Rumsfeld'in Afganistan'da işkenceyi teşvik eden programı Irak'ta bizzat yürürlüğe koyduğu öne sürüldü. İstihbarat yetkilileri programı, 'Adama el koy, ne istersen yap' diyerek özetliyor
Amerikan medyası ABD güçlerinin esirlere işkence yapması skandalının peşini bırakmazken, New Yorker dergisi son sayısında Afganistan'da uygulanan işkenceyi teşvik eden bir programın geçen yıl Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in onayıyla Irak'ta da yürürlüğe girdiğini yazdı. New Yorker muhabiri Seymour Hersh'in haberine göre, Bağdat'taki Ebu Garib Hapishanesi'nde işkenceyle sonuçlanan sorgu yöntemlerini teşvik eden çok gizli programa, Rumsfeld, istihbarattan sorumlu yardımcısı Stephan A. Cambone ve Genelkurmay Başkanı Richard Myers onay verdi.
Bir dizi istihbarat yetkilisiyle mülakatlara dayandırılan haber
özetle şöyle: Bush yönetimi, 2001'de Afganistan'da başlattığı operasyonlarda Kaide liderlerine yönelik, 'çok değerli hedeflerin' öldürülmesi ya da yakalanması ve sorgulanmasını öngören bir programı uygulamaya koydu. Program, komandoların CIA'in tüm dünyada kurduğu gözaltı merkezlerinde gerektiğinde güç kullanılmasını kapsayan çok sıkı sorgulara izin veriyor. Rumsfeld, geçen yıl bu programın çapının genişletilerek Irak'ta devreye sokulmasına onay verdi.
CIA karşı çıktı
'Irak'ta artan direnişe dair daha çok istihbarat toplamak için esirlere fiziksel zorlama ve cinsel aşağılamayı teşvik eden' operasyon, aslında
'Special Access Program' adını taşıyor, ama istihbarat çevrelerinde
'Copper Green' (Bakırımsı Yeşil) gibi kod isimleriyle anılıyor. Bir yetkili, programı, "Adama el koy. Ne istersen yap" diye özetledi. Habere göre, CIA, programın Irak'a yayılmasına karşı çıkmış. Ama Pentagon istifini bozmayınca CIA, geçen sonbaharda Ebu Garib'e müdahil olmayı bırakmış.
Pentagon çok kızgın
Rumsfeld, Kongre'deki ifadesinde esirlere Cenevre Sözleşmesi'ne uygun davrandıklarını, işkencenin emir komuta zinciriyle ilgisi olmadığını söylemişti. Haberdeyse, Rumsfeld'in suçu üst düzey sivil yetkililerden komuta zincirinin en altındaki askeri polislere atmaya çalıştığı dile getirildi. Pentagon, 1968'de Vietnam'daki My Lai katliamını ortaya çıkaran gazeteci Hersh'in haberini sert bir dille yalanlayıp, iddiaları 'tuhaf hayal ürünü, komplo yüklü, hatalar ve varsayımlarla dolu' diye niteledi.
Gizli görev gücü
New York Times'a konuşan gözaltı operasyonlarında görevli bir askeri yetkili ise Bağdat'ta bir merkezde gizli görev gücü oluşturduklarını anlattı. Yetkili, Ebu Garib'den aldıkları esirleri 72 saat sorgulayıp iade ettiklerini belirtti.
Ebu Garib'deki işkencelerden resmen suçlanan askeri polislerin ifadelerinin medyaya yansıması da sürüyor. Çıplak bir esiri boynundaki tasmadan çeken fotoğrafıyla tanınan 21 yaşındaki er Lynndie England, 5 Mayıs'taki ifadede şöyle konuşmuş: "Bunun eğlenceli olduğunu düşünüyorduk, o yüzden esirlerin çıplak bedenlerinin üst üste yığılmış olduğu ya da mastürbasyon yaparken görüntülendikleri fotoğrafları çektik. Esirlere kötü muamele rutin görevimizdi." England ile arkadaşlarının 'rutin görev'leri şuymuş: Esirlerin üzerine basma ya da boğazını sıkma yoluyla dört-altı saat koşma ya da sürünmeye zorlamak. Kafalarına çuval geçirilmiş esirlere futbol topu fırlatmak. Vücutlarında açık yaralar oluşması için esirleri tekmelemek (ve yaraları ciddi olmayan esirlere bizzat dikiş atmak). Esirleri bir neon lambasının kırıkları üzerinde sürüklemek.
İşkencenin kanıtları arşivlenmiş
ABD askerlerinin Guantanamo Üssü'nde uyguladığı kötü muameleyi görüntüleyip yüzlerce bandı arşivlediği öne sürüldü. The Observer'in haberi, Guantanamo'dan martta serbest bırakılan Britanya vatandaşı Tarık Dergoul'ün tanıklığı ve üst düzey bir yetkilinin doğrulamasına dayandırıldı. Gazete, bu ifadeler doğru çıkarsa, gözaltındakilere işkencenin ABD'nin 'terörle savaşı'ndaki kurumsal davranışı olduğunun kanıtlanacağını yazdı.
22 ay kaldığı kampta gördüğü işkenceden travma geçiren 26 yaşındaki Dergoul, kısa süre önceye dek konuşamıyormuş bile. Artık Irak'taki hapishanelerin başına getirilen tümgeneral Geoffrey Miller'ın komutasındaki Guantanamo'da 'Aşırı Tepki Gücü' (ERF) adlı beş kişilik cezalandırma mangası olduğunu aktaran Dergoul, gün içinde hücrenin üçüncü kez aranmasına karşı çıkma gibi ufak disiplinsizliklerde bile ERF'nin devreye girdiğini belirterek, bir operasyonu şöyle anlattı: "Yüzüme biber spreyi sıkıp üstüme atladılar, parmaklarını gözüme daldırıp kafamı tuvalete soktular ve sifonu çektiler. Beni bağlayıp dövdüler. Hücreden zincirle sürükleyerek çıkardılar ve sakalımı, saçımı, kirpiklerimi traş ettiler."
Dergoul, ERF her devreye girdiğinde altıncı bir elemanın olanları videoya kaydettiğini söylerken, bu ifade Guantanamo Ortak Görev Gücü'nden yarbay Leon Sumpter tarafından doğrulandı. Sumpter, üst düzey yetkililerin gözden geçirmesi için tüm ERF eylemlerini kaydedip arşivlediğini belirtti. Ayrıca başka işkencelerden geçirildiğini anlatan Dergoul da Afganistan'daki üslerde daha ağır işkencelerin sistematik biçimde uygulandığını da anlattı.
RADİKAL 17.05.2004