ABD operasyonunun hâlâ sürdüğü Felluce kentinde bir yandan çatışmalar devam ederken diğer yandan da Iraklılar direnişçilerin cesetlerini taşıyorlar.
30 yıldır Irak'ta yaşayan, bir Iraklıyla evli olan, Müslümanlığı seçen Margaret Hasan'ın öldürülmesi ise akıllarda soru işaretleri doğurdu. Ürdünlü Ebu Musab El Zerkavi bile Iraklıların ''Margaret Ana'' dediği 55 yaşındaki yardım çalışanının bırakılmasını istemişti.
Irak'ta 19 Ekim'de kaçırılan İngiliz yardım görevlisi Margaret Hasan' ın öldürülmesi, ailesi ve bütün dünya tarafından üzüntü ve nefretle karşılandı. İngiliz Independent gazetesinin yazarı Robert Fisk , tüm yaşamını Iraklılara yardıma adayan, ABD'nin Irak'ı işgalini kınayan Hasan'ı kimlerin öldürdüğü sorusunun yanıtsız olduğuna dikkat çekti. Irak'ta dün meydana gelen çeşitli saldırı ve çatışmalarda çok sayıda kişi öldü.
30 yıldır Irak'ta yaşayan ve Iraklı Tahsin Ali Hasan' la evli olan İrlanda kökenli, İngiliz ve Irak yurttaşı Hasan'ın öldürüldüğünü gösteren görüntüleri içeren video kaset, El Cezire televizyonuna gönderilmişti.
Kaseti inceleyen İngiliz yetkililer, öldürülen kadının 55 yaşındaki Hasan olduğunu düşündüklerini söylemişlerdi. Kasette, kukuletalı bir kişinin, gözleri bağlı bir kadının başına tabancayla ateş ettiğinin görüldüğü belirtildi.
Hasan'ın eşi Tahsin Ali Hasan, kaseti izlemediğini, tek istediğinin ölü ya da diri, eşinin akıbeti hakkında bilgi almak olduğunu söyledi. Margaret Hasan, CARE International yardım örgütünün bölge sorumlusuydu. Hasan'ın öldürülmesi, İngiltere ve bütün dünya tarafından kınandı. Iraklılar da ''Margaret Ana'' dedikleri Hasan'ın öldürülmesini nefret ve üzüntüyle karşıladılar. Hasan, Irak'a yıllarca yaptırım uygulanmasını ve ABD'nin Irak'a saldırmasını sert dille eleştiriyordu.
'Eylem kullanıldı mı?'
Independent yazarı Robert Fisk, ''Anarşiye sürüklenmiş bir Irak'ta masumiyetin değeri ne kadar?'' başlıklı yazısında, Hasan'ı kimlerin öldürdüğü sorusunun hâlâ yanıtsız olduğuna dikkat çekti. Felluce'deki direnişçilerin, Ürdünlü Ebu Musab el Zerkavi' nin bile, Hasan'ın salıverilmesi çağrısında bulunduğunu anımsatan Fisk, Hasan'ın Müslümanlığı seçmiş olduğunu, 30 yıldır Irak'ta yaşadığını ve kendisini Irak halkına yardıma adadığını, çok akıcı Arapçasıyla kendisini kaçıranlara kim olduğunu anlatabileceğini vurguluyor. Fisk, bu gibi bir eylemin, isyancıların acımasızlığını kanıtlamak için kullanılmış olabileceğini kaydediyor.
Yazar, Hasan'ın kaçırılmasından bugüne dek pek çok video kaydının ve resminin yayımlandığını belirterek şu noktalara dikkat çekiyor: ''Bu görüntülerin hiçbirinde arka planda İslamcı afişler yoktu. Her zamanki gibi silahlı ve maskeli militanlar yoktu. Kuran'dan ayetler yoktu. İki İtalyan yardım görevlisi kadın, masum oldukları anlaşıldığında serbest bırakılmıştı. Bundan kuşkusu olanlara karşı, direnişçilerin caniliğini ve kötülüğünü kanıtlamanın en iyi yolu Hasan'ın öldürüldüğüne ilişkin kanıtlar ortaya çıkarmaktır.''
Fisk, kimsenin Hasan'ın ölümünde Irak hükümetinin parmağı olduğunu söyleyebilecek durumda olmadığını, ama yine de Hasan'ı kimin öldürdüğü sorusunun yanıtlanması gerektiğini yazıyor.
Doğduğu kentte hüzünlü tören
İngiltere Başbakanı Tony Blair ve CARE örgütü Hasan'ın ölümünden büyük üzüntü duyduklarını açıklarken Hasan'ın doğduğu yer olan İrlanda'nın Kenmare kentinde bir tören düzenlendi.
CUMHURİYET 18.11.2004