Türkiye’nin dünyada en yüksek reel faiz ödeyen ve borçlanması sürekli artan bir ülke olduğuna vurgu yapan TİM Başkanı Oğuz Satıcı, bunu ödeyen tarafın reel sektörde kayıt içinde çalışan üreticiler olduğunu belirtti.
Türkiye’nin kendisini fakirleştiren bir ithalat politikasından çok, ihtiyaçlarını karşılayan bir anlayışa yönelmesi gerektiğine işaret eden Satıcı, daha fazla kar eden, vergi veren ve haksız rekabeti önleyen bir yapının oluşturulmasını istedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak zorunda olduğunu belirterek, “Mutlaka ithalat yapmalı ama kendini fakirleştiren bir ithalatı değil” dedi. Anadolu Aslanları İşadamları Derneği’(ASKON)nin düzenlediği toplantıya konuşmacı olarak katılan Satıcı, Türkiye’nin en büyük probleminin üzerindeki borç yükü olduğunu ifade ederek, bunu ödeyen tarafın reel sektörde kayıt içinde faaliyet gösteren, üreten firmalar olduğunu belirtti.
Dünyanın en yüksek faizini ödüyoruz
Satıcı, daha fazla kar eden, vergi yaratan ve haksız rekabeti önleyen bir yapının oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Her ne kadar ihracat iyi gidiyor, enflasyon düşüyorsa da hala dünyanın en yüksek reel faizini ödeyen, borçlanması artan bir ülkeyiz. Neyle ayakta duruyoruz?
Ortaya koyduğumuz siyasi istikrarla iş yapıyoruz. Bundan başka da elimizde kuvvetli bir sermaye mevcut değil” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin tekstil ve hazır giyimde Çin’e karşı kota ve gözetim uygulamasından bahseden Satıcı, şunları kaydetti: “Türkiye belki son 10 yılında üretici adına, Türkiye adına en doğru işi yaptı. Piyasalarımıza, sektörlerimize sahip çıkmak zorundayız. Kısa vadede ithalat yoluyla kar ederiz diye baktığımızda, orta ve uzun vadede ithal ettiğimiz malları satacak adam bulamayız. Türkiye dışa bağımlılığını azaltmak zorunda. Mutlaka ithalat yapmalı ama kendini fakirleştiren bir ithalatı değil.”
İthalatla büyüdük
Oğuz Satıcı, Türkiye’nin 2004 yılında ihracatla değil, dış ticaretle büyüdüğünü belirterek, “İhracatta patlama yok, dış ticarette bir patlama var. Bu patlamanın da duruşu, ihracattan değil ithalattan yana” dedi.
Satıcı, ihracatçı firmaların karlılık durumunun çok parlak olmadığını belirterek, ihracat faaliyetlerinin kalıcı zenginliğe dönüşmesi için kar edecek bir yapıya geçilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye’nin, borçlarını çevirmek adına değerli Türk Lirası oluşturduğunu savunan Satıcı, para ve maliye politikalarının merkezine üretimi yerleştirmek ve bu politikalarda ihracatı gözetmek gerektiğini söyledi.
Satıcı, “Değerli Türk Lirası bize yabancı ürünleri daha cazip hale getiriyor. Bunları ithal ettiğimiz sürece bazı üretim hücreleri de ölüyor demektir” dedi.
Borçlar elimizi kolumuzu bağlıyor
Bugün Irak’ta olanlara karşı gönlümüzden geçeni söyleyemememizin asıl sebebi bugünkü ekonomik yapımız ve borç sorunumuzdur. Değişimi yakalayanların çok hızlı bir şekilde büyümeye devam ettiği, yerinde sayanların ve mevcut durumu koruma çabasında olanların ise kaybetmeye mahkum olduğu günümüz ekonomik koşullarında ihracat yapan firmalar da baş döndürücü bir değişimin ve bir yarışın içinde bulunuyor. Zaman zaman Türkiye’nin içine düştüğü güven bunalımının sebebi de kendimize olan güvensizliğimiz sonucu mevcut durumu korumaya çalışmamızdan kaynaklanıyor.
Geçmişte üretilen kısa vadeli politikalar bugün önümüze bir borç yığını bıraktı ve bu borç bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. Bu borcu çevirmemiz için koşulları bize sağlayan da bir iki büyük ülke, bu koşullar altında da bağımsız bir politika çizmemiz mümkün görünmüyor.”
MİLLİ GAZETE 04.02.2005