İşkence kanıtları her gün artsa da Beyaz Saray, 'Oz Büyücüsü' tavrıyla Amerikalıları rahatsızlık verici bu duruma aldırış etmemeye çağırıyor
Ebu Garib olayına cevaben Bush yönetimi Amerikalılara tekrar tekrar, başkan ve üst düzey yetkililerinin, esirlere kötü muamele veya düpedüz işkence yapılmasını onaylamış gibi yorumlanabilecek bir şey söylemediğini ve yapmadığını söyledi. Fakat rahatsızlık verici açıklamaların ardı arkası kesilmiyor. Bu hafta da hükümetin avukatları, başkanın işkenceyi yasaklayan yasa ve anlaşmalarla bağlı olmadığı gibi bir iddiayla ortaya çıktı.
Gelen her yeni açıklama, Ebu Garib'deki insanlık dışı olayların, yasaların işine geldiği gibi kullanılması şeklinde ahlaki açıdan şüpheli bir kültürden ve bu yönetimin tepesinde normal davranışlara itibar edilmemesinden kaynaklandığını, biraz daha açığa çıkarıyor. Ebu Garib skandalı halkın gözlerinin önüne serildiğinden beri, yönetim ısrarla, gazeteler ve televizyonlarda gördüğümüz suçların birkaç sadist gardiyanın münferit olayından öteye gitmediğini iddia ediyor. Beyaz Saray herhangi bir üst düzey yetkilinin durumdan ve Irak'ta esirlere işkence edildiğine dair Kızılhaç raporundan haberinin olduğunu ısrarla yalanlıyor. Aksini kanıtlayan belgelerin sayısının giderek artmasına cevaben yönetim bir nevi 'Oz Büyücüsü' savunmasıyla, Amerikalıları rahatsızlık verici kanıtlara
aldırmamaya çağırıyor.
Bu hafta Wall Street Journal gazetesi, Guantanamo Körfezi'ndeki soruşturmacıların terör zanlılarından yeterince bilgi alamadıklarından şikâyet etmesi üzerine Mart 2003'te Savunma Bakanı Donald Rumsfeld için hazırlanmış gizli bir mektup haberini yazdı. Belgede alay eder gibi başkanın ulusal güvenliği koruyor olması nedeniyle, işkenceye yönelik herhangi bir yasağın, hatta Amerikan yasalarının bile, 'başkomutanlığın emriyle yapılan bir soruşturma'ya uyarlanamayacağı öne sürülüyordu. Gazete dün bu belgenin, Cenevre Konvansiyonu ve işkenceye karşı Amerikan yasalarının terör zanlılarına neden uygulanamayacağını açıklayan Haziran 2002 tarihli bir notundan çıktığını yazdı. Bu notun ardından, Beyaz Saray'ın hukuk müşavirleri Bush'a, Kaide ve Taliban'ın Cenevre Konvansiyonu
dışında tutulması gerektiğini söylemişti. Ancak dün Adalet Bakanı John Ashcroft, Senato'nun Adli Komitesi'ne Bush'un işkence emri vermediğini söyledi. Bu tür açıklamalar, yönetimin neyin yasal olduğuna, neyin olmadığına dair tanımlamaları böylesine kaypak olmasa ve Pentagon, Adalet Bakanlığı ve Beyaz Saray, açıklamalarını destekleyen belgeleri ifşa etmeye hazır olsa, daha rahatlatıcı olabilirdi.
Pentagon, Rumsfeld'in Cenevre Konvansiyonu'nun Afganistan'da geçerli olmadığına dair meşhur beyanının yasadışı soruşturmalara onay niteliği taşımadığını ve Irak'ta farklı kuralların geçerli olduğunu herkesin bildiğini söylüyor. Ancak Rumsfeld, üst düzey yardımcıları ve en üst düzey generaller, Senato'ya bu farklı kuralların neler olduğunu, hatta Irak'taki cezaevlerinden kimin sorumlu olduğunu bile açıklayamadı. Esirlere kötü muamele için özel onayın komuta zincirinin ne kadar yukarısında verilmiş olduğunu bilmiyoruz ve bunu asla öğrenemeyebiliriz, çünkü araştırmayı bizzat ordu yapıyor ve Pentagon da Senato'nun Silahlı Hizmet Komitesi'ne tek kelime söylemiyor. Bu durumda ancak Kongre'nin celp yetkisiyle bir soruşturma paneli düzenlemesi işe yarayabilir.
Gördüklerimizin üstüne bir de dinlemek zorunda kaldığımız bu hukuki tezler, Bush'un Irak'ın işgaline yanlış bir 'teröre karşı savaş' etiketi vurmakla bu tüyler ürpertici duruma meydan vermiş olduğunu açıkça ispatlıyor.
The New York Times - 10.06.2004
RADİKAL 11.06.2004