Suudi Arabistan'ın El Huber kentinde 22 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıların etkisiyle petrol fiyatlarındaki artış yüzde 3.4'e ulaştı.
Piyasalara, saldırıların Suudi Arabistan'ın petrol arzını aksatmak için El Kaide örgütünün planladığı kapsamlı bir harekâtın habercisi olabileceği korkusunun yerleştiği belirtildi.
Dün Asya'da fiyatlar yüzde 1.7 artışla 40.50'ye çıkarken ABD'de New York piyasasında açılışın ilk saatleriyle hafif petrolün varil fiyatı yüzde 3.4 yükselerek 41.22 dolara çıktı. Londra'da ise Brent petrolün varil fiyatı 1.64 dolar artışla 38.22 dolara yükseldi.
El Huber'deki olaylar, Suudi Arabistan'ın herhangi bir saldırıya karşı ne kadar güvenli olduğu konusunu tekrar gündeme getirdi. Suudi Arabistan Kraliyet Danışmanı Nawaf Obaid , ''Güvenlik için iki yılda 750 milyon dolar yatırıldı. Petrol altyapısını 30 bin görevli korurken en yüksek teknolojilerle gözetim yapılıyor'' diyerek güvenlik konusunda bir endişeye gerek olmadığını savundu. Kevin Rosser adlı bir işletme riski danışmanı da Obaid'in sözlerine katılırken Amerikan Merkezi Araştırma Birimi ''Koruma ve çitleri koymak kolay ama onlar gerçek bir saldırıda savunma yapamazlar'' görüşünde.
The Economist'in 29 Mayıs-4 Haziran tarihli sayısında yayımlanan bir raporda, Suudi Arabistan'da olası bir saldırının dünya piyasaları üzerindeki etkisi tartışıldı. Haberde, dünyanın, petrol rezervlerine düzenlenecek herhangi bir büyük saldırı sonrası ayakta kalabilmek için sahip olduğu yedek kapasiteler nedeniyle 1970'lerden çok daha iyi bir durumda olduğu belirtildi. Ancak, stratejik petrol stoklarının hepsi bir anda çekilemiyor. Eğer Suudi rezervlerinde uzun süreli bir kayıp yaşanır ya da Ortadoğu kaynakları bir anda kaybolursa, stratejik stokların yeterli olmayacağı belirtiliyor. Bu durumda, fiyatların çok hızlı biçimde yükseleceği ve piyasaların ancak tüketimde büyük kesinti sonrası dengeye kavuşabileceği ifade ediliyor.
Alternatifi var mı?
Petrol konusunda yaşanan sıkıntılar ''Petrolün alternatifi ne olabilir'' sorusunu sürekli gündeme getiriyor. Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklar en çok öne çıkan alternatifler. Hem ucuz olması hem de petrole göre daha temiz olması bu kaynakların önemini arttırıyor. Dün Bonn'da başlayan ve 4 gün sürecek olan konferansta da büyük alternatif enerji firmaları boy gösterecek ve uzmanlar eşliğinde bu kaynaklardan en iyi şekilde nasıl yararlanılabileceği tartışılacak. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre yenilenebilir kaynakların oranı 2000'de dünya enerji kullanımının sadece yüzde 5'i civarındaydı. Buna karşın petrol yüzde 38, kömür ve gaz yüzde 50 seviyesindeydi. Ajans, 2030'a kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının oranının yüzde 6'ya çıkacağını, ancak petrolün yine aynı seviyede kalacağını belirtiyor.
CUMHURİYET 02.06.2004