Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 Eylül saldırılarından iki gün sonra hedef gösterip 7 Ekim’de bomba yağdırarak işgal ettiği Afganistan savaşının üzerinden 3 yıl geçti. Adına “Sonsuz Özgürlük” ya da “Ebedi Özgürlük” operasyonu denilen, ancak asıl itibarıyla kirli ve kalleşçe savaşın üzerinden geçen üç yıllık zaman dilimi, birçok gerçeğin gün yüzüne çıkmasını da beraberinde getirdi.
ÜLKEDE KAOS HÂKİM
En önemli gerçek şu oldu: Afganistan savaşı, 26 milyonluk ülkeye özgürlük değil, tam anlamıyla kölelik getirdi. Bugün ortada bir devlet yok.. Yönetimde ABD’nin belirlemiş olduğu “kuklalar” var ve zorbaların her dediğini yapıyor. Afgansitan’ın başkenti Kâbil başta olmak üzere, tarihi İpekyolu’nun güzergâhındaki yerleşim birimleri harp edilmiş durumda. Ülkede kaos, istikrarsızlık ve güvensizlik had safhada. Kardeşlerin birbirlerini katletmeleri devam ederken, ABD’nin çıkarlarına alet edilen NATO gücü ise her gün katliam işliyor.
7.5 MİLYON KİŞİ AÇLIĞIN PENÇESİNDE
ABD’nin “Haçlı Savaşı” başlatarak bombaladığı Afganistan, NATO üyesi devletlerin desteğiyle kısa bir sürede düştü. Savaşa gerekçe gösterilen El Kaide ve Taliban, 15 gün içinde ortalardan kayboldu. Üstelik ABD’nin hedefindeki bir numaralı adam Usame Bin Laden ise, ortalıkta görünmedi. Savaşın üzerinden üç uzun yıl geçmesine rağmen Bin Laden’in nerede olduğu hâlâ bilinmiyor. Ancak, akıbeti konusunda değişik rivayetler ortalıklarda dolaşıyor.
Savaşın tüm ağır ve acımasız faturası Afgan halkına çıktı. 19. yüzyılda Rus ve İngilizlerin “Büyük Oyunu”na sahne olan, 1979 yılında ise 10 yıl boyunca Ruslarla savaşan Afgan halkı, bağımsızlık savaşını zaferle kazandıktan sonra da, 1996 yılında Taliban’ın başa gelmesiyle kardeş kavgalarının yaşandığı ülke oldu. Savaş, tezgâh ve oyunların hedefi olan Afgan halkı, zaten açlık ve sefaletle burun buruna yaşıyordu. Zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olduğu halde bunu işletemeyen Afganistan’da, ABD istilasıyla birlikte 7.5 milyon insan açlık ve sefalet sınırının da altına düştü. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın raporlarına göre; şu anda Afganistan’da 7.5 milyon insan açlık ve sefalet neticesinde ölüm kalım savaşı veriyor.
İŞGALCİNİN YALANLARI TEK TEK ORTAYA ÇIKTI
ABD’nin Afganistan savaşı sırasında dillendirdiği yalanları ise bir bir ortaya çıktı. Amerikan makamları savaşın petrolle ilgisi bulunmadığını ileri sürüyorlardı. Halbuki Hazar Denizi bölgesinde dünyanın en zengin petrol kaynakları bulunuyor. Bu da Orta Asya’nın Ortadoğu kadar önem kazanmasını beraberinde getiriyor. Sorun ise, Hazar Denizi petrolünün nakledilmesinde yaşanıyordu. Afganistan, Hazar Denizi ile Hindistan ve Doğu Asya ülkelerindeki pazarlar arasında stratejik önemi büyük olan bir konumda. Petrol borularının büyük bir bölümünün Afganistan topraklarından geçirilmesi zorunluğu olduğu içindir ki, petrol şirketi Unocal – dolayısıyla ABD hükümeti– 1996 yılında Taliban’ın başa gelişini, bir “istikrar” unsuru olacağı umuduyla memnuniyetle karşılamıştı. Bu petrol borusu umudu sonradan (deyim yerindeyse) bir petrol borusu hayaline dönüştü, fakat ABD’de, ordunun en başındaki kişi ile onun çevresinde toplanan petrolle ilgili kişiler, Orta Asya’dan sağlayacakları olağanüstü büyük kazançtan hiçbir zaman vazgeçmediler. Afganistan’ı işgal edip yerleşerek, Hazar Denizi’ndeki enerji nakil işlemlerini şimdilik garanti altına aldı.
MÜSTEMLEKE YÖNETİM KURDU
Amerikan ve İngiliz petrol şirketleri, Afganistan’da çok önceden planladıkları müstemleke yönetimini kurdular. ABD ve İngiltere pasaportlu, petrol şirketleri tarafından ABD’ye götürülüp eğitilen ve bugünler için hazırlanan kişilerden oluşan kadro artık Kâbil’de ve uluslararası statükonun tanıdığı yeni Afganistan yönetimini oluşturdu. Hamid Karzai gibi petrol şirketlerinin danışmanlığını yapan kişi ise, ülkenin yöneticisi sıfatıyla bir müstemleke valisi. Ülkedeki iç savaşın arkasındaki en büyük güç olan Burhaneddin Rabbani’yi devirip Taliban’ı iktidar yapan, sonra da Taliban’ı deviren, ancak Rabbani’yi yine yönetimden uzak tutup, Washington’da eğittiği kişileri işbaşına getiren Unocal gibi ABD petrol şirketleri, Rabbani birliklerini Kâbil’den uzaklaştırdı. Yeni yönetimin güvenliğini ABD/İngiliz güçleri sağlıyor. Kâbil, Afganistan dışında bir askeri, siyasi ve ekonomik üs durumunda.
ABD VATANDAŞLARI İŞBAŞINDA
Afgan halkından ziyade petrol şirketlerine bağımlı olan kabine üyelerinin çoğu Amerikan vatandaşı.. 9 Ekim’de yapılacak seçimlerde yine ülkenin başına gelmesi beklenen Hamit Karzai başta olmak üzere pek çok etkin isimin ABD vatandaşı olduğu biliniyor. ABD Başkanı George W. Bush’un Afganistan’a özel temsilci olarak atadığı Zalmay Halilzad ise, yine Amerikan vatandaşı bir Afgan. Ancak en önemli özelliği, ABD petrol devi Unocal’ın danışmanı olması. Karzai ve Halilzad, Afganistan’a yönelik saldırının amacı konusunda çok önemli ipuçları veren iki karanlık isim olarak dikkat çekiyor.
VAKİT 07.10.2004