İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Uyan artık ey Türkiye!

Uyan artık ey Türkiye!
Güncel
|

Türkiye'nin AB'ye girmek yerine İslam dünyasıyla ilişkilerini geliştirmesi ve sağlamlaştırması daha iyi olmaz mı?

Her geçen gün Hıristiyan Avrupa'nın Müslüman Türkiye'ye 'Hıristiyan kulübü'ne girmesine izin vermeyeceğinin işaretleri çoğalıyor ve birbiri ardına geliyor. Son olarak AB 10 Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin Türkiye'ye yapıldığı gibi uzun sorgulamalara başvurulmaksızın üye yapılmasıyla genişledi. Çoğunluğu Sovyet bloku içinde yer almış bu 10 ülkenin 'Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdiği kanısına varıldı. Bu kriterler, üye devletten siyasi bir tercih olarak liberal demokrasiyi ve ekonomik bir tercih olarak pazar ekonomisi felsefesi uygulamasını öngören koşullardan ibaret. Bu iki noktada Türkiye'nin 'bu Orta ve Doğu Avrupa devletlerinden önde olmadığı' ileri sürülemez. Ancak Müslüman Türkiye, demokrasinin tam olarak uygulanması, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının iyileştirilmesi, hatta ordunun siyasi nüfuzuna nokta konulması gibi kendisinden istenen reformları yerine getirmesine karşın erteleme üstüne ertelemeden başka bir şeyle karşılaşmıyor. Avrupa'nın geciktirme dizisinin iyi niyetten kaynaklandığını doğrulamamız akıl kârı değil. Zira Türkiye şu ana kadar AB'ye dönüşen Ortak Avrupa Pazarı döneminden bu yana 40 yıldır bekleme odasında. Tercihen Türkiye'nin daha önce geri çevrilmesi hiçbir nesnel nedenden dolayı değil ilkesel açıdan. Yoksa girişine izin verilseydi bütün üye ülkeleri Hıristiyan bir kulüpte 70 milyonluk Müslüman tek İslam ülkesi olacaktı Türkiye. Bu bir tahmin veya kehanet değil. Türkiye'nin üyeliğine ilişkin açıkça dini lisanla konuşan Avrupalılar var. Giscard gibi Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin 'bildiğimiz haliyle Avrupa'nın sonu olacağını' düşünenler var. Fransa'da iktidar partisi dahil tüm parti liderleri Türkiye'nin üyeliğine karşı. Chirac, referandum yapılmasını istiyor. Başka hiçbir ülke için yapılmadı bu. Almanya'da Hıristiyan Demokratların Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu belirtmediği gün yok. Bu itirazlar dini etkenlerden hareketle birbiri ardına gelirken aynı Avrupa ülkeleri kendilerini laik devletler olarak görüyor. Şu an ortada AB ülkeleri nezdinde Türkiye'nin Birliğe girişinin engellenmesi noktasında ortak ve öldürücü bir niyetin olduğu gayet açık. Doğal olarak bu niyet Türkiye hükümetine açıkça ve hemen söylenmez ancak bunun yerine erteleme dizisi sonsuza kadar sürdürülecek. Aralıkta AB liderleri Türkiye'nin üyeliğe kabul edilmesi kararını almak için değil, 'üyelik müzakerelerine başlama' takvimini belirlemek amacıyla Türkiye'nin ilkesel olarak üyelik şartlarını yerine getirip getirmediğini karara bağlamak için toplanacak. Şimdiden bazı AB yetkilileri, müzakerelerin, en az 10 yıl süreceğini açıkça dile getiriyor. O halde zamanını asıl itibarıyla Müslüman Türk halkının ait olduğu İslam dünyasıyla bağlarını kuvvetlendirmede kullanması, Türkiye'nin daha hayrına değil mi? Avrupa ertelemeleri 20 yıl sürebilir. Nihayetinde Türkiye havasını alacak kesinlikle. Bu esnada bütün maddi ve manevi kaynaklarını Avrupa rüyası için harcamayı sürdürürse Türkiye'nin İslam dünyasıyla bağları periyodik olarak çözülecek. Böylelikle Türkiye hem Hıristiyan Avrupa'yı hem de İslam dünyasını kaybedecek. Ahmed Amrabi (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Beyan, genel yayın yönetmeni, 15 Ekim 2004) RADİKAL 25/10/2004
AKRA