“Asıl terörist Irakta ve Filistin’deki işgalcilerdir” Ancak terörle mücadele için ortaya çıkanlar terör estiriyorlar. Filistin’i işgal edenler teröristtir. Onlara peşkeş çeken ve destekleyenler teröristtir. Keşmir’e saldıranlar teröristtir. Afganistan ve Irak’da işgallerini devam ettirenler teröristtir. Onların terörist diye listeye aldıklarına baktığımızda çoğunluğunun hiç şiddet yanlısı olmayan ve mazlum İslami hareketler olduğunu görürüz.
Milli Gençlik Vakfı’nca organize edilen İstanbul’un Fethi’nin 551’inci yılı kutlamalarına katılan yabancı konuklardan Pakistan İslam Partisi Genel Başkanı Kadı Hüseyin Ahmed, gazetemize dünyadaki ve ülkesindeki gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
- Türkiye’deki son siyasi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Sömürgeci zihniyetteki devletler İslam ülkelerini etnik ve dilsel farklılıklara göre ayırmak istiyorlar. İslam ülkelerinin üzerinde de bu yönde büyük baskılar yapıyorlar. Türkiye de bu baskılara maruz kalan İslam ülkelerinin başında geliyor. Çünkü Türkiye tarihten devraldığı İslam medeniyeti mirasına sahip. Türkiye gibi Pakistan, Ürdün, Mısır’a da büyük baskılar uygulanıyor. Ve İslam ülkelerinin birbiriyle işbirliği yapmasını ve yakınlaşmasını engellemeye çalışıyorlar. Böyle bir misyon üstlenen parti ve kurumları da terör listesine dahil ederek safdışı bırakmaya çalışıyorlar. Bu tür baskılar bütün İslam ülkelerindeki yönetimlerin üzerine uygulanmaktadır.
- Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimli ilişkileri nasıl yorumluyorsunuz?
- Hindistan ve Pakistan’ın iyi ilişkiler kurmasının önünde Keşmir gibi bir engel var. Benzer engellerin diğer İslam ülkelerinin de başında olduğunu görüyoruz. Hatta aynı din ve dilden olan İslam ülkelerinin bile birbirleriyle iyi ilişkiler kurmasının önüne böyle engeller koyulduğunu görürüz.
Hindistan ile iyi ilişkiler kurulamayışına önemli bir neden de Hindistan yönetiminin Pakistan’a karşı takındığı tavırdır. Pakistan devletini bir türlü içlerine sindiremiyorlar. Pakistanlılara karşı her fırsatta düşmanlıklarını gösteriyorlar. Hindular aynı Bosna- Hersek’deki Sırplar gibidir. Sırplar nasıl Boşnak Müslümanların o bölgede ayrı bir devlet kurmasını hazmedemiyorlarsa aynı çekememezlik ve nefret Hindularda da var. İçlerindeki bu düşmanlıklarını her fırsatta dile getiriyorlar.
Hindular, Müslümanların Hindistan’ı yaklaşık yediyüz sene yönetim altında tutmalarını bir türlü zihinlerinden atamıyorlar. Şuur altlarında Müslümanların tekrardan Hindistan’a sahip olacakları korkusunu yaşadıklarından kendilerine güvenemiyorlar. Bu güvensizlik bir biçimde de Pakistan’a karşı düşmanlık göstermekle, Müslümanların üzerinde insanlık dışı uygulamalarla otorite kurmaya çalışmakla kendini gösteriyor. Babur mescidini yıkmalarının altında bu kin duygusu yatıyor, Keşmirli ve Hindistan’daki Müslümanlara insanlık dışı muamelelerde ve katliamlarda bulunmalarının altında yine bu intikam duygusu bulunuyor. Babur mescidi başta olmak üzere, yüze yakın mescidi yıktılar. Müslümanlara ait imarethaneleri, medreseleri ve İslami müesseseleri yerle bir ettiler. İntikam duygusuyla Pakistan’a yaklaşmaları haklı olarak etkiye tepkiyi beraberinde getiriyor. Aslında Pakistan Hindistan ile iyi ilişkiler kurmaya karşı değil. Dediğim gibi böyle bir ilişkiye Başta Keşmir olmak üzere bir kaç engel var.
İnsanlık İslam’a muhtaç
- İslam aleminin ve dünyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz, iyimser misiniz?
- İslam hak ve son dindir. İnsanlık İslam’a muhtaçtır. Dünyayı yaşadığı sorundan da kurtaracak olan adaletli bir sistemdir. Gerçek anlamda bu adaleti sağlayacak olan da İslam’ın ta kendisidir. Tarihte çeşitli millet ve dinlerden topluluklar İslam’ın adaletinden nasibini almış.
- İslam aleminin ve dünya müslümanları neden bu haldeler. Bu hale gelişimize neler sebep olmaktadır?
- Tabii ki İslam ülke yöneticilerinin ve dünya Müslümanlarının gafleti, müslümanların uyuşukluğu, olumsuz gidişatlarını kanıksamaları, basiretsizliği, plan ve programlı çalışmayışları birlikte hareket edemeyişleri gibi daha bir çok şey gerileyişimizin başlıca sebepleridir.
- İslam alemi Maddi yönden Batının çok gerisinde. 300 sene öncesini yaşadığımız söyleniyor. Yaşamakta olduğumuz bu kötü halden bizi kurtaracak şey nedir?
