İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Bir Gönül Sultanı

Bir Gönül Sultanı
Güncel
|

Vefatının 24. Yılında Mehmed Zahid Kotku'yu rahmetle anıyoruz

Dünyaya bir göz atınız. Huzur ve mutluluk adına neler görüyorsunuz? Savaşlar, işgaller, katliamlar, saldırılar, işkenceler, sosyal ve ekonomik problemler... Acı, kan, gözyaşı... İçki ve eğlence âlemleri... İnsan onurunu sıfırın altına indiren görüntüler... Ve belki de çok az mutluluk... Eğer, o da varsa... Peki, insan huzur ve mutluluğu nasıl yakalayacak? Şu konu çoğumuzun bildiği bir gerçek ki, huzur ve mutluluğun merkezi, Kalb... Allah'ın yüce elçisi (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Dikkat ediniz! İnsan vücudunda öyle bir et parçası vardır ki, o iyi olursa bütün vücut iyi olur. Eğer kötü olursa, bütün vücut bozulur. İşte, o et parçası kalbdir." (Buhari) Kalb, öyle harikulâde özelliklere sahip ki... ancak, Rabbimize yönelmekle huzur buluyor: Çünkü, kalbin yaratıcısı Allahü Teâlâ... Rabbımız şöyle buyuruyor: "Dikkat ediniz! Kalbler ancak Allah'ı anmakla huzur ve sükuna kavuşur." (Râ'd Suresi, Ayet 28) Allah'a yönelen bir kalb sahibinde sevgi, merhamet, iyilik, hoşgörü gibi ulvî duygular gelişir. İç alemi zenginleşir. Gönül âleminde büyük bir inkilâp meydana gelir. Huzur ve mutluluk iklimine yelken açar. Kalbin bu ulvi yüksekliğe ulaşması için ehil kılavuzlara ihtiyaç var. Kendisi bu noktaya ulaştıktan sonra, başkalarını da yükseltebilecek kemâlât ehline... İşte, bu çeşit gönül mimarlarından biri de Mehmed Zahid Kotku (k.s.)'dur. O bir gönül mimarıydı 1897'de Bursa'da dünyaya geldi. Babası Abdurrahman İbrahim Efendi, Annesi Sabire Hanım'dır. Anne ve babası Kafkasya'dan gelerek Bursa'ya yerleşmişlerdir.Babası, medrese öğrenimi görmüş, tasavvuf terbiyesiyle yetişmiş, "Seyyid" bir sülaleye mensuptur. İlk öğrenimini, Bursa'da Oruç Bey Mahalle Mektebi'nde yaptı. Daha sonra İstanbul'a gelerek Ömer Ziyaüddin Dağıstanî Hazretleri'nin Tekkesi'ne katıldı.Tekirdağlı Mustafa Fevzi Efendi'den tasavvuf dersleri aldı.Tasavvuf ilminin inceliklerine vakıf oldu. Ramûz-ul Ehâdîs, Kaside-i Bürde, Delâil-i Hayrat derslerini okutmak konusunda icazet aldı.Kur'ân ilimleri ve fıkıh konusunda ehil bir duruma geldi. Mehmed Zahid Kotku (k.s.) yüzyılımızı aydınlatan bir gönül mimarıdır. Hal ehli olgun bir insandır. İnsanı, maddi ve manevi yüksekliğe ulaştırabilecek dinamiklere sahip bir Allah dostudur. Kalbin evrensel doğrularını terennüm etmiş bir gönül eridir. Onda, insanı bütün olarak kuşatan bir şuur uyanıklığını görüyoruz. İç âlemindeki derinliği, pratik hayata yansıttığına şahit oluyoruz.Bu durum, gönül alemindeki zenginliğin diğer insanlara da ulaşmasına yol açıyor. Güzellik, kişinin şahsında kalmıyor, bir ayna misali, diğer insanlara da yansıyor, diğer insanları da güzelleştiriyor. “Zalimlere yardımcı olmayın” Meselâ, bugün insanlığın yüzü gülmüyor. Irak, Filistin, Çeçenistan, Keşmir, Afganistan, Sudan gibi pek çok yeri zalimler ateşe vermişler. Savaş, saldırı ve işgaller yüzünden insanlık inim inim inliyor. İslâm coğrafyası gülmeyi unutmuş durumda... Hep, zalimler yüzünden... Mehmed Zahid Kotku (k.s.) zalimler ve onlara yardım edenler konusunda şunları söyler: "Zulmün kendisi başlı başına bir günahtır. Bununla beraber, herhangi bir zalime