ABD açısından (esasta İsrail için) önemli olan husus; Nükleer silahlara sahip olacak bir İran, BOP’u ‘Ortasından’ çatlatır. İran’ın, Irak gibi bir ‘klasik işgali’ mümkün değildir. O zaman geriye ne kalıyor? İran’daki bu konu ile ilgili tesislerin tahribi. Bu işi de, ABD bizzat yapmaz, İsrail, zaten dünden hazır.
İran’la İsrail ve ABD arasındaki ‘Nükleer Silah’ restleşmesinde ABD’nin tutumunu etkileyen bir ‘gerçeği’ belirtelim. Bu gerçek şudur: ABD’nin Ortadoğu (dolayısıyla İran) politikası, hemen tamamen, İsrail’in (etkisinde değil) yönetimindedir. Üstelik bu durum, bugünün gerçeği de değildir; en az otuz yıldır, durum böyledir. Bu sebeple, bu olayda da ABD, İsrail’in ‘sürüklediği’ yöne gidecektir.
‘Irak’ta her gün biraz daha çamura saplanan ABD, bir de böyle bir çılgınlığı göze alır mı?.’ Akıl ve mantık bu soruya, ‘alamaz’ cevabını veriyor. Ama, işin içinde başka şeyler de var. Önce, yukarıdaki ‘gerçeği’ tekrar hatırlayalım. ABD’nin Ortadoğu ile ilgili kararlarını ABD vermiyor, İsrail oluşturuyor. İsrail ise, İran’ın elde edeceği nükleer silahların, kendine yönelik olduğunu iyi biliyor. Ayrıca, ABD’nin dünyada yürürlüğe koyduğu ‘Düşmanın, seni vurma yeteneği kazanmadan, sen onu vur’ anlayışı da yürürlükte. ABD bunu Irak’ta, hem de bütün gerekçeleri ‘yalan’ olarak kullandı, kim ne dedi? İsrail, İran’a karşı kullanırsa, kim ne diyebilir ki?
Bunun yanında, ABD açısından (ama yine, esasta İsrail için) önemli bir husus daha var; ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi. Nükleer silahlara da sahip olacak bir İran, bu projeyi ‘Ortasından çatlatır.’ İşte bu iki ‘sağlam’ (!) sebepten dolayı, İran’ın bir ‘Nükleer Güç’ olması ‘Kesinlikle’ önlenmelidir. Böyle bir senaryo, nasıl uygulanabilir? Bir kere şunu görmek lazım. İran’ın, Irak gibi bir ‘klasik işgali’ mümkün değildir. İran’ın büyüklüğü ve coğrafyası ile demogratif bütünlüğü, bunu önler. Bunu, en gözü kararmış Amerikalı bile görebilir. O zaman geriye ne kalıyor? İran’daki bu konu ile ilgili tesislerin tahribi. Başta İsrail olmak üzere, tüm ilgililer de zaten bu hazırlık içindeler. Ayrıca, bu işi, ABD bizzat yapmaz, İsrail’e ‘yeşil ışık’ yakar ve yardımcı olur. İsrail, zaten dünden hazır.
Böyle bir uygulama, bölgeye ne getirir? Hiç şüphesiz bugüne kadar olayın perde arkasında duran İran’ı yangının ortasına taşıyarak, ateşi birkaç kat artırmak sonucunu ortaya çıkacaktır. Türkiye ne yapar? Ne yapmalıdır? Şüphe yok ki, Ortadoğu’da ‘Nükleer silahlanma’ tüm bölge ülkeleriyle birlikte Türkiye’yi de yeni ve çok daha ağır boyutlu bir tehdidin içine çekecektir. Üstelik, Türkiye, ABD’nin ‘Stratejik Müttefiki’ (?!) ve İsrail’le ‘Savunma İşbirliği’ Anlaşması içinde bir ülke.
Kanaatimizce, yapılması gereken, başarı şansı daha şimdiden sıfırlanmış bulunan, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi senaryosunun azami derecede dışında kalmak ve İsrail’in saldırgan politikasına ortak görünebilecek yaklaşımlardan özenle kaçınmaktır.
10.10.2004 / KEMAL YAVUZ / AKŞAM
MİLLİ GAZETE 11.10.2004