İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Le Pen'e davet, Farrakhan'a yasak

Dünya
|

Farrakhan da Le Pen de Yahudilere karşı ve ırkçı görüşleriyle tanınıyor. O zaman neden bu iki adamdan biri ülkenin yakınına bile yaklaştırılmazken diğeri elini kolunu sallayarak ziyarete geliyor? Tahmin edin bakalım bu iki adamdan hangisi siyah, hangisi beyaz?

''Kuzeydeki kent ve kasabalarda, ırkçılığa dayalı tansiyonun yüksek olduğu şu günlerde Britanya'nın ihtiyacı olan son şey ırk ayrımcılığının simge isimlerinden birinin ziyaretidir.'' Bu sözler Daily Mail gazetesinin bir başmakalesinde yer aldı. Ancak üzüntü vericidir ki, Fransız aşırı sağcı lider Jean Marie Le Pen 'in hafta sonu İngiltere'ye yaptığı ziyareti kınamak amacıyla kaleme alınan ve dün yayımlanan makaleden alıntı sözler değil. 2001 yılı Ağustosu'nda, ABD'de yaşayan siyah Müslümanlar arasında İslam propagandası yapan İslam Ulusu Örgütü'nün lideri Louis Farrakhan 'ın ziyareti söz konusu olduğunda yayımlanan yazıda yer alan bir ifade. O günlerde, gazetenin şansına, İçişleri Bakanı David Blunkett da Farrakhan konusunda antrenmanlıydı. Ve daha önce, 1986 yılında, Farrakhan için alınan ''ülkeye girme yasağı'' nın yüksek mahkemece alınan iptal kararını iptal ettirmek için temyiz mahkemesine başvurdu. Ve başarılı oldu. Fransa'daki Ulusal Cephe Partisi'nin lideri Le Pen konusunda ise İçişleri Bakanı'nın tutumu farklı oldu. Blunkett, televizyon kanalındaki sabah sohbetinde Le Pen'in ''düzgün davrandığı sürece'' her Avrupa Birliği yurttaşı gibi ülkeye gelip gidebileceğini söyledi. Herhalde bu sözleri sarf ederken de içişleri bakanı olarak kamuoyu çıkarlarını tehdit ettiği takdirde bir AB yurttaşını ülkeye gelmekten men etme yetkisine sahip olduğunu unuttu. Biri beyaz, biri siyah Farrakhan da Le Pen de Yahudilere karşı ve ırkçı tutumları nedeniyle kınanmışlardı. O zaman neden bu iki adamdan biri ülkenin yakınına bile yaklaştırılmazken diğeri elini kolunu sallayarak ziyarete geliyor? Neden birinin bu kadar güçlü düşmanları var ama diğerinin yok? Tahmin edin bakalım bu iki adamdan hangisi siyah hangisi beyaz? Farrakhan'ın ülkeye girme hakkının tartışıldığı dönemde Blunkett'ın avukatı Monica Carss Frisk şunları söyledi: ''Bay Farrakhan anti- semitist ve ırk ayrımı yaptığı görüşlerini açıkça ifade etmesiyle ünlüdür. Özellikle de Ortadoğu'da bu kadar çalkantının yaşandığı bu dönemde ülkeye girmesine izin vermek toplumsal ilişkiler ve toplumsal düzen açısından tehdit oluşturur.'' İlk bakışta anlamlı sözler olduğunu düşünebilirsiniz.. ancak Le Pen konusuna döndüğümüzde onun ziyaretinin Ortadoğu açısından Farrakhan'ınkinin söz konusu olduğu dönemden çok daha tansiyonun yüksek olduğu bir döneme denk geldiğini görürsünüz. Daha da önemlisi Le Pen, Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılacak olan İngiliz Milliyetçi Partisi'nin (BNP) davetiyle partiye destek ve oy toplamaya geldi. Partinin sözcüsü Edwards, ''Bu ziyaret, uluslararası anlamda önemli bir siyasi figürün kampanyamızı desteklediği için imajımızı yükseltiyor. Gerçek ve kayda değer olduğumuzu gösteriyor'' dedi. Irkçılıktan kaynaklanan huzursuzluğun arttığı bir ülkede ve bulvar basınının seçmenin gözünde Müslümanları ve mültecileri günah keçisi haline getirdiği bir dönemde bu ''yükselen değer imajı'' nın etkilerini tahmin etmek için falcı olmaya gerek yok! Bu etki seçim sandıklarının çok ötesine gidiyor. Le Pen daha zararlı Farrakhan'ın görüşleri ise toplumun sosyal yapısı açısından bakıldığında ne kadar çirkin olursa olsun Le Pen'inkilerin aşırılık seviyesine yakın bile değil. Lideri olduğu İslam Ulusu'nun asıl amacı siyah Müslümanlar arasındaki bütünlüğü, kendine güven ve disiplini sağlamak, onlar arasındaki İslam kültürünü yaymak. ABD'nin en kötü durumdaki gettolarındaki yandaşları, suç işleyenlerle, uyuşturucu çeteleriyle mücadele etti. Çeteleri bu bölgelerden uzaklaştırdı. 1995 yılında düzenlediği ''Bir Milyon Kişi'' yürüyüşüne milyon olmasa da 850 bin Afrika kökenli ABD'li katıldı. Aileleri ve kendileri gibi Afrika kökenli kardeşleriyle bütünleşti. Hakkında anti-semitist ve ırkçı söylemleri yüzünden en az altı suçlama bulunan Le Pen'in aksine Farrakhan'ın adli sicili temiz. İngiltere dışında hiçbir ülke girişini yasaklamadı. İsrail bile girmesine izin verdi ve ziyaretleri hiçbir zaman şiddete yol açmadı. 2001'de, yüksek mahkemede Farrakhan'ın girişinin yasaklanmasının iptal kararını alan Yargıç Turner , yasağı haklı gösterecek geçerli ve yeterli delil olmadığını savunmuştu. İçişleri Bakanı Blunkett'ın bu kararın iptali için başvurusuna ise, böyle bir yasak kararının yargıç yerine demokratik bir düzende saygın bir politikacının kararı olabileceği düşüncesi temel alınarak izin verilmişti. Etnik grupların kaderi Blunkett, temyiz mahkemesindeki yargıçlar tarafından yasak isteminin gerekçesinin hangi bilgiye dayandırıldığının açıklanmaması nedeniyle eleştirilse de İçişleri Bakanı'nın yasak kararının iptal ettirilmemesi istemi kabul edilmişti. Le Pen'in İngiltere'de olduğu pazar günü bazı protesto gösterileri düzenlendi. Ancak asıl düzen bozukluğuna, bu ziyaretin aşırı sağcı liderler ve görüşlerine verdiği prim ortaya çıkınca tanık olacağız. İngiltere'nin etnik azınlıkları söz konusu olduğunda İşçi Partisi Hükümeti'nde temsil edilmelerine rağmen, iş, güç ve etkileşime geldiğinde onları marjinalleştirmek ve kötülemek isteyenler daima bir adım önde olacaklardır. JOSEPH HARKER (The Guardian, İngiltere, 27 Nisan ) CUMHURİYET 10.05.2004
AKRA