Yargının yürütmeyi durdurma kararı vermesi ile uluslararası piyasalarda satın aldığı şirketlerin içini boşaltmaktan sabıkalı Tatneft’e şimdilik satılmaktan kurtulan TÜPRAŞ, Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde yapılan paylaşımlarda kurban edilmek isteniyor.
BOP çerçevesinde yeni ve daha az maliyetli petrol boru hatları üzerinde çalışan ve İsrail’in de petrol yollarının kontrol edildiği merkez olmasını isteyen ABD, TÜPRAŞ’ın Rusya’ya satılmasına göz yumuyor.
Avrupa Birliği kapasitesi ve kalitesinde ham petrol işleyen bir kuruluş olarak, Büyük Ortadoğu Projesi ile yeniden şekillendirilmek istenen bölgede uluslararası pazarlara gidebilecek nitelikte üretim yapan tek rafineri olan TÜPRAŞ üzerinde oynanan oyunlar bitmek bilmiyor.
Kafkaslar, Ortadoğu ve Ortaasya petrollerini İsrail üzerinden uluslararası pazarlara ulaştırmak isteyen Amerika’nın bu amaçla TÜPRAŞ’ı Rusya’ya bırakmaya niyetlendiği belirtiliyor. Yeni ve daha az maliyetli çeşitli petrol boru hatları üzerinde çalışan ABD, Mısır, Lübnan, Irak ve Suriye gibi ülkeleri de plana dahil ederek İsrail’in petrolün kontrol edildiği bir merkez olmasını istiyor.
Bazı uzmanlara göre ise bu durum şimdilik zor görünüyor. Bu noktada Ankara 10. İdare Mahkemesi’nin ihaleyi durdurma kararını iyi değerlendirmek gerekiyor. Çünkü Irak’ta batağa saplanan ABD’nin Ortadoğu için düşünülen petrol yollarını kolay kolay temizlemeyeceğini gördü. Yine aynı uzmanlar bu tablo karşısında ABD’nin gözlerini yeniden TÜPRAŞ’a ve Türkiye’ye çevirdiğini ifade ediyorlar.
Nitelikli ürün yapan tek rafineri
Petrol-İş Sendikası Araştırma Uzmanı Ayfer Eğilmez, TÜPRAŞ’ın teknolojik altyapısı ve kapasitesi ile bölgesinde uluslararası pazarlara gidebilecek nitelikte üretim yapan tek rafineri olduğuna dikkat çekerek, “TÜPRAŞ özelleştirmesini sadece bir kamu mülkiyetinin özel sektöre devri olarak görmemek gerekiyor. TÜPRAŞ, Türkiye’nin en önemli ayaklarından birisidir. Bu nedenle de Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde ham petrol ürünlerinin Akdeniz’e indirilmesi noktasında önemli bir yerdedir.” şeklinde konuştu.
Eğilmez, BOP çerçevesinde Rusya’ya pay vermek için TÜPRAŞ ihalesine ABD patentli şirketlerin katılmadığını da vurgulayarak, şu tespitte bulunuyor: “Ama ben yine de TÜPRAŞ’ın, ne Tatneft’e ne de Zorlu Grubu’na kalacağını düşünüyorum. Bu tesis eninde sonunda yine çok uluslu petrol şirketlerine kalacak. Çünkü İngiltere’nin, ABD’nin ham petrolü bu bölgelerden kendi ülkelerine taşıyıp işlemesi oldukça maliyetli. TÜPRAŞ burada en ideal rafinaj merkezi.”
Devletle dalga geçiyorlar
2003 yıl cirosu 14.3 milyar dolar olan ve devlete 8.6 milyar dolar vergi ile fon ödemesi yapan TÜPRAŞ’ın Hazine’nin gelirlerinin yüzde 20’sini karşıladığına işaret eden Eğilmez, “TÜPRAŞ, o kadar büyük bir değer ki! Uluslararası ilişkilerde son derece teslimiyetçi bir politika izleyen AKP hükümeti, böyle bir kuruluşu 1.3 milyar dolara tabela bir şirkete satmak istiyor. Usulsüzlükler nedeniyle ABD ve Rusya’da hakkında çok sayıda dava açılan Tatneft’in TÜPRAŞ’ı alacak gücünün olmadığını herkes biliyor. Üstelik Özelleştirme İdaresi’ne danışmanlık hizmeti veren Citigroup’un raporlarıyla hükümeti uyardığı ortada iken... Adeta devletle dalga geçiliyor. Bakın Tatneft bilanço durumunu gösteren beş yüz sayfalık bir dosya göndermiş Özelleştirme İdaresi’ne. Ama içinde bilançoları görmek mümkün değil. Boş kağıtlar, çeşitli dilde yazılmış ve gereksiz teferruatlar var.” diye konuştu.
Eğilmez, Tatneft’in uluslararası piyasalara 1.3 milyar dolar borcunun olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “Borçlu şirketler birleştirilmek isteniyor. Bunun en son örneği Petrol Ofisi’nin özelleştirilmesinde yaşandı. Bu ne demek? Kârlı olan TÜPRAŞ’ın zararlı duruma getirilmesi demek. Zarar ortaya koyan bir şirket ne temettüleri ne de vergileri ödeyebilir.”
MİLLİ GAZETE 09.06.2004