Cumhurbaşkanı Sezer’in; en fazla oyu alan adayları değil de, 2. ve 3. sıradaki adayları “rektör” olarak ataması “antidemokratik bir tavır ve dayatmacılık” olarak değerlendirildi..
BU, KİMİN SEÇİMİ?
Sezer’in atamalarına en büyük tepki MHP’den geldi... MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, “Rektörlük seçimleri, öğretim üyelerinin seçimi olmaktan çıkmış, Cumhurbaşkanı’nın tercihinden ibaret bir dayatma halini almıştır!.. Sezer, kendisine verilen ve istisnai olarak anlaşılması gereken bir yetkiyi, en fazla oy alan rektörler aleyhine kullanılan bir kural haline getirmiştir” dedi.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, “Sezer, en fazla oy alan 5 rektör adayını tayin etmeyerek, antidemokratik bir tercihte bulunmuştur” dedi... Geçtiğimiz günlerde, “En güvenilir kişi” olarak Sezer’i gösteren Türkiye Kamu-Sen de, Sezer’in atamalarını eleştirdi. Kamu-Sen Sekreteri Fahrettin Yokuş, “En fazla oy alan rektörün atanmasından imtina etmenin gerekçesi açıklanmalıdır” dedi. Prof. Dr. Şükrü Koç da, 5 rektörü istifaya çağırdı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, rektörlük seçimlerinin, ‘’öğretim üyelerinin seçimi olmaktan çıkarak, Cumhurbaşkanı’nın şahsi tercihinden ibaret bir dayatma halini aldığını’’ söyledi.
Şandır, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, rektörlük seçimlerindeki tutumu dolayısıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i eleştirdi. Kıbrıs, Kuzey Irak ve zirve toplantılarında, Cumhurbaşkanlığı dahil devletin hiçbir kuruluşunun tutarlı davranış almadığını öne süren Şandır, ‘’Dış ilişkilerdeki bu gelişmeler ortada dururken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın 22 üniversiteye rektör atamasında hiçbir hassasiyet göstermediğini üzüntüyle gördük” diye konuştu. Şandır, rektör atamalarının, ‘’kamu vicdanını rahatsız edecek türden’’ olduğunu ifade etti.
Sezer’in bin 64 oy alan rektör adayı yerine, 366 oy alan adayı rektör olarak atamasını örnek gösteren Şandır, bu tutumu, ‘’tam anlamıyla bir çelişki’’ olarak değerlendirdi.
Öğretim üyelerinin ortaya koyduğu iradenin dikkate alınmamasının, demokrasi adına düşündürücü olduğunu belirten Şandır, ‘’Özellikle milli duruşu ve Atatürkçü tavrı olan adayların en yüksek oyu almasına rağmen atanmaması akılları karıştırmıştır’’ dedi. Şandır, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Cumhurbaşkanı tarafından yapılan rektör atamaları, şu anlama da gelmektedir: Yasayla iradesini ortaya koymasını istediğiniz öğretim üyelerinin, ‘siz her ne kadar böyle bir tercihte bulunduysanız da bunun çok da önemi yoktur. Asıl olan, yasanın verdiği yetkiyi kullanmaktır’ Bu tutum, kanun devleti ile hukuk devletinin bir kez daha karşı karşıya getirilmesi anlamına gelmektedir.’’
SEÇENLER FİGÜRAN MI?
Rektörlük seçimlerinin, öğretim üyelerinin seçimi olmaktan çıktığını, Cumhurbaşkanı’nın şahsi tercihinden ibaret bir dayatma halini aldığını söyleyen Şandır, ‘’Bu seçimlerde onca öğretim üyesinin figüran olarak kullanılmasının bir anlamı var mıdır? Yetkililerin demokrasiyle tiranlığı karıştırma hakkı var mıdır?’’ diye sordu. Şandır, cumhurbaşkanına yasayla verilen üç adayı bire indirme yetkisinin, mutlak değil, istisnai olarak anlaşılması gerektiğini kaydederek, Sezer’in bu yetkiyi, ‘’neredeyse en yüksek oyu alan adaylar aleyhine sürekli kullanılan bir kural haline getirdiğini’’ ifade etti. Rektör atamalarının, ‘’etik yönden arızalı, hakkaniyetsiz ve tutarlılıktan yoksun’’ olduğunu söyleyen Şandır, ‘’Cumhurbaşkanı da olsa hiç kimsenin devletin yüce makamlarını yıpratmaya ya da yıpratıcı uygulamalara kalkışmaya hakkının olmadığını düşünüyoruz. Bu atamalar, rektörlük seçimlerinin siyasallaştırıldığı kaygısını da yaygınlaştırmıştır’’ dedi. Bir soru üzerine Şandır, yetkililerin, yetkilerini kullanmasının kişiliği ile ilgili olduğunu kaydederek, meselenin kanundan öte, kişilik meselesi olduğunu söyledi.
Sezer’i yuhaladılar
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, rektörlük seçimlerinde kendi aldığı bin 1064 oya karşılık, 366 oyla ikinci sırada yer alan Kadri Yamaç’ın rektör olarak atanmasının demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, “21. yüzyıla geldik. Ne zaman demokratik bir hukuk devleti olacağımızı merak ediyorum.” dedi.
Gazi Üniversitesi Rektörü Ayhan, rektör atamalarıyla ilgili olarak Gazi Üniversitesi önünde bir basın açıklaması yaparak, söylemde değil icraatta hukuk devlet olmak gerektiğini vurguladı. Anayasal bir hak olarak bilgi edinme hakkı olduğunu hatırlatan Prof. Ayhan, neden seçilmediğini Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e soracağını söyledi. Ayrıca konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağını kaydeden Ayhan, “Üniversite rektörlük seçimleri yeniden yapılmalı. Bu seçimlere ben katılmayacağım. Benim görev sürem 1 ay sonra 6 Ağustos’ta sona erecek” diye konuştu.
