AKP Hükümeti, yıllardır süren başörtüsü yasağı konusunda bir adım atmayınca, başörtüsü mağdurları harekete geçti. Ankara’ya gelen bir grup başörtüsü mağduru “Gerilim olacak diye insan hakkı ertelenemez” diyerek iktidara tepki gösterdi.
AKP hükümeti yıllardır süren başörtüsü yasağı konusunda herhangi bir adım atmayınca, bugüne kadar beklenti içinde olan mağdurlar harekete geçti. Yozgat’tan Ankara’ya gelen bir grup başörtüsü mağduru, topladıkları dilekçeleri TBMM’ye sunup ellerinden alınan haklarının geri verilmesini istedi.
Başkent’te Mazlumder Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen başörtüsü mağdurları, toplantının ardından TBMM’ye geçtiler. Ellerinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gönderilmiş 135 adet dilekçeyi TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na vermek üzere Mazlumder’e gelen başörtüsü mağdurları adına konuşan Bilsen Akbaş, artık mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.
Haydi kızlar okula ama nasıl?
Hükümetin ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyasını da eleştiren Akbaş, “Haydi kızlar okula ama nasıl? Kız çocuklarını çağırırken şunu söylüyorsunuz en iyi ihtimalle benim yaşadıklarımı yaşayın. Ben bir anneyim, kızımın benim yaşadıklarımı asla yaşamasını istemiyorum. Okula gitmemek pahasına bile” diye konuştu.
Ortaokul ve liseyi birincilikle, üniversiteyi iyi dereceyle bitirdikten sonra göreve başladığı öğretmenlikten hukuksuz bir şekilde uzaklaştırıldığını anlatan Akbaş, şöyle dedi :
“Bu son verişten sonra yaşadıklarım benim durumumda olan insanlara göre çok hafif olmakla beraber yaşadıklarımı anlatacak kelimeler bulamıyorum. Kısaca mide kanamaları, depresyonlar, psikolojik sosyal uyumsuzluklar, ekonomik sıkıntılar, sosyal baskılar, suç işlemiş muamelesi görmek ve hepsinin sonucuna katlanmak. Ama biz kimseden merhamet değil sadece haklarımızı ve adaleti istiyoruz”.
Başörtüsü namaz gibi ibadet
Başörtüsünün islam dininde namaz, oruç, zekat gibi farz bir ibadet olduğunu söyleyen Akbaş, “Ben dinimin bu farzını yerine getirirken aynı zamanda okumak ve kamusal alanda çalışmak istiyorum. Çünkü başörtüsünün meşru olan tüm zeminlerde benim sosyal hayatıma engel olmayacağını düşünüyorum. Aynı zamanda tercihimin insani bir tercih olduğuna inanıyorum” diye konuştu.
“Eğer insansak bu bizim insan olmakla ilgili bir talebimiz” diyen Akbaş, “Müslüman isek, inancımızla ilgili sorumluluğumuz ve görevimiz” dedi. Vatandaş olarak da bütün sorumlulukları yerine getirdikleri için vatandaşlık hakları olduğunu söyleyen Akbaş, eğer Türkiye demokratik bir ülkeyse herhangi bir talepte bulunmaya gerek olmadan demokrasinin tanıdığı bir özgürlük olduğunu vurguladı.
Akbaş, “Laiksek, başörtüsü takmanın devletin iradesine müdahale etmek olmadığını bunun bir kişisel tercih olduğunu ayrımına varacak düzeydeyiz. Buna göre laiklikle çelişen bir talebimiz yok. Bütün bunların izah edilmesini ve elimizden alınan haklarımızın geri iade edilmesini talep ediyoruz” dedi.
Bilgen: Gerilim olacak diye özgürlük ertelenemez
Mazlumder Genel Başkanı Ayhan Bilgen ise, başörtüsü yasağı konusunda girişim yapanları kutlayarak, son dönemde bu sorunla ilgili sessizliği eleştirdi. “Türkiye’de ne kadar çok başörtüsü mağduru var. Sayısını Mazlumder bile bilmiyor. Sayısını bilmediğimiz kadar hak ihlali hala yaşanmaktadır” diyen Bilgen, bu sorunun çözülmesi için kapıların aşındırılması gerektiğini vurguladı.
Bugün iktidarda başörtüsü mağdurlarının ailelerine mensup kişilerin bulunduğunu hatırlatan Bilgen, AKP’nin ortamın gerilmemesi için sorunu görmezden gelmesini eleştirdi. Bilgen, “ Gerilim çıkmasın diye özgürlükler ve insan hakları ertelenemez. Eğer başörtüsü konusu iyi araştırılırsa, bunun bir arka bahçe sorunu olmadığı anlaşılır. İktidar bunun bir toplumsal sorun olduğunu görerek, hareket etmelidir” dedi.
Hükümetin başörtüsüne karşı çıkan çevrelerin tehditlerinin yanısıra başörtüsü mağdurlarının da tepkisini görmesini isteyen Bilgen, iktidarın bu sorunu gelecek bahara çözmesi gerektiğini vurgulayarak, hem uluslararası arenadaki durumu hem de siyasi tabandaki beklentilerin dikkate alınarak bir çözüm bulunmasını istedi.
MİLLİ GAZETE 08.06.2004