Irak savaşının üzerinden zaman geçtikçe kirli savaşa karşı olanlar işgalcilerin maskelerini düşürmeye devam ediyorlar.
“Kitle imha silahları”, “Uluslararası terörizm” ve “Diktatör Saddam tehlikesi” gibi sözlerle dünya kamuoyunu kandırmaya çalışarak Irak’a saldıran Amerika’nın savaş gerekçeleri gün geçtikçe çürüyor ve perde gerisindeki gerçekler daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.
GERÇEK NEDEN PETROL VE DOLAR
Savaşın üzerinden 17 ay gibi bir zaman dilimi geçti. Bu süre içinde işgalciler tarafından hazırlanan raporlarda dahi “kitle imha silahlarının” varlığının palavradan ibaret olduğu vurgulandı. Şimdi ise savaşın gerçek nedenleri kimi yazar, düşünür, emekli asker ve bürokratlar tarafından dile getiriliyor. İngiltere’de emekli bir bürokrat olan John Champman Guardian gazetesinde yazdığı makalede “kirli savaşı” başlatanların maskesini düşürdü.
45 DAKİKA PALAVRASI
Yazar, İngiltere hükümetinin gerçek nedenleri halktan sakladığını aktardı. Hükümetin ortaya attığı, Irak’ın elinde 45 dakikada kullanabileceği kitle imha silahları olduğu iddiasının saçma olduğunu, ama petrol gerekçesini kabul eden hükümet üyeleri ve üst düzey yetkililerin, bu tür iddiaları kullanmakta sakınca görmediğini belirten Champman, “Kitle imha silahları bürokratik gerekçeydi sadece, gerçek sebep ise Irak’ın petrol içinde yüzmesiydi. Irak 115 milyar varil petrol rezervine sahip. Ama ülkenin yüzde 90’ınında petrol araması yapılmamış. Bilinen rezervlerle bile dünyanın ikinci büyük petrol kapasitesine sahip ülke Irak’tır” dedi.
DOLAR, EURO KARŞISINDA ERİYOR
Amerikan Doları’nın uluslararası rezerv konumunu korumasına gelince... Uluslararası para transferlerinin yüzde 80’i hâlâ dolar üzerinden yapılsa da, Euro’nun gerçekçi bir alternatif olduğunu belirten yazar, bu para birimini kullanan ülkelerin OPEC ülkeleriyle ticaret hacminin Amerika’nın onlarla yaptığı ticaretten daha büyük olduğunu kaydetti. John Champman, “1999’da İran, petrol ihracatında Euro’yu kullanmaya karar verdi. 2000 yılında Saddam Hüseyin de Irak’ın ihracatını Euro’yla yapmaya başladı. 2002’de Bush, İran ve Irak’ı şer ekseni ilan etti. OPEC’teki diğer ülkeler de İran ve Irak’ı takip etmiş olsalardı Bush çok ağır zarar görebilirdi. Dolar’dan kaçış küresel hale gelseydi, zaten muazzam dış ticaret açıklarıyla boğuşan Amerika Birleşik Devletleri’nin para birimi de hızla düşecekti. Amerikan piyasalarından kaçış başlayacak, ülkenin ekonomisi altüst olacaktı” şeklindeki tespitleri dikkati çekti. “İngiltere Başbakanı Tony Blair’in niye bu yola girdiğine de değinen yazar, Kuzey Denizi’ndeki petrol üretimi düşen İngiltere’nin, yakında petrol ithalatçısı konumuna geleceğini belirtti.
ABD ekonomisi petrole bağlı
Irak’ın yıl sonuna kadar üretimini günde 3 milyon varile çıkarmasının beklendiğini, bu rakkam altı milyona çıkardıklarında Amerika’nın OPEC’e karşı saldırıya geçecek güce sahip olacağına dikkati çeken Yazar, “Üretim arttıkça, petrol ihraç eden ülkeler örgütünün fiyatlar üzerindeki kontrolü zayıflayacak. Bunları anlatırken de sanayileşmiş ülkelerin ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin petrole bağımlılığını vurguladı. İngiliz bürokrat makalesinde dikkat çekici sözlere yer verdi: “Irak petrolünü kontrol etmek, Amerika ve İngiltere’ye petrol akışını güvence altına almak demek. Saddam Hüseyin’in muhtemelen Rusya, Fransa, Hindistan, Çin ve Endonezya’yla yaptığı petrol çıkarma sözleşmeleri kenara itilecek, Amerikan ve İngiliz firmalarına öncelik verilecek. Ayrıca Irak’taki Amerikan askeri varlığı, İran ve Suudi Arabistan’daki aşırı kesimlere karşı bir sigorta işlevi görecek.”
VAKİT 29.07.2004