Prens Charles, İngiltere’deki okullarda Müslüman öğretmen sayısının artırılması gerektiğini bir defa daha belirtti.
Müslüman olduğu ileri sürülen İngiltere Veliaht Prensi Charles, Türkiye’deki laikçi çevrelere adeta ders verdi. Türkiye’deki laikçiler, okullardaki din derslerinin kaldırılmasını, hatta İlahiyat Fakülteleri’nin kapatılmasını savunurken, Prens Charles, İngiltere’deki okullarda Müslüman öğretmen sayısının artırılması gerektiğini bir defa daha belirtti. Charles, daha önce yaptığı konuşmalarda da bu görüşünü dile getirmişti. Her platformda İslâm dinine olan hayranlığını dile getiren Prens Charles, geçtiğimiz cuma Bosna’da tarihi Mostar Kalesi’nin açılışında, yine İslâmiyet’e olan büyük sevgisini ortaya koydu.
İNGİLTERE’DE İSLÂM ENSTİTÜSÜ KURDU
İslâmiyet’in batı dünyası tarafından iyi tanınmadığını ifade eden ve bu konuda batının yargısız infazda bulunduğunu dile getiren Prens Charles, İngiltere’de iki üniversitenin bünyesinde İslâm dini ile ilgili bilgilerin okutulacağı İslâm Enstitüsü kurdu. Enstitüde verilecek eğitimde İslâm konusunda uzman olan kişilerin yetiştirilmesi amaçlanıyor.
Prens Charles, İslâm’a duyduğu sempatiyi ilk olarak 1993 yılında Oxford’da yaptığı bir konuşmada dile getirmişti. Bu tarihten itibaren İngiltere’de yaşayan Müslümanlarla bire bir ilişki içerisinde bulunan, Müslümanlar tarafından organize edilen pek çok toplantıya ve açılışa katılan Prens Charles, her fırsatta İslâmiyet’e duyduğu hayranlığı dile getirmişti. Prens Charles, 1996 yılında Wilton Park’ta yaptığı konuşmada, İslâmiyet’e duyduğu sempatiyi ve bunun gerekçelerini açık bir şekilde ortaya koymuştu.
“MATERYALİZM, TÜM DEĞERLERİMİZİ TÜKETTİ”
Prens Charles, İslâmiyet’e ilişkin düşüncelerini şöyle dile getirmişti: “Bizler Batı’da kendi kökenimizi yeniden keşfedebilmek için İslâmi geleneğin, doğanın yaratılışına karşı duyduğu derin saygıdan faydalanmalıyız. Modern materyalizm, dengesiz ve uzun vadeli sonuçları çok zarar verici bir ideolojidir. Ne var ki geçtiğimiz üç yüzyıl içinde, en azından Batı dünyasında dışımızdaki dünyayı algılayışımızı derinden etkileyen bir ayırım oluştu. Bilim, üzerimizde katı bir hükümdarlık kurdu. Din ve bilim birbirinden iki ayrı şeymiş gibi gösterildi. Artık bunun tehlikeli sonuçlarını daha iyi görebiliyoruz. Bilim bize dünyanın bildiğimizden çok daha karmaşık olduğunu gösterdi. Ama bu modern, materyalist ve tek boyutlu yapısı ile pek çok şeyi açıklamaktan aciz kaldı. Materyalist görüş, tüm değerlerimizi tüketti. Bu bakış açısı (materyalist görüş) Müslümanlara tamamen ters bir bakış açısıydı. Müslüman bir sanatçı veya bilim adamı bir eser ortaya çıkardığında bunu kendi zekasının bir ürünü olarak görmez, bunu ancak Allah’a sunmak için yaptığını bilir. Kur’an’da, okuyup çok etkilendiğim bir ayette ‘Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü orasıdır’ diye bildirilmesi sanırım bir anlamda buna işaret etmektedir. Birbirimizden öğreneceğimiz çok fazla şey var, bunun için ilk adım olarak İngiliz okullarında daha çok Müslüman öğretmeni görevlendirebiliriz. Dünyanın her yerinde insanlar İngilizce öğrenmek istiyorlar. Bunu Müslüman öğretmenler yapabilirler.”
Vakit /02.08.2004