Öyle bir özür dileme gösterisi yapıldı ki, dünya ABD'li askerlerin yaptığı işkenceden değil, Rumsfeld'in dilediği özürden bahseder hale geldi...
Öyle bir özür dilersiniz ki, öyle çok eğilip yerlere yapışırsınız ki af dilemek için, sonunda mağdur tutup ellerinizden sizi ayağa kaldırmak zorunda hisseder kendini.
Bugünlerde Savunma Bakanı Rumsfeld böyle bir "Özür Tiyatrosu'nun" başrolünü oynuyor. Irak'ta yapılan işkenceler için öyle "sorgu çilelerinden" geçiyor, öyle çileler çekiyor gibi yapıyor ki - çile filan da çekmiyor tabii- Ortadoğu halkları kendilerinden özür dileyeni elinden tutup ayağa kaldırmak zorunda kalabilir yani.
Öyle çok "sorumluluğu" üzerine alıyor ki Bay Rumsfeld, öyle çok lanetliyor ki bu işi yapanları, öyle çok "Amerikan halkının gururundan" söz edip, Amerikalıların kendini bu işkence meselesinde kurban gibi hissetmelerini sağlıyor ki, sonunda mikrofonlar halka uzatıldığında insanlar şöyle diyor:
"Bizi 'kötü adam' yapmak için bu işkence fotoğraflarını kullanıyorlar."
Zavallı Ortadoğu halklarının ABD seçmenleri için sahnelenen bu tiyatrodan haberi yok.
Büyük özür gösterisi ile yapılan suç gölgelenirken artık dünya, işkenceyi değil, Bay Rumsfeld'in cümlelerine kilitleniyor.
İşkence şirketi kimin?
Bay Rumsfeld'in iki komisyon önünde verdiği sorgu boyunca sadece bir tane gerçek soru soruldu. Cumhuriyetçi senatörlerden McCain, Iraklı esirlere işkence eden sözleşmeli personelin hangi şirkete bağlı olduğunu, bu şirketle hükümet arasında nasıl bir sözleşme olduğunu sordu.
Rumsfeld bu son derece basit ve direkt soruya ne yaptı etti cevap vermedi.
Önyargı sanmayın. Çünkü 11 Eylül'den beri Bush kabinesi ile ilgili ortaya çıkan bağlantıların bir sonucu olarak insan ister istemez düşünüyor: Hükümetin sözleşme imzaladığı bu şirketler kimin acaba? Bu şirketlerle hükümetin bağlantıları var mı acaba? Bütün özür tiyatrosunun gölgelediği gerçekler ne kadar çirkin acaba?
Zaten, parası neyse verilir...
Çıplak erkek esirlerin üzerlerine gülerek yatmış kadın askerin arkadaşları konuşuyor CNN'de, BBC'de. "Benim arkadaşım öyle bir şey yapmaz!" diyor genç bir kadın, ihtiyar bir anne-baba kızlarının böyle bir şeye karışamayacağını söylüyor.
Doğrudur. Gerçekten böyle şeyler yapacak insanlar değillerdir çoğu. İşkenceciler sadist, manyak, kötü ruhlu insanlar değillerdir genellikle. İşkencenin karmaşık bir doğası vardır. Birçok insan belli koşullar altında, belli koşullandırılmalarla işkenceciye dönüşebilir. Bu gerçek, psikolojik testlerle birçok kez kanıtlanmıştır. Mesele o "çocukları" oraya belli koşullandırmalar ve koşullarla gönderenlerdir.
Ama suç bu kadar büyük olunca, iktidar kendi kendini cezalandıramayacağı için, suçun kapsamı küçültülür. Üzerine de iyi ışıklandırılmış bir özür tiyatrosu patlatınca.
Rumsfeld'in sorgusu sırasında dediği gibi: "Neyse parası verilir. İşkencenin zararı tazmin edilir!"
Ece TEMELKURAN
MİLLİYET 10.05.2004