail’e de nüfuz alanları sağlamak istiyorlar. Üçüncüsü ise, Irak’ın petrolüdür. Irak petrollerine el koymak için ABD buraya gelmiştir. Dolayısıyla geliş sebepleri arasında kesinlikle Irak halkına özgürlük sağlamak yoktur. •ABD, SADDAM’I DA GEÇTİ - Şu an hapishanelerde bulunan Iraklı sayısı hakkında bilgi verebilir misiniz? Şu an 10 ile 15 bin arasında Iraklı bulunmaktadır. Bunlar ABD’nin savaş esiri yaptığı Iraklılardır. Bunların akıbetleri hakkında hiçbir bilgi alınamamaktadır. Ne tür muamelelere maruz kalıyorlar, hayattalar mı, hangi hapishanede tutuluyorlar… Bu hususlarda hiçbir bilgi verilmemektedir. Saddam bu topraklarda 30 sene hakim oldu ve binlerce insan kötü muamele gördü. Bunlar ise, yani Amerikalılar, Irak’ta henüz bir senedir bulunuyorlar ve Saddam’ın 30 senede yaptığı zulme yaptılar. Irak’ta Amerikan askerlerinin yaptığı tutuklamalar sonunda bu kimselere çok kötü muameleler yapıldığı bir gerçektir. En önemlisi de tutuklamalar için bir gerekçe gösterilmiyor. Hukuksuzluk had safhalarda. -Şii ve Sünni kesimlerin direniş ortak paydasında giderek birleştikleri gözleniyor. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? •SÜNNİ VE ŞİİLER İŞBİRLİĞİ İÇİNDE Irak’taki etnik grupların ABD’ye karşı ortak zeminde güçlü bir direniş ortaya koyduklarını söylemek şu an için mümkün değil. Felluce ve ona yakın bölgelerde Sünnilerin direnişi söz konusu iken, Şiilerden sadece Mukteda el Sadr grubu direnişe katılmıştır. Ne yazık ki Irak’taki Şiiler içinde ABD işgalini destekleyen gruplar dahi vardır. Fakat Mukteda El Sadr direnmeyi tercih etti. Yani her kesimin direniş yanlıları İslâmi propaganda ile bir tür birlik oluşturmaya başladılar. Buna karşın Ahmed Çelebi’nin partisi, Yüksek Meclis gibi gruplar ise ABD’ye karşı mukavemetten yana değiller. Irak’ta halkın geneli direnişi seçenlerin yanında durmaktan yana. Iraklılar hangi mezhepten gelirse gelsin, direniş olması halinde bu direnişi bütün varlığıyla destekliyor. Zaten desteklenmesi de gerekir. •IRAK İNTİFADASI DOĞMAK ÜZERE -Irak’taki durumun bu şekilde devam etmesi halinde Filistin tarzı bir intifada hareketi başlayabilir mi? Eğer ABD Irak’ta gerek güvenlik sorunu olsun ve gerek yönetim anlayışı olsun bugünkü tutumunu sürdürürse, Irak’da Filistin tarzı bir intifadaya girişilmemesi için hiçbir neden yoktur. Bu öylesine bir intifada olur ki, Irak’ın sadece belirli yerlerinde değil, bütün her yerinde gerçekleşir. Sağlık şartlarının elverişsizliği, korkunç boyutlara ulaşmış olan işsizlik, gelecek kaygısı ve çözülmeyi bekleyen binlerce sorun, Irak İntifadasının vaktinin yaklaştığını gösteriyor. Bu arada hapishanelerdeki tutukluların durumu da unutulmamalıdır. Neredeyse her aileden bir kişinin tutuklu hale gelmiş olması, Irak’taki durumun gittikçe ABD aleyhine doğru evrildiğini ortaya koymaktadır. ABD’nin en büyük hatası, Amerikan ordusunun Irak’ta takındığı tutumdur. Irak’ta güvenliğin hiçbir biçimde olmaması ve Amerikan ordusunun başına buyruk hareketleri ve keyfi tutumu, işgale karşı direnişin güçlenmesine neden olmuştur. Halka direnişten başka hiçbir yol bırakılmamıştır. -Biraz da Musul’u konuşalım. Musul Araplar, Türkmenler ve Kürtlerin yanı sıra, daha pek çok etnik gurubu bir araya getiren bir şehir. Sizin parti olarak Musul’daki etkinliğiniz nedir? Musul’un kendine has bir yapısı var. Burada çok değişik mezhep ve etnik gruptan insanlar bir arada yaşıyorlar. Yüzyıllardır kız alıp vermeler dahil, insani münasebetler gerçekleşmiş ve İslâm kardeşliğinin en güzel örnekleri verilmiştir. Musul’daki üniversite, buranın bir entelektüel merkez olmasını da beraberinde getirmiştir. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, Musul ABD’nin hedeflerinin merkezi değildir ve olmayacaktır. Çünkü Musul buna elverişli bir yer değildir. Musul’daki mukavemet her fırsatta kendini gösteriyor ve gösterecektir. -Irak’taki bu denli güçlü direniş neden ve hangi kökenlerden kaynaklanıyor? Birincisi, hiçbir insan ülkesinin işgal edilmesine rıza göstermez. İkincisi de tabii ki oradaki halkın geneli Müslümandır ve Müslümanlar nereden gelirse gelsin şerefini ve namusunu işgalciye teslim etmez. Bu yüzden işgale karşı bu kuvvetli direniş oldukça normaldir. Direnişin olmaması anormal bir durum olurdu. -Son olarak Türkiye kamuoyuna yönelik bir mesajınız olacak mı? Biz komşu ülkelerden ve özellikle İslâm ülkelerinden Irak’taki bu durumla ilgili işbirliği istiyoruz. Ellerinden gelen her türlü maddi ve manevi desteği vermelerini istiyoruz. Irak halkı gerçekten çok zor durumda. İlaç sıkıntısı had safhaya ulaşmış durumdadır. Hastanelerimiz devre dışı kalmıştır. Birçok bölgede, özellikle mukavemetin gerçekleştiği yerlerde büyük sıkıntılarla karşılaşılmaktadır. VAKİT 04.05.2004
AKRA