AB şimdi nimetlerini 25 ülkeye dağıtacak. Yeni üyelerin hepsi hayal kırıklığına uğradı. Bu durumda AB 10 ya da 15 yıl sonra Türkiye'ye ne kazandırabilir ki?
SALWA HABİB
Türkiye'nin AB ile ilişkisi, hayret verici bir ilişki. Bu ilişki, tek taraflı bir aşk gibi görünüyor. Türkiye, Avrupa kulübüne gireceği günü düşlüyor. Türkiye, bu arzusunu 40 yıl boyunca yenilemekten usanmadı. Türkiye, çok sert ve ağır olmasına rağmen AB'nin koşullarının çoğunu yerine getirdi.
Türkiye, AB'in baskılarına ve özel işlerine müdahaleleri karşısında çok ödünler verdi. Bundan dolayı Türkiye, en son zinayı suç sayan ceza kanununda yaşanan birçok çekişmelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye, Batı'nın arkasında olduğu terör eylemlerine tanık olurken, karşılığında sert tepki, aşağılanma ve umursamazlık gördü.
Şimdi Türkiye'nin tek istediği, en iyimser tahminle 10 yıl, hatta 20 yıl sürecek üyelik müzakerelerinin başlatılması için bir tarih verilmesi. Şimdi umutlar, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlatılabilmesi için yeterince çaba gösterip göstermediği hakkında Avrupa Komisyonu'nun 6 Ekim'de vereceği karara bağlandı. Bitmedi; umutlar tekrar aralık ayına kadar AB zirvesinin 'evet' mi 'hayır' mı olacağı bilinmeyen kararına kilitlenecek.
AB Türkiye'ye niye soğuk? AB'nin gerekçelerini, The Economist dergisi dört neden altında topluyor:
1- Türkiye nüfus olarak çok büyüktür ve bu nedenle AB'nin kararlarını etkileyecek.
2- Çok fakir olan Türkiye, yoksullarıyla Batı'yı işgal edecek.
3- Topraklarının büyük bölümü Asya kıtasında olan Türkiye, Irak, Suriye ve İran gibi sorunlar yaratan bölgelere komşu.
4- Türkiye'nin Müslüman vatandaşları, laik liberal demokrasiyle uyum sağlayamayacak.
Türkiye geçen yıllar boyunca birçok sorunla karşılaştı: Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık; ordunun politikaya müdahalesi; insan hakları ihlalleri; Kürtlerle çatışmalar... Ama Türkiye, belki memnuniyetle karşılanacak diye kusurlarını düzeltmek ve iyileştirmek için adımlar attı. Peki bu kadar dayatmanın anlamı ne?
Türkiye'nin tüm beklentisi, Avrupa'nın kendisine tüm kapılarını ardına kadar açması, refah sağlaması ve ekonomik sorunlarını çözmesi. Bu, belki yıllar önce olabilirdi. Oysa AB, şimdi nimetlerini 25 ülkeye dağıtmak durumunda. Üstelik bu sayı artabilir. AB'ye son olarak katılanların hepsi hayal kırıklığına uğradı ve AB'den yeni kısıtlamalardan ve daha fazla yük ve yükümlülüklerden başka bir şey elde edemedi. O zaman AB, 10 yıl veya 20 yıl sonra Türkiye'ye ne kazandırabilir ki? Türkiye, aldırış etmediği bu soruyu yanıtlamaya pek yanaşmıyor. Avrupa'ya katılma rüyası Türkiye için ne pahasına olursa vazgeçmeyeceği bir arzu. (Mısır gazetesi Ahram, 26 Eylül 2004)
Radikal / 02.10.2004