- İslam alemi yaşamakta olduğu krizlerden ancak, bilim ve teknolojik ilerlemelerle kurtulur. Bu yöndeki eksikliklerimiz batıyı devamlı İslam ülkelerinden daha üstün kılıyor. İslam alemi bilim ve teknolojideki bu geriliğini, batı ile rekabet edecek düzeye getirmedikçe yaşamakta olduğu krizlerden kurtulması mümkün değildir.
Devam ediyorum: İlim ve bilimle teknoloji geliştirilir, irade, uyanıklık gösterilir, İslamî hareketler, İslami Milli oluşumlar İslam ümmeti arasındaki safları sıkılaştırır ve böylelikle yaşamakta olduğumuz sorunlardan kurtulunur.
Çıkış yollarını sıralamaya yine devam ediyorum: Arap, Türküyle, Türkü, Pakistanlısıyla, Urdusuyla yani İslam ümmeti birliğinin sağlanması gerekiyor. Allah’a dönüşle, Kur’an ve Sünnet’e dönüşle bu krizlerden kurtulabiliriz. Müslümanlar ve İslam ülkeleri kendi aralarındaki çatışmaları en aza indirdiklerinde ve güçlerini birbirlerine karşı kullanmayı bıraktıklarında ancak bir güç olabilirler.
... birkez daha gösterdiler
- ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik izlemiş olduğu siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Ortadoğu’da olanlar dünya kamuoyunun gözleri önünde cereyan ediyor. ABD Afganistan derken Irak’a girdi. Irak’da durum içler acısı kan ve gözyaşı devam ediyor. Vaat ettikleri adalet demokrasi sözde olduğunu bir kez daha gösterdiler. İsrail‘de ABD’nin bu kanun tanımaz girişimlerinden cesaret alarak Filistinli direniş hareket liderlerine karşı bir dizi suikast girişiminde bulundu. Malumunuz üzere Şeyh Ahmed Yasin ve Rantisi menfur bir suikast sonucu şehid edildiler. Amaç, bölgedeki direniş hareketlerini sindirmek ve dağıtmak.
Eğitim ve öğretimimize de müdahale ediyorlar
- İslam ülkelerinde bir şey dikkati çekiyor. İslami eğitim veren okullar terörist yetiştirdiği suçlamasıyla eğitim müfredatında değişiklik yapıldığına şahid oluyoruz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
- Batı İslam ülkelerini kendi çıkarlarına uygun hale getirmek için yeniden yapılandırma operasyonları başlattı. Bunların başında da eğitim sistemlerimizde değişiklik yapılması geliyor. El Ezher başta olmak üzere bir çok İslamî tedrisatta bulunan okullarda batılı ülkelerin dayatmaları sonucunda ders müfredatında değişikliğe gidildi. Malumunuz üzere İslam ülkelerinde bir çok İslamî eğitim veren okulların açılmasına da sınırlamalar getirildi; Hatta mevcud olanların bir kısmının kapısına kilit vuruldu.
BOP Arz’ı Mev’ud’un ABD’ce gerçekleştirilmesinin adıdır
- Son zamanlarda konuşulmaya başlanan Büyük Ortadoğu Projesi hakkında neler söyleyeceksiniz?
- Aslında Amerikanın Büyük Ortadoğu Projesi dediği yeni bir şey değil, İsrail’in Yahudilik’teki Vaat edilmiş topraklar inancının siyasi literatürde Büyük İsrail Projesi’nin ABD’ce üstlenilmesinin adıdır. Amerika Büyük Ortadoğu adı altında Büyük İsrail’i kurmak istiyor.
- Pakistan’ın Türkiye’den beklentileri neler?
- Pakistan ve Türkiye arasında din kardeşliği bağı var ki, bu bağ aramızdaki diğer bağlardan en kuvvetli olanı. Ve bu bağı daha da kuvvetlendirmek için daha bir samimi ve gayretli olmak gerek. Bunları söylerken yapmacık ve sahte kardeşlik nutukları atmıyorum. Gerçek anlamda kardeşlikten ve iki ülkenin bir birine yakınlaşmasından bahsediyorum. Ticari ve teknolojik işbirliğinden bahsediyorum.
Asıl terör yapanlar onlar
- Amerika’nın öncülüğünü yaptığı terörle mücadele kampanyası partinizi olumsuz etkiliyor mu?
- Amerika’nın sözde terörle mücadele başlatmış olduğu girişimlerden bütün İslam ülkeleri yöneticileri etkilendiği gibi Tabii ki bizler de olumsuz etkileniyoruz. Ancak terörle mücadele için ortaya çıkanlar terör estiriyorlar. Filistin’i işgal edenler teröristtir. Onlara peşkeş çeken ve destekleyenler teröristtir. Keşmir’e saldıranlar teröristtir. Afganistan ve Irak’da işgallerini devam ettirenler teröristtir. Onların terörist diye listeye aldıklarına baktığımızda çoğunluğunun hiç şiddet yanlısı olmayan ve mazlum İslami hareketler olduğunu görürüz.
- Bu bağlamda son olarak söylemek isteğiniz şeyler nelerdir?
- Öncelikle Allah’a dönüşle güçlü oluruz, takva ile kimliğimizi koruruz. Dine sımsıkı bağlanmak, Allah yolunda mücadele etmekle ayakta kalabiliriz. Öyleyse Allah’a dönelim, takvalı olalım, dine sımsıkı bağlanalım, Allah yolunda malla canla mücadele edelim.
MİLLİ GAZETE 04.06.2004