İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

"Tükürsek İsrail boğulur"

Dünya
|

“Bölgede 6 milyon Yahudi var. İsrail elindeki tüm silahları kullansa, Ortadoğu’daki Müslümanların ancak yarısını öldürebilir. Diğer yarısı tükürse İsrail’i boğar..”

Müslümanların üzerinde yaşadığı Ortadoğu bölgesinde kan durmak bilmiyor. Kimisi bölgeyi “bataklık”, kimisi de “kaynayan kazan” olarak nitelendiriyor. Oysa 7 milyon kilometrekarelik alan birçok açıdan dünyanın merkezi.. Sadece enerji bakımından dünya petrol rezervlerinin yüzde 67’si burada. Kaynayan kazan olmasının sebebi de, büyük ölçüde ihtiva ettiği yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının sömürülmek istenmesinden ileri geliyor. Şimdi Büyük Ortadoğu Projesi adıyla yeni bir söylem geliştirme peşinde. Buna İslâm ülkelerindeki işbirlikçileri de çanak tutma çabasındalar. BOP belgesini 2004 yılının ikinci ayında gündeme getiren Amerika, 28-29 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek NATO toplantısıyla buna destek bulup, şekillendirmek istiyor. Meseleyi Siyasal Coğrafyacı Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve “Dünya Denkleminde Ortadoğu” isimli kitabın yazarı Prof. Dr. Ramazan Özey’le konuştuk. - Ortadoğu niçin hep dünya hakimlerinin hedefinde olmuştur? - Dünyada insan yaşamına elverişli olmayan toprakların yekünü 120 milyon kilometre karedir. Üzerinde yaşanabilir toprak ise 30 milyon kilometre karedir. Yaşanabilir topraklar; 9 milyon kilometre karelik alanla Amerika, yine 9 milyon kilometre karelik alanla Avrupa Birliği’nin bulunduğu bölge.. Hindistan ve Güneydoğu Asya’ya doğru uzanan yani Kuzey Yarımkürenin orta kuşağı denilen bir alan vardır. Bu alanın tam ortasında da Ortadoğu bölgesi vardır. İnsan yaşamına elverişli olan bölgenin merkezi kısmı bu bölgedir. Burası da 7 milyon kilometrelik bir alandır. - İnsan yaşamına ne kadar elverişli? ORTADOĞU, YAŞANABİLİR BİR BÖLGE - Bölgeye baktığınızda 7 milyon kilometre karelik alanın neredeyse tamamı insan yaşamına elverişlidir. Burası iklim, ulaşım ve ticaret bakımından merkezdir. Böyle bir kalp bölgesine, ellbette dünyanın bütün ülkeleri göz diker. İşin en ilginç yönü de, dinler coğrafyası açısında incelendiğin de yine Ortadoğu çok önemlidir. Bütün dinler bu bölgede yeryüzüne inmiştir. - Dinlerin bu bölgede yeryüzüne inmiş olmasının ne gibi önemi var? - Önemli izah edeyim.. Öncelikle bölgeye Tevrat inmiş. Arkasından Hazreti İsa’ya İncil geliyor, Filistin’lilerin yaşadığı bölgeye. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus da şudur: İslâm gelmeden önce Yahudilik ve Hıristiyanlık arasında savaş vardı. Sonra ki gelen din bir önceki dini bölgeden kovmuş. En son gelen din İslâm olduğu için, bölgede şu anda ağırlıklı olarak Müslüman ülkeler var. Ama her giden din mensubu da tekrar “anayurt” olarak kabul ettikleri bölgeye geri gelmek için çaba gösteriyorlar. Mesela şu anda Hıristiyanlar her ne kadar İsrail’le dayanışma görüntüsü verseler de aslında bunlarında amacı Kudüs’tür. - Neden? - Çünkü Kudüs, hem Müslüman, hem Hıristiyan, hem de