Esirlere işkence, Bush'a göre 'bir grubun şok eden davranışı'. Rumsfeld istifaya yanaşmıyor. Ama istihbarat askerlerinin tahammülü zor bir işkence taktiği kursundan geçirildiği belirtildi
Irak'ta Ebu Garib Hapishanesi'nde esirlere insanlık dışı muameleler nedeniyle özür dilemek zorunda kalan ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, önceki gün altı saat boyunca sorguya çekildiği Senato'nun Silahlı İşler Komitesi'nde Demokratların istifa baskısından önde gelen Cumhuriyetçilerin esirgemediği destekle kurtuldu. ABC/Washington Post anketi de Amerikan halkının sadece yüzde 20'sinin Rumsfeld'in istifasını isterken yüzde 69'unun buna karşı çıktığını ortaya koydu. Ancak her gün bir yenisi gün ışığına çıkan işkence suçlamaları ve belgeleri, Bush yönetiminin başını daha fazla ağrıtacak gibi gözüküyor.
İşkencede R21 tekniği
Dün El Ahram gazetesine verdiği 38 dakikalık söyleşide, altı kez 'özür dilerim' ifadesini kullanan ABD Başkanı George W. Bush, haftalık radyo konuşmasında ise, "Son günlerde Amerika ve dünya Irak hapishanelerinde küçük bir Amerikalı asker grubun şok eden davranışlarını öğrendi" diyerek işkencenin bireysel olduğu iddiasında ısrar etti.
Bush'un bu tutumuna karşılık The Guardian, ABD ve Britanya askerlerinin işkence eğitiminden geçtiğini, dolayısıyla Ebu Garib'de olup bitenlerin tedavülde olan bir sistemden kaynaklandığını yazdı. Guardian'a konuşan Irak'ta görev almış SBS'ten (Special Boat Squadron) bir askeri yetkiliye göre esirlere, dillerini çözmek için cinsel taciz ve kötü muameleyi yöntem olarak gören R21 (Sorguya Direnme) tekniği kullanılıyor.
Sorgu eğitimi almışlar
Britanyalı ve Amerikalı askeri istihbarat elemanları da, ortak sorgu merkezi Ashford'da çok tutulan teknikler konusunda özel eğitimden geçirildi. Bu eğitime bazılarının dayanamayarak dışarı çıktığını anlatan Britanyalı asker, "Cinsel taciz ve aşağılama, Atlantik'in iki yakasında
'tutsağın şokunu artır' sloganıyla uygulanan metodun bir parçası" dedi. Britanyalı asker, SAS ve SBS askerlerinin yanı sıra hava indirme güçlerinin de bu eğitimden geçtiğini dile getirdi.
Washington Post gazetesi de, Ebu Garib'deki işkencelerden sorumlu tutulan kadın askeri polis Sabrina Harman'ın Bağdat'tan e-postayla gönderdiği itiraflarını yayımladı. İşkence emrini askeri istihbarat ve sorguyu yöneten sivillerden aldığını belirten Harman, görevinin sorgu öncesi esirlerin moralini bozmak olduğunu söyledi. Harman, "Kelepçeli bir ya da birkaç mahkûm veriyorlardı. İşimiz, onları uyanık tutmak, konuşmaları için hayatlarını cehenneme çevirmekti" diye konuştu.
İşkence skandalının ardından askeri istihbaratın Ebu Garib'deki sorgu işleyişinin değişmesi talimatı verdiği ileri sürüldü.
England resmen suçlandı
Bu arada Pentagon'un, Ebu Garib'e kötü muamelelerin önlenmesi amacıyla bir avukatın gönderilmesi planını reddettiği ortaya çıktı. Cumhuriyetçi Kongre üyesi Steve Buyer, hukukçu kimliğiyle Mart 2003'te Irak'a gitmek istediğini belirtti. Gelgelelim Buyer'in Genelkurmay'ca uygun görülen önerisini, Pentagon geri çevirmiş.
Öte yandan Ebu Garip'te yerde çıplak yatan esiri boynundaki tasmadan çeken kadın er Lynndie England, mahkûmlara kötü muamele yapmakla resmen suçlandı. Hamile olduğu için Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Üssü'ne gönderilen ve hala burada görevde olan England, mahkûmlara komplo kurmak, saldırmak, düzen ve disiplini bozmakla suçlanıyor. Askeri mahkemeye çıkarılması beklenen England'a görevden uzaklaştırma cezası verilebilecek. England'ın kendisi gibi işkenceden suçlanan, aynı birlikten görevli er Charles Graner ile nişanlı olduğu söyleniyor.
RADİKAL 09.05.2004