yardımda bulunmak ve yardım için onunla işbirliği yapmak, onunla beraber bir zulme yardımcı olmak da bu günahların içine girer. Yani insan kendisi zalim olmasa bile, zalimlere yardımcı oluşu ona kâfidir. Bu gibi zalimlere yardımcı, destekçi, himayeci olan kimselerin çoğu cahilce dünyaya tapan, para diye can veren zavallı kişilerdir. Elinin emeğiyle geçinenlerden zalimlere yardımcı olanlar, ekseriyetle ne yaptıklarını bilmeyen cahillerdir. Zalim, ne kadar zalim olursa olsun, onun zulmünü artıran, ancak o zalimin yardımcılarıdır. Eğer, o zalimin yardımcıları olmasa zulmünü ne devam ettirebilir; ne de artırabilir. Maalesef zalimler, kendi zulümlerine yardımcı bir çok kimseler bulmakta hiç müşkilât çekmezler. Hatta parasız, pulsuz pek çok yardımcıları ve fedaileri çıkmakta oldukları görülegelmektedir. Tarih, bunların yegâne şahididir." Tevazu sahibiydi Mehmed Zahid Kotku (k.s.) tevazu, hilm ve takva sahibiydi. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. İnsanlara karşı sevgi ve merhameti yüksekti. Allah ve Rasulü'ne teslimiyeti ileri seviyede idi. Allah Rasülü'nün (s.a.v.) sünnetlerine uymakta titizlik gösterirdi. Şu sözleri, insanlara karşı sevgi, şefkat ve merhametinin derecesini göstermektedir: "Aman, sakın bir kalb kırmayın, kırarsanız o size yeter de artar.Sakın kimseyi hor ve hakir görme. Herkesi, her bakımdan kendinden iyi ve üstün görmeye bak. Servete bilgiye, varlığa, sağlığa sakın güvenme! Kimseyi incitme ve kimseden yardım bekleme! Elinden geldiği kadar herkese yardımcı olmaya çalış. Katiyyen sert konuşma. Gayet yumuşak ve tatlı konuşmaya dikkat et." Mehmed Zahid Kotku (k.s.) dünyaya prim vermezdi. Hayatın gayesini çok iyi anlamıştı. İnsanın fâni oluşunu unutmazdı. Dünyayı, asıl varılacak gerçek hayatın, yani ahiretin tarlası olarak görürdü. İyi insanlarla birlikte olmayı tavsiye eder, dünyaya aldanmamayı öğütlerdi. Şu sözleri, bu amaçla söylenmişti: "Ölümü unutma, gözünün önünden ayırma. Daima, Hakkın rızasını kazanabileceğin hayırlı ibadetler ve amellerle meşgul ol! Bid'atlerden sakın, heva ve nefsinin arzularına uyma. İyi, salih, sadık, âbit, zâhid kişileri ara, bul. Onlardan ayrılma, Hizmetlerine devam et." “Sadıklarla beraber ol” İhlas ve samimiyet sahibiydi. Sadakat ve doğruluk en belirgin meziyetleri arasındaydı. Bunları, insanı yücelten meziyetler olarak görürdü. İnsanların bu meziyetlere sahip olmasını ister, net ve istikamet üzere bir kişiliğin bu duygularla oluşacağına inanırdı. Şu sözleri onun bu konudaki hassasiyetini gösterecek niteliktedir: "Ey İman edenler! Allah'tan korkunuz ve sadıklarla beraber olunuz!.." Bu ferman-ı ilahi karşısında başka bir söz söylemeye hakkımız yoktur. Sıdk, her işin temeli ve direğidir.Sadakat, nübüvvet derecesinden sonra gelir. Sadıkın en azı, iç ve dış birliğidir. Sadık, söylediğini doğru söyleyen, sıddîk de bütün ahval, ef'al ve harekatında sadakattan ayrılmayandır: Sıdk, tehlikeli yerlerde hakkı söylemekten kaçınmamak olduğu gibi, haramların yenilmesini de men etmektir. Nefsinin esiri olan, sıdkın kokusunu koklayamaz. Sadakat; ya göründüğün gibi olmak veya olduğun gibi görünmektir. Sadıklarda, halkın gönlünde yeralma hevesi katiyyen bulunmaz." Vefatının 24. yılında, Mehmed Zahid Kotku'yu (k.s.) rahmetle anıyoruz. Milli Gazete / 13.11.2004
AKRA