Yahudiler için kutsaldır. Hazreti İsa burada doğmuş, yaşamış ve göklere çekilmiştir. Hazreti Musa burada yaşamıştır. Hazreti Peygamber Efendimiz bu bölgede yaşamıştır. Herkes bu bölgeyi kutsal mekânlar olarak tanımaktadır. Bu açıdan bakıldığında Ortadoğu’nun önemi kat kat artmaktadır. ORTADOĞU İNGİLİZLERİN TABİRİ - “Ortadoğu” tabiri nereden çıkıyor? - Haçlı seferlerini baz alıp değerlendirdiğimizde, bölgeye yönelik saldırıların temelinde dini bir unsur olmasına karşın, ekonomik amaç hep güdülmüştür. Yabancılar sürekli olarak buraya göz dikmiş ve dönem dönem işgal etme çabaları göstermişlerdir. Ortadoğu deyimi de ilk kez İngilizler tarafından ortaya atıldı. Bölge, uzun sure Osmanlıların hakimiyeti altında kaldı. Ortadoğu Osmanlı hakimiyetinde olduğu dönemlerde, Hıristiyanlar ve Yahudiler izin almadan Kudüs’e giremiyorlardı. İngilizler bölgeyi parçalamak için öncelikle iki tabir geliştirdiler: Birincisi, Anadolu ve Balkanlar dahil Osmanlı topraklarına “Yakın Doğu”, Arap Yarımadası’na ise Ortadoğu denildi. Bunun amacı da Osmanlıyı parçalamaktı. Osmanlı parçalandıktan sonra da bölgenin tümünü 17 devletli olan alanı Oratdoğu olarak adlandırdılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya siyasi coğrafyasından Amerika Birleşik Devletleri güç gösterisinde bulunmaya başladı. Bu güç gösterisinde Amerikalılar, bölgedeki siyaseti değiştiriyorlar. ABD büyük oynamak için “Ortadoğu” teriminin başına “Great”(Büyük) kelimesi ekleyerek “Büyük Ortadoğu” kavramını geliştirdi. Büyük Ortadoğu bugün itibarıyla tamamıyla İslâm coğrafyasıyla kesişir. - İngilizler, “Yakın Ortadoğu” ve “Ortadoğu” tabirlerini ortaya atarak milliyetçilik kavramını da geliştirerek Osmanlıyı parçalamayı başardı. Amerika, “Büyük Ortadoğu” tabiri çerçevesinde geliştirdiği proje ile ne yapmak istiyor? DÜNYA PETROL REZERVİNİN YÜZDE 67’Sİ BURADA - Amerika’nın “Büyük Ortadoğu” ile amaçladığı şey, İslâm ülkelerini hegemonyası altına almak, sürekli olarak göz hapsinde bulundurarak, birbirleriyle iletişim ve ilişkilerin engellemek, bölgenin ekonomik kaynaklarını rahatlıkla sömürmektir. Amerika, denildiğinde artık emperyalizm, para, sömürü akla geliyor. Bu işgal ülkesi paranın ve ekonomik gücün nereden geleceğini biliyor. Bölgenin ekonomik kaynakları çok yüzeysel olarak ele alındığında, bu açından da dünyanın ambarı olduğu net bir şekilde ortaya çıkıyor. Dünya petrol rezervlerinin yüzde 67’si bu bölgede. Geleceğin yakıtı olarak kabul edilen Uranyum ve toryum bakımından da bölge çok zengin. - Bundan sonra daha ne yapılabilir ki? Zaten küçük küçük devletçikler var. Yenileri mi ortaya çıkartılacak? ABD, BÜYÜK ARENA YAPMA PEŞİNDE - Roma İmparatorluğu, zamanında büyük arenalar kurmuştu. Günlerce aç bırakılmış aslanların karşısına köleler çıkartılıp kapıştırılıyordu ve bundan büyük keyif alıyorlardı dönemin efendileri. Gladyatörler de kendi milletlerinden değildiler. AB ve ABD’ye baktığımızda, Romalıların varisleri olduğunu unutmamamız gerekiyor. İngiltere ve Amerika daha da ileriye giderek, büyük arena kurmayı amaçlıyor. Ortadoğu’da 1948 