Görünürde ABD'nin özelde ise İsrail'in programı olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile ABD, İngiltere ve İsrail üçlüsü bölgeyi büyük bir kaosa sürükleyecek.
Bölge halkları arasında Büyük İsrail Projesi olarak da bilinen BOP'un uygulandığında bölgede nasıl bir değişikliklerin olacağı henüz tam olarak kestirilemezken, Afganistan ve Irak'ta yaşananlar önümüzdeki yılların Ortadoğu'yu kan gölüne çevireceğini gösteriyor.
Barış ve demokrasi adı altında Ortadoğu ülkelerini yeniden şekillendirmek amacıyla kamuoyuna sunulan BOP'un en önemli özelliği bölgedeki haritaları alt üst edecek olması. Fas'tan Afganistan'a kadar olan geniş bir alanda uygulanacak olan BOP ile 50'nin üzerinde ülkenin bugünkü haritalarının değiştirileceği belirtiliyor. Uzmanlar bu yönde yaptıkları değerlendirmelerde ABD yetkililerinin bu yöndeki ifadelerine dikkat çekiyor. Afganistan, ardından Irak'ın ABD ve İngiltere tarafından işgal edilmesini anlamlı bulan uzmanlar, şu yorumlarda bulunuyor: "Şimdilik, Afganistan ve Irak işgal edildi. Öyle görülüyor ki bu iki ülkenin toprakları üzerinde 5-6 küçük devlet planlanıyor. Belki de bölgede oluşturulacak sayısız küçük ve kontrol edilebilir devletlerden bir büyük ve gevşek fedaratif imparatorluk oluşturulmaya çalışılıyor. Tüm bu gelişmeler, BOP'un bölgede büyük ve güçlü bir devleti istemediğini gösteriyor. Dolayısıyla İran, Mısır ve Suudi Arabistan'ın olduğu kadar Türkiye de BOP'un stratejik hedefleri arasındadır"
Enerji kaynakları el değiştirecek
Projenin diğer önemli bir ayağını da enerji kaynakları oluşturuyor. BOP'la birlikte bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynaklarının sahipliği el değiştirecek. Bölge petrol ve doğal gazın neredeyse yüzde 40'ını oluşturan Irak'ın kaynakları, Afganistan'daki zengin Uranyum yatakları sahipliğinin el değiştirdiğine dikkat çekiliyor. "Böyle giderse, içinde bulunduğumuz yüzyılda enerji kaynakları tamamen global elitlerin kontrolüne girecektir. Bu durum da dünya pazarlarında global elitlerin hakimiyetini daha da kuvvetlendirecektir. Dolayısıyla bütün insanlar belli bir global rantiye sistemi içerisinde köle gibi çalışmak mecburiyetinde bırakılacaklardır" değerlendirmelerinde bulunuluyor.
Öte yandan BOP ile birlikte bölgedeki yüksek teknoloji kontrol altına alınmak isteniyor. Gerek Uluslararası Atom Ajansı ve gerekse diğer kuruluşlar vasıtasıyla yüksek ve ileri teknoloji tamamen ABD, İngiltere ve İsrail'in kontrolünde olacağı belirtilirken, BOP alanında nükleer, kimyasal veya biyolojik güç istenmiyor. Bu hususta bütün kontroller ve baskılar bölge ülkeleri üzerinde yapılırken, İsrail'e bu konuda hesap sorulamaması BOP tezini kuvvetlendiren en önemli unsurlardan sayılıyor.
BOP'un diğer bir ayağını finas kapitalizmi oluşturuyor. Bugün bir ülke her türlü imkana sahip olsa bile parası yoksa hiçbirşey yapamıyor. Parası yani doları olmayan bir ülke onu elde etmeden kendi sınırları içerisindeki merkez bankasının bile para basamadığı dikkate alınırsa parayı elde etmek için o ülkenin ya ihracat ya da borç alması gerektiği belirtiliyor. Borç alsa da geri ödemeler için o ülkenin ihracata ihtiyacı bulunduğu kaydedilirken, bu da sahip olduğu zenginlikleri, birilerinin bastığı kağıt ile değiştirmesi anlamına geldiği ya da çok daha değişik bir ifade ile sahip olduğu zenginlikleri birilerine vermesi manasına geldiği vurgulanıyor.
İslam coğrafyasında uygulanmak istenen BOP'un temel amaçlarından birisi de inanç temelleri değiştirilmek isteniyor. Kurtuluş Savaşı'nda Türk milletinin gösterdiği inançtan dolayı yenilen batılı devletler, bölgeye yapacağı yeni bir operasyonda başarısız olmamak için öncelikle bölgedeki inançları değiştirmeyi hedefliyor. Uzun zamandır oynanan bu oyunun yeni versiyonu olarak ortaya atılan 'Ilımlı İslam' ve 'Light İslam' kavramları anlamlı bulunuyor. Bu kapsamda ülkeyi yönetenlerin kendilerini 'Müslüman Demokrat' olarak tanımlamaları bilerek ya da bilmeyerek inanç temellerine vurulan bir darbe olarak değerlendiriliyor. 'Ilımlı İslam' kavramı altında Türkiye'de son dönemde yaygınlaşan misyonerlik faaliyetlerinde de aynı hedef amaçlanıyor.
VAKİT 26.07.2004