İSTİFA ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Sezer’in veto gerekçesini demokratik ve hukuki bulmadığının altını çizen Rektör Ayhan’ın konuşması öğretim üyeleri tarafından sık sık ‘Sezer istifa’ şeklinde sloganlarla kesildi. Öğretim üyeleri, basın açıklaması süresince Cumhurbaşkanı Sezer’i yuhaladı.
Bir gazetecinin, siyaseti düşünüyor musunuz? şeklindeki sorusuna İsmail Hakkı Hazretleri’nin bir sözü ile cevap veren Ayhan, “Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler’” dedi. “Allaha emanet olun” diyerek öğretim üyelerine veda eden Ayhan, rektörlük süresinin 6 Ağustos 2004 tarihinde sona ermesi ile birlikte öğretim üyeliğine geri döneceğini, kürsüsünden öğrencilerine demokrasi ve hukuk dersi vereceğini, ayrıca görevi sürecince ihmal ettiği çocukları ile ilgileneceğini söyledi.
Atanan rektörler istifa etmeli
Demokrat Öğretim Elemanları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Şükrü Koç, üniversitede yapılan seçimlerde en çok oyu almamasına karşın rektör olarak atananların “istifa etmesini” istedi.
Koç, yaptığı yazılı açıklamada, rektör atamalarına ilişkin görüşlerini dile getirdi.
“Mevcut sistemin Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı’na keyfi davranabilme yetkisi verdiğini” söyleyen Koç, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yazılı hukuka uyarken, demokrasiyi ve vicdanlarda yerleşik doğal hukuku gözardı etmesi, en çok oyu alan adayları görmezden gelmesi, öğretim üyelerinin seçmediği kişileri ataması, üniversite çevrelerinde hayret, gülümseme ve soru işaretleriyle karşılanmıştır. Demokrat Öğretim Elemanları Derneği olarak böyle bir uygulamayı incitici bulduğumuzu belirtmek istiyorum.”
Koç, üniversitede yapılan seçimlerde en çok oyu almamasına rağmen rektör olarak atananların da “istifa ederek”, görevin en çok oy alanlara verilmesine imkân sağlamaları gerektiği görüşünü ifade etti.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan:Rektör atamaları antidemokratik
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, Cumhurbaşkanı Sezer’in rektör atamalarının “antidemokratik” olduğunu söyledi.
Özcan, yaptığı yazılı açıklamada, eğitim sisteminin kendi hiyerarşisi içinde üst seviyelerde yer alan onlarca öğretim üyesinin oyları ve tercihlerinin hiçe sayılarak yapılan bu atamaların, özerk ve demokratik olması gereken üniversiteleri bir adım geriye götürdüğünü kaydetti. Özcan, rektör adaylarının seçimleri ve atanmalarındaki kriterler konusunda yetkililere, “Bu kişiler rektör adayı olarak belirlendikleri ve oyların çoğunluğunu aldıkları halde neden ‘kusurlu’ bulunmuşlardır? Böylesi bir kararın gerekçeleri ve mantığı kamuoyuna izah edilmelidir. Kafalarda oluşan soru işaretleri cevaplandırılmalıdır. Yüzlerce insan bir kişiyi açık bir farkla birinci seçiyorsa ve bu kararları kaale alınmıyorsa, biz Türk Eğitim-Sen olarak sorarız: Bu nasıl bir uygulamadır ve kimlere nasıl fayda sağlamaktadır?” şeklindeki sorusunu yöneltti.
SEZER’İ EN GÜVENİLİR KİŞİ İLAN EDEN KAMU-SEN’DEN TEPKİ: Sezer, gerekçesini mutlaka açıklamal
“Halkın Devlete ve Kamuya Bakış” adlı çalışmasında, vatandaşların en fazla güvendiği kurumun Cumhurbaşkanlığı olduğunu açıklayan Türkiye Kamu-Sen’in, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in rektör atamalarının demokratik bulmadığını açıklaması dikkat çekti.
Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, Cumhurbaşkanı Sezer’in rektör atamalarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Eğer demokratik bir üniversite isteniyorsa, huzur ve sağlıklı bir eğitim arzu ediliyorsa üniversitelerde öğretim üyelerinin oy kullanımı sonucu belirledikleri rektörlerin de mutlaka atanması gerekirdi. Sayın Cumhurbaşkanı daha çok oy almalarına rağmen atamakta imtina ettiği 5 rektörün hangi gerekçelerle atamalarını gerçekleştirmediğini açıklamalıdır. Aksi halde kamu vicdanında bir haksızlığa sebep olduğu duygusu oluşacaktır” dedi. Yokuş, hükümete seslenerek, YÖK Kanunu’nun değiştirilerek rektörlerin seçimle işbaşına gelmelerinin sağlanması gerektiğini bildirdi. Yokuş açıklamasında, Cumhurbaşkanı Sezer’in iradesi ile bu görevlere atanan 5 rektöre de görev kabul etmemeleri çağrısında bulunarak, “Bu onlar için bilimsel kimliklerine yakışan onurlu bir davranış olacaktır” dedi. Türkiye Kamu-Sen’in, “Halkın Devlete ve Kamuya Bakışı” adlı çalışmasında, Cumhurbaşkanı Sezer’e güven 10 üzerinden 8.4 olarak belirlenirken, milletvekillerine olan güven ise sadece 1.7’da kalmıştı.
Vakit / 07.07.2004