yılında küçük arena kuruldu. Küçük arena İsrail’dir. Siyonistler aslanlardır, Filistinliler de köleler. Her gün aslanlar köleleri parçalıyor. Amerika ve Avrupa Birliği zevkle seyrediyor. Amerika, büyük arenasının alanı genişledi. Ortadoğu’da kurulacak büyük arenada yer alan bütün devletler, seyirci konumunda olacaklar. Amerika ve Avrupa arenada krallara ayrılan yerde olacaklar. İslâm ülkeleri de stadyumun seyirciler bölümündeki yerlerini alacaklar. Amerika istediği gibi bir ülkeye girecek, oradaki insanları aslanların önüne atacak ve tüm Müslüman ülkelere seyrettirecek. - Müslüman ülkeleri seyirci bölümüne oturtma ihtiyacı niye hissediyor? İşgal ettiği topraklar, Müslüman ülkeler değil mi? BOP. ARZ-I MEVUDU GERÇEKLEŞTİRME PROJESİDİR - Burada izlenen yol sırayladır. Hepsini karşısına alamaz. Alırsa zararlı çıkacaktır. Müslüman ülkeleri seyirci bölümüne alıyor ki, suç ortakları çoğalsın. Ayrıca burada kendisi bizatihi baş aktör olmak durumunda da değildir. İslâm coğrafyasında İsrail gibi bir hançer var zaten. Amerika, halkından ziyade üst yönetimi siyonizme hizmet ediyor. Birçok başkanı Yahudi asıllıdır. Arz-ı Mevud’u gerçekleştirme projesi hayata geçerilmek isteniyor. Geçtiğimiz aylarda Irak’a yeni bir bayrak dizayn ettiler. Bu İsrail bayrağı ile özdeşleşmiştir. Sebebi de Irak’ta kurulacak özgür ve demokratik bir İslâm devletinin kurulmasını engellemektir. Müslüman bir Irak yönetimi yerine İsrail’in emrinde olacak ve geçmişi karanlık kişilerin yöneteceği bir devlet isteniyor. Suriye hedeftedir. Dolayısıyla Fırat-Dicle ile Nil nehirleri arasındaki “Kutsal Topraklar” İsrail’in hakimiyetine alınma savaşı yürütülüyor. Büyük Ortadoğu Projesi’yle bölgede Büyük İsrail’in kurulması amaçlanıyor. - Ortadoğu tarihi; savaşlar, kıyımlar, zaferler ve mağlubiyetlerle doludur. İngilizler ve Fransızlar bölgede görüldü. Geleceğe yönelik bir perspektif çizdiğimizde, bölge halkı, daha önce yaptığı gibi ABD’yi de bölgeden kovar mı? İŞGAL “HAYIR” GETİRECEK - İnsanlık tarihinde daima “ezenler” ve “ezilenler” ayrımları olmuştur. Dünya cağrafyası üzerinde hep süper güç çıkmıştır. Bir baktığımızda; Hunlar, Romalılar, Doğu Romalılar, Selçuklular, Osmanlılar, İngilizler ve Amerikalılar. Medeniyetler de insanlar gibi doğar, büyür, gelişir ve ömürlerini tamamlayarak yıkılırlar. ABD, şu anda büyük bir çöküş yaşıyor. Borç batağında. Dünya devletleri hızlı bir şekilde dolardan kaçıyorlar. Zulüm ilelebet payıdar olmaz. Bush “haçlı seferleri” dedikçe bölgede uyanışı hızlandırıyor. Savaş başladığında da söylemiştim, Bir kere daha tekrarlıyorum: Irak’ın işgali bölgeye “hayır” getirecek. Burası eninde sonunda Vietman’a dönüşecek. Cengiz Han, Bağdat’ı yerle bir etti, ama istediğini alamadan çekip gitmek zorunda kaldı. Şu anda Irak’ta her ev ve iş yeri işgalciler için potansiyel bir tehlike arz ediyor. Irak “giden gelmez” ülkesidir. Çekilme sinyali vermeye başladı. Ama yanılıyor, Şiileri yok saydı. Amerika coğrafya cahilidir. Böyle kaldığı sürece de yok olmaya mahkûmdur. - ABD işgali, bölgede uyanışa mı yol açıyor? - Güneşin