KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ‘’Şimdilik Avrupa’nın çıkarı, Türkiye’yi oyalayarak Kıbrıs’ı almaktır.
Kıbrıs’a sahip çıkmaktır. Kıbrıs’ı Türkiye’nin etrafında bir nevi Hıristiyan kalesi haline getirmektir, diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar haksızlığı nereye sığdırarak yaptıklarını, hiçbir hesaba sığdırabilmiş değilim’’ dedi.
Denktaş, taburcu olduğu İbni Sina Hastanesi’nden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin de söz hakkı bulunduğu yönündeki sözlerini anımsatması üzerine, Denktaş, Kıbrıs konusunda kararı daima Türkiye ile KKTC’nin birlikte verdiğini söyledi.
Denktaş, şöyle konuştu: ‘’Çünkü Kıbrıs bir milli davadır. Türkiye bu dava için bunca fedakarlık yapmıştır. Bu davadan Türkiye’nin vazgeçmediği ve vazgeçmeyeceği de bilinmektedir. Dolayısıyla, ‘Türkiye birlikte karar verir’ sözü doğru bir sözdür. Birlikte karar veririz. Ama, geçmişte de olmuştur, bir çok konuda öyle kararlar alınma yoluna gidilmiştir ki, biz bunun hem bize hem Türkiye’ye zararlı olacağını dikkatlerine getirdiğimizde kaale alınmıştır ve iki üç sene sonra ‘Allah sizden razı olsun’ denilmiştir. Dolayısıyla birlikte karar vermek, birlikte müzakere edip bu milli davayı hem Türkiye’nin lehine hem Kıbrıs Türklerinin lehine yürütme meselesidir.’’
Türkiye’nin jeopolitik hakları
‘’Güney Kıbrıs’ın AB’ye kabulü Kıbrıs sorununu ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğini bir çözümsüzlük noktasına götürür mü?’’ sorusuna da Denktaş, şu karşılığı verdi:
‘’Eğer AB Türkiye’ye muhtaçsa ki muhtaçtır ve daima olacaktır, bu hiçbir zaman kesin ve daimi bir çözümsüzlüğe götürmez. Görüşmeler şu ya da bu safhada devam eder ve yine bir yerde noktalanır. Uluslararası diplomasilerde kesin kararlar yoktur. Bir duraklama olabilir. Karşılıklı çıkarlar ne ise o olur.
‘Şimdilik Avrupa’nın çıkarı, Türkiye’yi oyalayarak Kıbrıs’ı almaktır. Kıbrıs’a sahip çıkmaktır. Kıbrıs’ı Türkiye’nin etrafında bir nevi Hıristiyan kalesi haline getirmektir’ diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar haksızlığı nereye sığdırarak yaptıklarını, hiçbir hesaba sığdırabilmiş değilim.
Ama AB, ‘Kıbrıs jeopolitik açıdan bize lazımdır’ dediğine göre, Kıbrıs’ın tümünü istiyor demektir. Jeopolitik açıdan Türkiye’nin uluslararası anlaşmalarla tespit edilmiş hakları vardır. Madem ki AB’nin jeopolitik istemi, Türkiye’nin var olan jeopolitik haklarına uymaktadır, o halde AB daha da Türkiye’ye kapılarını açmalıydı. Türkiye’nin jeopolitik haklarını hiçe sayarak, Yunanistan’ın haklarını ve siyasi istemini kaale alarak Kıbrıs’la ilgili aldıkları karar hem uluslararası anlaşmalara hem ahlaka hem de insanlığa aykırıdır. Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını, egemenliğini tanımaksızın Kıbrıs’ı aldık demek, Kıbrıs Türklerini bir tarafa ittikten sonra Rumların kölesi haline getirmek demektir. Bunu asla kabul edemeyiz.’’
MİLLİ GAZETE - 14.12.2002