AB’ye üye olmadan gümrük birliğine geçen tek ülke Türkiye, zarar eden taraf oldu.
40 yıllık AB sürecinde hep kapıda bekletilen Türkiye üye olmadan Gümrük Birliği’ne geçen ilk ülke oldu. Ancak Gümrük Birliği’ne geçtiğimiz 1996 yılından bu yana geçen 7 senelik dönem hep Türkiye’nin aleyhine işledi. AB ülkelerine yaptığımız dış ticarette açık 3 katına kadar çıktı. Gümrükleri sıfırlayan Türkiye’ye destek için bugüne kadar verilmesi gereken AB yardımları da hep çeşitli bahanelerle ertelendi. Hesaplamalara göre Türkiye ekonomisi, Gümrükleri kaldırdığından bu yana AB’nin taahhütlerini yerine getirmemesi sonucu yıllık ortalama 2.5 milyar dolar zarara uğradı.
Türkiye, Tansu Çiller’in Başbakanlığındaki DYP-CHP hükümetinin imza attığı 6 Mart 1995 tarihinde Gümrük Birliği Çerçeve Anlaşmasıyla 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği’ne girdi. Çiller o dönemde pembe tablolar çizerken birçok sivil kurum ve ekonomist üye olmadan AB ile Gümrük Birliği’ne geçen ilk ülke olan Türkiye’nin bundan zarar göreceği uyarısında bulundu. Yapılan uyarılar ve zaman bu uyarıları haklı çıkardı.
Çünkü 1996 yılından bu yana geçen 7 yıllık süre hep Türkiye aleyhine işledi. Özellikle gümrüklerin sıfırlanması sonucu ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 51’lere dayandı. Bu artışın büyük bir kısmı AB ülkeleri ile olan ticari ilişkilerden kaynaklandı.
İthalat daha çok arttı
Gümrük Birliği sürecinde AB’nin Türkiye’ye ihracatı yüzde 36 artarken, Türkiye’den ithalatı yüzde 10 arttı. Bu süreçte AB ülkeleriyle olan dış ticaret hacminde büyük oranda artış oldu. Gümrük Birliğinden önceki 4 yılda 41.6 milyar dolar olan toplam dış ticaret açığı GB’den sonraki 4 yılda yüzde 82 artarak 75.8 milyar dolara çıktı.
1992-1995 döneminde AB’den doğan yıllık ortalama dış ticaret açığı 3.4 milyar dolar iken, bu açık GB’nin ikinci 4 yıllık 1996-2000 döneminde yüzde 224 artarak 11 milyar dolara çıktı. Ayrıca AB ülkeleriyle yaptığımız dış ticaret açığı toplamı GB öncesi dönemde 15.6 milyar dolar iken GB’den sonraki 4 yıllık dönemde 42 milyar dolar oldu. 2000 yılı rakamlarına göre bu açık 53. 9 milyar dolara kadar çıktı.
Yardım engellemek için hep bahane buldular
Öte yandan ihracatın ithalatı karşılama oranı da hızla düşmeye başladı. Karşılama oranı 1992-1995 döneminde ortalama yüzde 62.6 iken 1996-2000 döneminde ortalama yüzde 57.8’e indi. Başka bir ifadeyle ithalat ihracatın 1.38 katıyken GB sonrası dönemde 1.8 katı oldu. 2000 yılı rakamlarına göre bu oran yüzde 50’ye kadar düştü.
Türkiye Gümrük Birliği’ne Avrupa Birliği’ne üye olmadan giren tek ülke. En son giren 3 ülke girdikten sonra 3 yıllık bir alıştırma ve entegre devresinden geçerek girmişlerdi. Bu alıştırma devresinde ekonomilerinin zarar görmemesi için ve ülke ekonomilerinin diğer ülke sektörlerine karşı rekabet güçlerini kaybetmemeleri için AB fonlarından yardım almışlardı. Sadece Yunanistan’ın aldığı yardım miktarı 25 milyar ECU’yu (32 milyar dolar) buldu.
3. ülkelerle ticaret de etkilendi
Buna karşın Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasının bir gereği olmasına rağmen şimdiye kadar vaad edilen 2.5 milyar ECU’yu (3.2 milyar doları) bir türlü alamadı. Bu yardım her defasında ya Yunanistan’ın vetosuna ya da insan hakları ihlalleri gerekçelerine takıldı. Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girişte anlaşmalar ile hakkı olan bu yardımı alamaması, Gümrük Birliği entegrasyonunu geciktirdiğinden bu miktar ülke ekonomisinin hanesine her yıl 2.5 milyar dolar zarar olarak yazıldı.
Gümrük Birliği’nin zararları sadece AB ülkeleriyle olan ticareti değil aynı zamanda 3. ülkelerle olan dış ticareti de olumsuz etkiledi. Türkiye AB’ye üye olmadan GB’ye girdiği için 3. Ülkeler ve Dış Ticaret Hükümranlığını AB’ye devretti. Böylece 3. Ülkeler ile serbest ticaret anlaşmasını yürürlüğe koymadığı için düşük ihracat, pahalı ithalata mahkum oldu. Bu da Türkiye’yi 250 milyonluk bir pazardan yoksun bıraktı. Bu pazarda Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Slovakya, Bulgaristan, Estonya, Letonya gibi birçok ülkeyi kapsıyordu. AB ülkelerine sıfır gümrük uygulayan bu ülkelere Türkiye 30-35 oranında gümrük ödemek zorunda kaldı. Ayrıca D-8 ve islam ülkeleriyle karşılıklı serbest ticaret anlaşması ve gümrükleri indirme anlaşmaları imzalanamaz hale geldi.
Gümrük Birliği Öncesi AB ile Dış Ticaret ($)
Yıllar İthalat İhracat Açık
1992 10 7.6 -2.4
1993 13 7.3 -5.7
1994 10.3 8.6 -1.7
1995 16.9 11.3 -5.8
TOPLAM 50.2 34.6 -15.6
ORTALAMA 12.1 8.7 -3.4
Gümrük Birliği Sonrası AB ile Dış Ticaret ($)
Yıllar İthalat İhraca Açık
1996 23.1 11.5 -11.6
1997 24.9 12.2 -12.7
1998 24.1 13.5 -10.6
1999 21.4 14.3 -7.1
TOPLAM 93.5 51.5 -42.0
ORTALAMA 23.9 12.9 -11.0
Pembe vaadler nelerdi?
1996 yılında Türkiye Gümrük Birliği’ne geçerken birçok pembe vaad sunuldu. Türk halkına anlatılan beklentiler şunlardı:
* Siyasi ve sosyal yönden dünya ile bütünleşme sağlanacaktı
* GB gelen olarak ülkeler arasında ticaret hacmini artıracaktı
* Daha kaliteli ve ucuz mal ihracat ve ithalatı artıracaktı
* Yeni teknoloji transferleri sözkonusu olacaktı.
* Yabancı sermayenin girişi hızlanacak ve artacaktı
* Tüketicinin seçim şansı artacak, piyasada aynı mallardan yerli yabancı değişik markalarda ürünler olacaktı
* Tekelleşmenin önüne geçilecekti
* Özelleştirmeye hız verilecekti.
MİLLİ GAZETE - 13.12.2002