Kürtlerin Irak'taki geleceği İsrail veya Amerikan istihbaratlarıyla değil, Arap ve İslam ümmetiyle işbirliğinde. Coğrafi etken değişmez, ama siyasi koalisyonlar değişkendir
Dr. AHMED EL BARSAN
Iraklı Kürtlerin ABD ve İsrail ile ilişkilerinde tarihi deneyimlerinden dersler çıkarmadıkları görülüyor.
Zira Mesut Barzani'nin babası Mustafa Barzani'nin İsrail ile ilişkileri olduğu, Mossad ve CIA'in 60'lı yıllardan itibaren Irak'ın kuzeyindeki Kürt isyan hareketinin arkasında bulunduğu biliniyor. Eski Amerikan dışişleri bakanlarından Henry Kissinger, Kürtlerin İsrail çıkarları lehine olan isyanının arkasındaydı ve Kürtlerle ABD-İsrail bağlantıları İran şahı ve o zamanın İran gizli servisi Savak aracılığıyla gerçekleşiyordu.
İran şahı ile Irak arasında 1975 Cezayir Anlaşması'nın imzalanmasıyla anlaşmazlıklar çözüldüğü vakit İran Şahı Kürtleri yalnız bıraktı. Tabii Amerikan istihbaratları da. Tahran'daki Amerikalı rehineler krizi sonucunda Carter'ın imasıyla Irak-İran savaşı patlak verdiği vakit ABD'nin Kürtlere desteği durdu. Halepçe ve Kürtlere yönelik kimyasal silah kullanılması sorunu gündeme geldiğinde baba Bush yönetimi hiç harekete geçmedi, üstelik Irak'a ticari ayrıcalıklar sundu.
Kürtlere yönelik Amerikan hatta İsrail destekleri bölgesel denklemle bağlantılıydı. İsrail-Türkiye işbirliği dahi bölgesel dengeyle ve Türkiye'nin hiç giremeyeceği görülen AB'ye alınmak için Brüksel üzerinde Amerikan baskısı uygulanması amacıyla ABD'deki Siyonist lobiden istifade etme hesabıyla bağlantılı.
Irak'ta bir Kürt devletçiği olması İran, Suriye ve Türkiye'nin bölgesel çıkarına değil. Zira bu durum içlerindeki Kürt azınlığın varlığından ötürü bu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit etmekte.
Irak'taki savaş ve işgali sonrası bölgesel denklem değişti ve ABD şu an sona eren Irak rejimini devirmek için Kürtlere ihtiyaç duymuyor. Üstelik Irak'ın bütün topraklarını kontrolünde bulundurmakta. Irak sahnesinde komşu ülkelerin desteğiyle beslenen Sünni ve Şii ağırlıklı güçler var ve Irak'ın bütünlüğü ABD'nin çıkarına. Ayrıca, bölgesel güçler Irak'taki çeşitli taraflara desteklerini sunarak Irak içinde kendilerine bir yer bulmak için dört bir yandan baskı yapmakta.
ABD şu an Irak'ta çıkmazda ve Irak'ta ağırlığı en az taraf Kürtler. Çünkü komşu ülkelerden kendilerini destekleyen yok.
İran'ın Irak'taki Şiiler aracılığıyla nüfuz ilişkileri var. Sünnilerin gerek Sünni Türkiye'yle, gerek komşu Arap ülkeleriyle ve gerekse geçici yönetim konseyinin başarısızlığı sonrası Irak iç çelişkiler denizinde çıkmaza giren ABD ile ilişkileri var.
Kürtleri dikkate alan ve onları kullanmaya çalışan tek devlet, Türkiye ile ilişkilerinin durgunluğunun gölgesindeki İsrail. Bu yüzden yeni gelişmelerin ışığında Irak ve bölgesel denklem içinde bütünlüklerinin ve stratejik rollerinin kaybolduğunu hisseden Kürtleri desteklemek için uygun fırsatı buldu İsrail. Dolayısıyla Mossad ekiplerinin Kürt bölgesinde casusluk yapmak için çalıştıklarını görüyoruz.
İsrail ile ilişkiler Kürtlerin Arap ve İslam dünyasında, komşu ülkelerde saygınlığına zarar vermekte. Kürtlere yönelik Amerikan desteğinin gerilemesi ve İsrail kucağına atılmaları Kürtlerin ABD ve İsrail'le deneyimlerinden istifade etmediklerini yansıtıyor.
Kürt partiler, özelliklede Mesut Barzani liderliğindeki KDP ve Celal Talabani liderliğindeki KYB, Irak siyasi sahnesinde kaybetti. Şu an Kürtlerin önündeki tek fırsat İsrail'den, Kuzey Irak ve Kerkük'teki ayrılıkçı eğilimleri için destek sağlamak.
Görünen o ki halihazırdaki Kürt partileri Kürt sokaklarındaki ışıltılarını kaybetti. Yakın gelecekte İsrail ve ABD'ye bağlı kalmaktan uzak durarak bölgesel denkleme entegre olabilen ılımlı İslamcı Kürt örgütler ortaya çıkabilir. Kürtlerin Irak'taki geleceği İsrail veya Amerikan istihbaratlarıyla değil Arap ve İslam ümmetiyle işbirliğinde. Zira coğrafi etken değişmez, ancak siyasi koalisyonlar değişkendir. Kürtlerin İsrail ve ABD'den birçok defa ağzı yandı. Acaba Kürtler derslerinin bilincinde mi?
(Londra'da yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, 6 Temmuz 2004)
RADİKAL 15.07.2004