Sonya Gandi'nin lideri olduğu Kongre Partisi 545 sandalyenin 145'ini kazanarak Hindistan'da iktidarın büyük ortağı oldu. Sol partilerle koalisyon kuracak olan Gandi de başbakanlık koltuğunu garantiledi.
Hindistan'daki seçmen kitlesinin büyük çoğunluğu bizi bir kez daha şaşırttı. Eski Başbakan Atal Bihari Vajpayii kartların kendi lehine oynanacağını düşünüyordu. Ancak seçmen aksi yönde oyunu kullandı. Onun lideri olduğu BJP'yi yönetimden uzaklaştırdı ve Sonya Gandi yönetimindeki Kongre Partisi'ne zafer kazandırarak iktidara taşıdı. Böylece ailenin dördüncü kuşağına görev vererek ülkede tam 13 yıl aradan sonra Gandi adını yeniden yönetime taşımış oldu.
1957'de, güneydeki Kerala Eyaleti'ndeki seçmenler, dünyada ilk kez komünist bir partiyi hükümete getiren seçmen kitlesi olmuştu. Üç yıl sonra ise bu eyalette ibre aksi yöne dönmüştü. 1975 yılında sendikaların etkisiyle olağanüstü hal ilan ettiği için Indira Gandi hükümetini görevden alan Hintli seçmen, bu kez ''Işıldayan Hindistan'' sloganıyle seçime giden BJP'ye sırt çevirdi.
Ülke demokrasisi, 1947'de bağımsızlığını ilan ettikten sonra sayısız otoriter, yolsuz ve yeteneksiz politikacı yetiştirdi. Bayan Gandi, BJP yönetiminde ülkede çok az şeyin olumlu yönde değiştiği tezini baz alarak kampanyasını yürüttü.
Laiklik kazandırdı
Temel gereksinimler temiz içme suyu, istihdam ve elektrikti. Bu sorunlara çözüm getiremeyen BJP iktidara veda etmek zorunda kaldı. Bayan Gandi parlamentoda çoğunluğu sağlamak için sol eğilimli partilerle koalisyon arayışı içine girmek zorunda.
Özelleştirme çalışmalarının geri plana atılacağı, kırsal kesimde yaşayanların su, elektrik, yol gibi temel gereksinimlerine öncelik verileceğini vaat eden Gandi'nin güçlü, laik bir hükümet söylemi de seçim kampanyasında BJP'nin Hindu milliyetçiliğini ön plana çıkarmasından sonra seçmenden büyük destek aldı.
Pakistan'la ilişkiler konusunda ise eski hükümetin attığı barışa yö nelik adımların izinden gidilecek gibi görünüyor. İki ülkenin dışişleri bakanları bu yaz bir araya gelecek.
Dördüncü kuşak Kongre Partililerin yönetimindeki Hindistan'la Çin arasında mükemmel paralellikler var. Birincisi, kırsal kesimde yaşayanların kenttekilere ekonomik reformun kazançlarına sahip olmayı hâlâ bekledikleri mesajını vermeleri.
Çin'de de Şangay'daki kuleler çok etkileyici, ancak yönetim geniş kitlelerin yoksulluğuyla mücadele için fazla bir şey yapmıyor. Çin'de, sosyal yapının bozulmasından korkan Komünist Parti yoksulla varsıl arasındaki farkı azaltmaya çalışıyor ama fazla başarılı olduğu söylenemez.
Hindistan'da da BJP'nin uğradığı yenilgi sonrasında seçimden zaferle çıkan Kongre Partisi, kırsal kesimin geliştirilmesi için çaba sarfedecek.
Bir milyarı aşkın nüfuslu iki ülkenin de ekonomik büyümenin sağladığı meyveleri daha hakça dağıtabilmek gibi bir sorunu var. Ancak demokrasi kültürünün yaygın olduğu Hindistan bu konuda daha avantajlı.
CUMHURİYET 17.05.2004