Iraklı bir kadın ve bir çocuk esire tecavüz ile ölü bir esire uygunsuz davranış fotoğrafları basının elinde dolaşmaya başladı. 'Artık Irak'ta savaşı kaybettik' diyen ABD ordusunda, 'Rumsfeld istifa'sesi yükseliyor
Irak'ta her taşın altından esirlere işkencenin boyutlarına dair yeni kanıtlar çıkarken, çok sayıda Amerikalı askeri yetkilinin 'Artık Irak'ta savaşı kaybettik' görüşünü dile getirip Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in istifasını istediği belirtiliyor. Rumsfeld'in cuma gecesi Senato'ya ifadesinde, "Daha kötüsü yolda" demesinin ardından, Amerikalı
yetkililer yeni fotoğraf ve videoların yayımlanmak üzere olduğunu söyledi. Fotoğraflarda Amerikalı askerlerin bir esiri ölümüne döverken, bir kadın esire tecavüz ederken, bir cesete 'uygunsuz' davranışlarda bulunurken görüldüğü belirtildi. Ayrıca işgal güçleriyle çalışan Iraklı muhafızların oğlan çocuklarına tecavüz edişinin Amerikan askerlerince çekilmiş videokasetinin de bulunduğu kaydedildi.
İşkence tanıklıkları da sürüyor. Irak Geçici Hükümet Konseyi'nin skandal üzerine istifa eden insan hakları bakanı Abdülbassit Türki, "İşgal başladığından beri tüm ABD üslerinde işkence yapılıyordu. Bu hafta da işkencenin sürdüğüne dair bilgi aldım" dedi. Türki, ABD Valisi Paul Bremer'i kasımda sistematik işkenceye karşı uyardığını da belirtti.
Önce sorgu, sonra golf
Ebu Garib'de çalışan paralı askerlerden olan Joe Ryan'ın bir Amerikan radyo istasyonuna gönderdiği günlükten ise, Amerikalıların Ebu Garib'in damına golf sahası kurdukları ve sorgulardan sonra burada 'stres' attıkları öğrenildi. Sorguda kötü muameleye kapalı ifadelerle değinen günlükte, sorguculardan biri olan 'vahşi' lakaplı Bill Armstrong'un aşırı sağcı olduğu belirtiliyor. ABD ordusunun raporunda kötü muameleyle açıkça suçlanan paralı askerlerden Steve Stefanowicz'in de hâlâ Irak'ta çalıştığı belirtildi.
Washington kulislerinde işkence görüntülerinin Amerikan imajına etkisinin çapı 'diplomatik Pearl Harbour' diye nitelenirken, Washington Post Irak'taki işgalin gidişatı konusunda ABD ordusunda derin bölünmeler yaşandığını belirtti. Üst düzey askeri yetkililer, askeri başarı sağlansa bile artık Irak halkının desteğinin kazanılamayacağı kaygısını aktardı. Geçen yıl ABD'nin Irak'taki stratejik planlama direktörü olan albay Paul Hughes, ABD'nin Vietnam'daki gibi tek tek muharebeleri kazanmasına rağmen savaşın tümünü kaybetme yoluna girdiğini söyledi. 82. hava indirme birliğinin başındaki Tümgeneral Charles Swannack, "Sahada taktik olarak kazansak bile, stratejik olarak kaybediyoruz" dedi. Bazı subaylar da, ilk iş olarak Rumsfeld'in görevden alınması gerektiğini dile getirdi.
Ama yönetim Rumsfeld'e kalkan. Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, "Başkan Rumsfeld'i güçlü biçimde destekliyor, tabii meslektaşları ve ben de" derken, Başkan Yardımcısı Dick Cheney de, "Rumsfeld, ABD'nin gelmiş geçmiş en iyi savunma bakanı. Yolundan çekilin de işini yapsın" diye konuştu.
Özgürlük heykeli yerine...
Demokrat Senatör Ted Kennedy ise, "Artık ABD'nin simgesi Özgürlük heykeli değil, vücuduna ve kafasına çuval geçirilmiş ve kablolar bağlanmış halde bir kutunun üstünde duran esir" diye çıkıştı.
Skandala giderek batan Britanya hükümeti de, esirlere işkence fotoğraflarının yayımı üzerine Kıbrıs'a çektiği Lancashire Alayı'nın askerlerine Irak'ta çektikleri her fotoğrafı teslim etme emrini verdi. Hükümet böylelikle medyada daha fazla işkence görüntüsü çıkmasını önlemeye çalışırken, The Guardian Ebu Garib'deki sorgulara istihbarat askerlerinin de katıldığını ve hapishanenin sürekli MI6 tarafından ziyaret edildiğini yazdı. (Dış Haberler)
Şiilerle çatışma
Bağdat'taki Şiiler ABD askerlerini dün el bombalarıyla karşıladı.
Bush yönetiminin Iraklı esirlere yönelik işkencelerden ötürü özür dilemesi halkın öfkesini yatıştırmazken, çatışmalar da Şii bölgesinde yoğunlaşmış durumda. İşgal güçlerinin Bağdat'ın Şii banliyösü Sadr şehrindeki üst düzey Şii temsilci Seyit Amir el Hüseyni ve dört yardımcısını tutuklaması üzerine Mehdi Ordusu ile işgal güçleri arasındaki en az 18 kişinin öldüğü belirtilen ağır silahların konuştuğu çatışmalar patlak verdi. Güneydeki Amara'da ise Mehdi Ordusu'yla Britanya askerleri
arasında önceki gün başlayan çatışmalarda kurban siviller oldu. Direnişçilerin Britanya askerlerinin bulunduğu valiliğe havan topu atmasına iki Britanya helikopteri Sadık semtindeki binaları vurarak yanıt verince 10'un üzerinde ev yıkıldı, aralarında sekiz aylık bir bebeğinde bulunduğu en az dört sivil hayatını yitirdi. Bağdat'ta ise Bayaa mahallesinde kalabalık bir pazaryerinde meydana gelen patlamada üçü polis yedi kişi ölürken, 13'ü yaralandı. Patlamanın, Şii direnişçilerin 'işbirlikçi' olarak nitelediği Irak polisini hedef alıp almadığı henüz açıklık kazanmadı.
RADİKAL 10.05.2004