Misyonerlerin yoksul vatandaşlar ve fakir öğrencilerden sonra Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını kıskaca almaya çalıştığı bildiriliyor
Misyonerlik faaliyetleri üzerine akademik bir araştırma yapan Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, misyonerlerin, planlı ve bilinçli olarak öncelikle ekonomik yönden büyük sıkıntı içinde olan yoksulları, ülkeleri içinde veya dışında öğrenim gören ancak geleceğinden emin olamayan öğrencileri ve bu ülkelerde etkin konumda olan ve bu konumunu gelecekte de sürdürecek gözüken Silahlı Kuvvetler mensuplarını hedef aldıklarını belirtti.
Kırıkkale Üniversitesi İdari ve İktisadi Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Türk Toplumlarında Misyonerlik Faaliyetleri” başlığı altında bir araştırma yaptı. Taşkıran, Sanal ortamda yayınlanan Haberanaliz.com adlı haber sitesindeki araştırma yazısında misyonerlerin özellikle silahlı kuvvetler mensuplarını hedef aldığını belirtti.
MANEVİ ÇÖKÜŞTEN YARARLANIYORLAR
Kur’an kurslarının yasaklandığı ve okullardaki zorunlu din derslerinin kaldırılmak istendiği Türkiye’de özellikle gençlerde büyük bir manevi boşluk gözleniyor. Prof. Dr. Taşkıran da araştırmasında bu noktaya dikkat çekerek misyonerlerin, Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılardan ve içinde bulunduğu kültür yozlaşması ve milli-manevi değerlerden kopuş sürecinden azami şekilde yararlandıklarını belirtti. Prof. Dr. Taşkıran, “Misyonerler, uygun siyasi ortamı da bulunca, gittikçe artan bir sayıda mahalle kiliseleri olarak adlandırabileceğimiz ibadet yerleri açmakta ve hemen hemen her gün gazetelere büyük boy ilanlar vererek ücretsiz kitap ve kaset dağıtımı yapmaktadırlar” diye konuştu.
SİLAHLI KUVVETLER MİSYONERLERİN KISKACI ALTINDA
Misyonerlerin Türkiye’de etkin konumda olan Silahlı Kuvvetler mensuplarını hedef aldığını belirten Taşkıran, “Misyonerler, planlı ve bilinçli olarak bu yerlerde öncelikle ekonomik yönden büyük sıkıntı içinde olan yoksulları, ülkeleri içinde veya dışında öğrenim gören ancak geleceğinden emin olamayan öğrencileri ve bu ülkelerde etkin konumda olan ve bu konumunu gelecekte de sürdürecek gözüken Silahlı Kuvvetler mensuplarını hedef almışlardır. Misyonerler bu kesimlerde kendileri açısından başarılı olmuşlardır denilebilir. Zira Hıristiyanlığı kabul ettiğini belirten Türklerin sayısı her yerde binlerle ifade edilmektedir. Hatta bu yerlerde üst düzey bürokrat ve yöneticilerden de misyonerlerin faaliyetlerine katılanlar vardır” dedi.
AB UYUM YASALARI MİSYONERLERİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRDI
Misyonerlere, AB uyum yasalarıyla gereken siyasi, idari ve kanuni kolaylığın sağlandığını kaydeden Taşkıran, şunları söyledi: “Ankara Ticaret Odası’nın araştırmasına göre, ülkemizde Haziran 2003 tarihi itibarıyle 300’den fazla faal kilise bulunmaktadır. Ayrıca misyonerlerin faaliyetlerini yürüttükleri çok sayıda gazeteleri, radyoları, dergileri, şirketleri, otelleri, vakıfları, yayınevleri, gençlik kampları vardır. Bu faaliyetlerin engellenmesi de mümkün değildir. Zira AB uyum yasalarıyla gereken siyasi, idari ve kanuni kolaylık sağlanmıştır. O kadar ki bugün bu kiliselere çeşitli vaat ve aldatmalarla çekilebilen insanlarımızın sayısı binlerle ifade edilebilecek ve inanılamayacak rakamlardadır. Hatırlarsak, bundan bir hayli zaman önce, üst düzey bir Hıristiyan din görevlisi Türkiye’yi “ilgi sahası” ve “çalışılması gereken bölge” olarak ifade etmişti.”
FAALİYETLERİN İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜYLE BİR ALAKASI YOK
“Bu durum böyle devam ederse iki veya üç kuşak sonra bu yerlerde Müslümandan çok Hıristiyan olacağı hesaplanmaktadır” sözleriyle durumun vehametini ortaya koyan Taşkıran, şunları söyledi: “Bu durumu insan hakları ve inanç özgürlüğü ile açıklamak tam bir safdillik olur. Elbette isteyen istediği inancı seçebilir. Ama bu seçim özgür ve bilinçli bir seçim olmalıdır. İnsanların çaresizliğinden ve bilgisizliğinden yararlanarak yapılan propaganda ve maddi yardım ve ikbal vaadi karşılığında bir seçim olmamalıdır. Bu bölgelerde yaşayan kardeşlerimiz 70 yıldan fazla bir zaman, dinlerinden uzaklaştırılmışlar ve kendilerine hiçbir dini bilgi verilmemiştir.”
Taşkıran, misyonerlerin sadece Türkiye’de değil, özellikle Kafkasya ve Orta Asya’da bulunan Türk Devlet ve Topluluklarında faaliyetlerini sistemli ve etkili bir şekilde sürdürdüklerini kaydetti.
MİSYONERLİK FAALİYETLERİ DİKKATLE İZLENMELİ
Misyonerlik faaliyetlerinin dikkatle izlenmesi uyarısında bulunan Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Bu görev hepimizin görevidir. Devlet olarak, millet olarak, fert olarak hepimize düşen görevler vardır ve bunlar acilen yapılmalıdır. Yoksa birkaç nesil sonra Türk Dünyası, birbirini tanımayacak, birbirini anlamayacak, birbirine inanmayacak, dolayısıyla bölgesel bir güç olamayacak hale gelecektir ki Türk ve Türkiye düşmanlarının da istediği budur. Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Sibirya ve diğer Türk topraklarındaki misyoner faaliyetler çok dikkatle izlenmeli ve oralarda İslâm dinini öğreten bilgiler verilmesi, maddi sıkıntılarına çözümler getirilmesi, misyonerlerin amaçlarının açıkça ortaya konması gibi gerekli ve acil tedbirler mutlaka alınmalıdır” şeklinde konuştu.
VAKİT 12.08.2004