Yapılan bu zulümler karşısında Müslümanların kendine gelmesi ve esas duruşunu göstermesi gerektiğini belirten Matısa, “ABD kendini dünyanın başı olarak görmek istiyor. Önceden Rusya bu tür işleri sıkça yapıyordu.
Dünyanın zenginliklerini ele geçirmek en büyük nedendir.
Irak örneğinde olduğu gibi. Petroldür asıl gerekçe. Irak’a, ‘kimyasal silahlar temizlensin, Saddam yakalansın’ gerekçeleriyle girildi. Ama gel gör ki aradan geçen zamanda esas maksadın petrol olduğu açıkça belli oldu” dedi.
Malezya İslâm Partisi Genel Sekreteri Nasharuddin Matısa ile İslâm ülkelerinin halini konuştuk. 29 Mayıs İstanbul’un Fethi törenlerine katılmak için Konya’ya gelen Matısa, Müslüman ülkeler olarak birlik olmamız gerektiğini söyleyerek, paylaşmak, kaynaşmak gerektiğini söyledi.
•Türkiye hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
- Bu benim üçüncü gelişim Türkiye’ye. Bundan önceki gelişlerimde Ankara ve İstanbul’u ziyaret etmiştim. Şimdi Konya’dayım ve burayı çok sevdim. Fakat kısa süreli ziyaretler olduğu için Türkiye hakkında yeterli bilgiye sahip değilim.
• Günümüzde Müslümanların sorunlarını nasıl değerlendiriyorsunuz.
- Şu anda Müslümanlar İslâm tarihindeki en kötü dönemlerini yaşıyorlar. Günümüzdeki Müslümanların en büyük sorunlarının başında dünyanın neresinde olursa olsunlar, terörist olarak görülmeleri, bu töhmetle yaşıyor olmaları. Bunun sebeplerinden birisi Müslümanlar olarak bizim kendimizin, kendisini Müslüman olarak niteleyen kişilerin duruşları. Çoğunlukla kötü örnekler var karşımızda.
• Özellikle Ortadoğu’da genelde dünyanın her yerinde şöyle ya da böyle var olan ABD’nin Irak’taki esas hedefi sizce nedir?
- ABD kendini dünyanın başı olarak görmek istiyor. Önceden Rusya bu tür işleri sıkça yapıyordu. Dünyanın zenginliklerini ele geçirmek en büyük nedendir. Irak örneğinde olduğu gibi. Petroldür asıl gerekçe. Irak’a, “kimyasal silahlar temizlensin, Saddam yakalansın” gerekçeleriyle girildi. Ama gel gör ki aradan geçen zamanda esas maksadın petrol olduğu açıkça belli oldu.
•Türkiye ile Malezya halkları aynı şeyleri düşünüyor mu?
- Kur’an ve birçok hadislerde yardımlaşmamız, dayanışmamız, kaynaşmamız emrediliyor. Bizim buraya gelmemizin amacı da bu zaten; ta Malezya’dan buraya bu amaçla geldik. Tek başımıza bir şey yapamayız. Türkiye’deki kardeşlerimizin çalışmalarına destek olmak için biz buraya geldik. Onlardan da bize destek olmalarını isteriz.
•Ortadoğu’da kanayan bir yara var. İsrail’in katliamları. İsrail bu gücü nereden alıyor?
- İsrail’in nüfusu 4 milyondur, küçük bir yerdir ama bu işler nüfusla ölçülmez, güçleri elinde toplamış zaman içinde. ABD ve diğer Siyonist güçler İsrail’i kurulduğu günden bu yana destekliyor. İsrail’in arkasında dünyanın patronluğuna soyunan ABD ve onun işbirlikçileri var.
• İsrail’in zulmüne karşı Filistin halkının yaptığı direniş midir yoksa onlar da terör mü yapıyorlar? Çünkü İsrail tüm açıklamalarında Filistinlileri teröristler diye itham ediyor.
- Filistin’deki Müslümanların durumuna bakarsak, İsrail onların topraklarını işgal etti. Filistinlilerin yaptığına direniş denir. Hangi millet olsa aynısını yapar. Topraklarının işgaline seyirci kalmaz.
Dünyada insan hakları konusu gündemde. İslâm topraklarında Müslümanlar arasında bir şey oldu mu dünya ayağa kalkıyor, Müslümanlar insan haklarına saygı duymuyor diye. Esas bu hakları çiğneyen kendileridir. Sadece insan hakları değil her türlü hukuk dışı işgal yapılıyor. Onların yanında insan hakları onların dediklerini yapmaktır. Filistinliler haklı davalarında asla terörist sayılamazlar. Bilakis İsrail terör uyguluyor.
• Malezya’da durum nedir?
- Aynı şey Malezya’da da var. Müslümanlar olarak kaynaklarımıza dönmemiz gerekiyor. Kaynaklarımız ise Kur’an ve hadistir. Bakara 208’deki “Ey iman edenler! Hep birlikte barışa (İslâm’a) girin! Sakın şeytanın adımlarını takip etmeyin! Kesinlikle şeytan sizin için apaçık bir düşmandır!” Ayetinden de anlaşıldığı gibi şeytanın oyunlarına uymayın deniyor.
İslâm’ı sınırlandıramayız. Asıl kaynaklara dönmeyi bıraktığımız zaman gündemimize yabancı kelimeler girmeye başlar. Ondan sonra da yanlışa düşeriz. Esas olan İslâm’dır. Ayrıntılar değişebilir, İslâm dini buna cevap verebilir.
• Müslümanlar iktisadi olarak zayıf kalmışlar. Bu husustaki düşünceleriniz nelerdir?
- Yapılması gereken, Müslümanlar’ın kendi aralarındaki birliklerini korumalarıdır. Prof. Necmettin Erbakan’ın D-8 projesi de budur. Müslümanlar birbirleri arasındaki irtibatı alışverişi kuvvetlendirecektir. Sorduğunuz soru zor. İktisadi zayıflığın ortadan kalkması kolay değil. İktisadi güç hemen olacak şey de değil, çalışmak gerek.
•İslâm Konferansı Örgütü gibi Müslüman örgütlere nasıl bakıyorsunuz?
- İKÖ, protesto ediyor tamam. Başka bir şey yaptığı yok. Malezya İslâm Konferansı Örgütüne başkanlık ediyor. Şu anda Irak olayı var ve Malezya bu işin reisi ne yapabildi? Filistin’e o kadar yıldır ne yapabildiler. İKÖ’nün bir fonksiyonu yok. Kınamadan başka bir şey yok. Dünyanın tüm zenginlikleri İslâm topraklarında, iktisatta, ilimde öndeydik, petrol ve doğal kaynakları bizde olmasına rağmen saflarımız sık olmadığı için başımıza bunlar geliyor.
• Avrupa Birliği’ni Ortadoğu’daki gelişmelere bakarak değerlendirir misiniz?
- Şu ana kadar yapılan hukuksuzluklara karşı AB olarak bir açıklama yapılmadı. İnsan haklarına döndüğümüzde Fransa’nın başörtüsü hakkındaki görüşlerini biliyoruz. AB işine geldiği gibi hareket ediyor. Bir hakkaniyet ölçüsü yok. Hülasa şunu derim, haksızlığa uğramamak için güçlü olmak gerek. Bugün dünyada güç eşittir hak anlamına geliyor.
•Teşşekkür ederim.
VAKİT 08.06.2004