her batışı, doğuşuna delalet eder ya.. İşte aynı o şekilde Irak şu anda karanlıkta ise ki öyle, ama aydınlığa doğru gidecek. İslâm topraklarında Osmanlı gibi bir Müslüman gücün dünyaya yeniden hakim olması için bekleyiş başlamıştır. Ortadoğu’nun geleceği aydınlıktır. - ABD’nin BOP’u büyük ölçüde İsrail’in geleceğine hizmet amacı taşıdığı ifade ediliyor. İşgalcinin bölgedeki olası mağlubiyeti, siyonist devleti nasıl etkiler? HER MÜSLÜMAN BİR KEZ TÜKÜRSE İSRAİL BOĞULUR - 1960’larda Sovyetler Birliği ile Çin arasında bir kriz meydana gelmişti. O dönemlerde Rusya, Kızıl Ordu’yu olduğu gibi Mancurya bölgesine yığdı. Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlaması an meselesi olmuştu. O zaman Rusya’nın Çin’e saldırmasına bir söz engel oldu. Çin Devlet Başkanı, “Uzmanlarıma hesaplattırdım. Sovyetlerin elindeki silahların vurma gücü hepsi tam isabet etse, ancak ve ancak 500 milyon Çinli’yi öldürebilirler. Geriye 500 milyon Çinli kalıyor. Bunlarda Moskava’ya kadar yürüseler yeter de artar”.. Bu sözden sonra Kızıl Ordu sessiz sedasız bir şekilde Mancurya bölgesinden çekildi. Şimdi buna benzer bir örneği ben vermek istiyorum: ‘5 milyon Yahudi var. İsrail elindeki tüm silahları kullansa, Ortadoğu’daki Müslümanların ancak yarısına öldürebilir. Diğer yarısı tükürse İsrail’i boğar..’ - İmam Humeyni de “Her Müslüman bir kez tükürse, İsrail devleti tükürükle boğulur” demişti. Ama 56 senedir sürekli olarak İslâm ülkeleri zayıflıyor, İsrail ise büyüyor. Bunu nasıl açıklayacağız? - Kolay değil, dönüşümler zaman alıyor. Uyanış eninde sonunda olacak. Eskiden yabancılar Osmanlıca öğrenmek için bu cağrafyaya gelip, eğitim öğretim görüp, dil öğrenirlerdi. Şimdi tam tersi, batıya ilim için giden çok Müslüman var. ABD çökünce bunlar ne yapacaklar? Ülkelerine dönmeyecekler mi? Yapılanların hesabını sormayacaklar mı? Bence soracaklar, hem de acı bir intikam alarak.. ABD, büyük arena yapma peşinde - Bundan sonra daha ne yapılabilir ki? Zaten küçük küçük devletçikler var. Yenileri mi ortaya çıkartılacak? - Roma İmparatorluğu, zamanında büyük arenalar kurmuştu. Günlerce aç bırakılmış aslanların karşısına köleler çıkartılıp kapıştırılıyordu ve bundan büyük keyif alıyorlardı dönemin efendileri. Gladyatörler de kendi milletlerinden değildiler. Bugün AB ve ABD’ye baktığımızda, Romalıların varisleri olduğunu unutmamamız gerekiyor. İngiltere ve Amerika daha da ileriye giderek, büyük arena kurmayı amaçlıyor. Ortadoğu’da 1948 yılında küçük arena kuruldu. Küçük arena İsrail’dir. Siyonistler aslanlardır, Filistinliler de köleler. Her gün aslanlar köleleri parçalıyor. Amerika ve Avrupa Birliği zevkle seyrediyor. Amerika, büyük arenasının alanı genişledi. Ortadoğu’da kurulacak büyük arenada yer alan bütün devletler, seyirci konumunda olacaklar. Amerika ve Avrupa arenada krallara ayrılan yerde olacaklar. İslâm ülkeleri de stadyumun seyirciler bölümündeki yerlerini alacaklar. Amerika istediği gibi bir ülkeye girecek, oradaki insanları aslanların önüne atacak ve tüm Müslüman ülkelere seyrettirecek. VAKİT 27.05.2004
AKRA