İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Dünyanın kanı: Petrol

Dünyanın kanı: Petrol
Ekonomi
|

Almanya'da yayımlanan Der Spiegel dergisindeki yazıya göre geçmiş dönemlerde petrol, savaş için bir araçtı. Savaş gemileri, panzerler ve uçakların çalışmasını sağlıyordu. Günümüzde ise petrol bir savaş nedeni. Başka deyişle artık petrolle değil petrol için savaşılıyor.

İnsanoğlu, son 150 yılda 950 milyar varil petrol üretti ve tüketti. Artan dünya nüfusu, bazı ülkelerdeki ekonomik dengelerin değişimi gibi unsurların etkisiyle gereksinimin artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Yapılan hesaplar şimdi yılda toplam 29 milyar varil olan petrol gereksiniminin 2020 yılında 42 milyar varile çıkacağını gösteriyor. Son dönemde petrol fiyatlarının artması ve kaynakların küresel gereksinim için yeterli olup olmadığı tartışmaları ise akla ''Dünya yeni bir petrol krizinin eşiğinde mi'' sorusunu getiriyor. Daha da önemlisi ihtiyacı karşılayacak kadar petrol rezervi olup olmadığının tartışıldığı bir ortamda var olan ve var olduğu söylenen kaynakların kriz bölgelerinde olması işi farklı bir boyuta taşıyor. Araçtı, amaç oldu Almanya'da yayımlanan Der Spiegel dergisindeki yazıya göre geçmiş dönemlerde petrol savaş için bir araçtı. Savaş gemileri, panzerler ve uçakların çalışmasını sağlıyordu. Günümüzde ise petrol bir savaş nedeni. Yıllarca petrol üreten bir şirkette üst düzey yetkili olarak çalışan Daniel Yergin 'in deyişiyle ''endüstrinin itici kuvveti, dünya medeniyetlerinin damarlarında dolaşan kan'' olan petrol, siyasi kriz, ekonomik oyun ve tabii sonuç olarak askeri müdahalelerin nedeni. Başka deyişle artık ''petrolle'' değil ''petrol için'' savaşılıyor. 2000'li yıllarda Haçlı Seferleri'nin yerini ''petrol savaşları'' kavramı alabilir gibi görününüyor. Uzmanlara göre, petrol üreten ve rezervlere sahip ülkeler arasında ''zenginlik'' sıralamasında ilk sıralarda yer alan ülkeler arasında Rusya, Suudi Arabistan, İran gibi kriz bölgelerinin olması bu tezin doğruluk payını arttırıyor. Ekonomi etkileniyor Geçen hafta, ABD'de bir varil petrolün fiyatı 41 doların (yaklaşık 62 milyon lira) üzerine çıktı. Kurşunsuz süper benzinin litresi Almanya'da 1.2 Euro'ya (yaklaşık 2.2 milyon lira) satıldı. Endüstri kolları ve averaj tüketici için artan bu fiyatların borsaya, enflasyona ve dolayısıyla küresel ekonomiye etkisi büyük. 1997-1998 yıllarında yaşanan Asya'daki ekonomik kriz sonrasında fiyatlar artmıştı, 11 Eylül sonrasında da artış sürdü. Bir yılı aşkın süre önce Irak'ın işgal edilmesi sonrasında ise beklenenlerin aksine fiyatlar düşmedi, çıkmaya devam ediyor. Bu da ''1973, 1979 ve 1990'da yaşanan petrol krizi kapıda mı'' korkusu yaşatıyor. 2020'de 42 milyar varile çıkacağı düşünülen petrol gereksinimini karşılamak için 1200 milyar varil petrol rezervinin yeraltında olduğunu savunan uzmanların haklı olup olmadığı henüz kesin olarak bilinmiyor. Bu rezervlerin varlığını kesinleştirmek için milyonlarca dolarlık araştırma yapmak gerekiyor. Bu miktara artı 500 milyar varil petrolün de var olduğunu savunanlara inanmak da kolay değil. İslamcı terör tehdidi Üretim sıralamasında ikinci olan Suudi Arabistan'da bulunan dünyanın en büyük petrol üretim şirketlerinden Saudi Aramco'nun yetkililerinden Nansen Saleri, ''Bizde yeterli kaynak var. Torunlarımıza değil torunlarımızın torunlarına bile yeter'' dese de ülkenin istikrarlı bir ülke olmaması güvensizlik yaratıyor. Ülkede, petrol şirketlerinin İslamcı terörün hedefi haline gelmesi de ayrı bir sorun. Üretim sıralamasının beşincisi İran'daki molla rejimi söz konusu olduğunda da aynı güvensizlik ortamı geçerli. Petrol üreten ülkelerin birinci sırasına yerleşen Rusya'da ise Devlet Başkanı Vladimir Putin 'in sektörün devlet kontrolünde olmasını istemesi işleri zorlaştırıyor. Dünyanın petrol rezervi açısından en zengin ülkelerinden Irak'taki kaynaklardan yeterli derecede yararlanılamıyor. Saddam Hüseyin döneminde günde 3.5 milyon varil olan üretim günde 2.4 milyon varile düştü. Bu tablo özellikle Batılı tüketicilerin gözünü korkutuyor. Çünkü onlar daha çok enerji tüketiyor. Bir Amerikalı yılda ortalama 26 varil petrol tüketiyor. Bu rakam her ne kadar dışa açılan ülkede otomobil ve benzeri satışlarının dolayısıyla da enerji tüketimi artsa da Çin'de kişi başına 1.8, Hintli için ise 0.9 varil. Bakû-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının 2005'ten itibaren günde bir milyon varil üretim yapacak olması da Batılı ülkeler için karanlık görünen tabloyu aydınlatmıyor. Bugün dünya petrolleri toplam 43 bin kuyudan sağlanıyor. Bunların yüzde 90'ı 20 yıldan uzun süredir kullanılan kuyular. Her ne kadar petrolden sonra gelen enerji kaynağı olan kömürle doğalgaz son yıllarda birbirleriyle yarışa girmiş olsa da veriler ve insanoğlunun 2000'lerde petrolden vazgeçemeyeceği gerçeği gelecekte sıkıntı yaşanacağını gösteriyor. Petrol çıkarmak için yeraltına inmeyi sağlayan teknoloji eskiye oranla daha gelişmiş ve ucuz da olsa ihtiyacın karşılanması için kriz bölgelerine, özellikle de Ortadoğu'ya bağımlı olunduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Üretimde üçüncü, tüketimde birinci sırada olan ABD'nin Başkan Yardımcısı Dick Cheney , ihtiyaçlarının yılda yüzde 2 artacağını, üretimlerinin de yüzde 3 düşeceğini söylüyor. Ve 2010'da ülkesinin günde 50 milyon varil petrol açığı olacağına işaret ediyor. Bu belki, Irak'a demokrasi getirme isteğini ve Saddam Hüseyin'in elinde kitle imha silahı bulundurduğunu bahane eden ülkesinin petrol zengini Irak'ta savaşmasının gerçek nedenini açıklıyor! Tabii, ülkedeki petrol kuyularının işgal güçleri tarafından 15 bin güvenlik görevlisiyle korunmasının nedenini de. Uzun lafın kısası Batılı ülkelerin Ortadoğu'nun dizginlerini ellerinde tutma isteğinin de petrolden kaynaklandığını bir kez daha gözler önüne sermiş oluyor. CUMHURİYET 27.05.2004
AKRA