Alkışlar, tezahüratlar, fıkralar ve gülüşmeler arasında Bush'un Kongre konuşması; İşte bu çerçevede geçen kongrede Bush, 71 kere konuklarını güldürürken, 27 kere övgü tezahüratları ve 96 kere de fıkra anlatmasına rağmen kameraların yakaladığı en ilginç kare olmayı başaramadı.
Irak savaşında oğlunu kaybeden bir anne ile yıkık devrim rejimi mağdurlarından birinin yeni seçimlerde de oy kullanmış kızının bir an (?????) kıçaklaması, kongrede duygusallığın doruk noktasına çıktığı andı.
Tabii; bunlar bir Amerikan gazetecisinin Amerikalı gözüyle yaptığı yorumlar. Aynı zamanda, yazısında şunu da belirtiyor ki savaşın gerçek sebebi değişimi sağlamak. Büyük bir tehlike olarak görülen Saddam'ın yıkılmasından sonraki dönem belki de hiçbir tehlike arz etmiyordu; Bush, savaşın devam etmesinin gerçeklerini açıklamaya çalışıyor. Irak halkının özgürleştirilmesi... Tabii, Amerika'nın istediği yolla özgürlük.
Yine Bush'un 3'er kere olmak üzere 6 kere Suriye ve İran'dan, 1 kere Mısır'dan, 2 kere de S. Arabistan'dan bahsettiği konuşması, gizliden gizliye yeni savaş hazırlıkları içinde olduğunu gösteriyor. Ancak, bu sefer bütün yöntemleri farklı bir savaş. Bu konuşmasından bazı kimseler bu sonucu çıkarmamış olabilir. Oysa Amerika bu yeni başlatmak istediği savaşla İran'ı destekleyen 3 Avrupa ülkesine de göstermek istiyor ki, tek hâkim onlar değil. Bush, İran'ı bir numaralı tehlike olarak görüyor. Buna gerekçe olarak da nükleer silahlar üretmesini gösteriyor.
Suriye'yi ise kendi topraklarını ve Lübnan'ın bir kısmını direnişçilerin kullanmasına izin vererek, bölgedeki bütün barış fırsatlarını yok etmekle suçluyor. Oysa ki Suriye'nin, direnişçileri elindeki bütün fırsatlarla desteklemesi gerçek hürriyet kapılarını açıyor bize.
Bush'un bu konuşmaları, sıranın İran ve Suriye'de olduğuna mı işaret acaba? Bu bir gerçekse burada iki önemli nokta var ki, birincisi Amerika İran'ın bomba kaynaklarını nerede sakladığını bilmiyor; ikincisi ve Amerikalı Senatör Conmakin'in dikkatleri çektiği nokta Irak'ta savaşa katılan Amerikan askerini İran'da nükleer silah olduğuna ikna etmek ve önce dökülen gözyaşlarından sonra onları ikinci bir savaşa daha sürüklemek...
S.Arabistan ve Mısır'ın konumlarına gelince; onların durumları tabii ki daha farklı. Amerika Irak'taki konumunu sabitleştirmek ve Ortadoğu üzerine kurduğu projelerini gerçekleştirmek için iki dost ülkenin desteğine ihtiyaç duyacak. Bunun için de bu ülkelerin iç yenilikler yapmasını geleceğe yönelik tasarılar için gerekli görüyor. Mesela Mısır'a gelecek yıl Ekim ayında yapılacak referandum öncesi anayasa düzeltmesi için baskı yapmıyor, çünkü bu Bush'un kendi üzerine aldığı bir görev.
Bush, Mısır'ın ve S. Arabistan'ın Ortadoğu'da içlerinde yapacakları demokratik değişimlerle öncü olmalarını tasarlıyor. Buna rağmen Bush'un konuşmasını iyice dinlerseniz 5186 kelime dış ilişkilerden bahsederken, sadece 1700 kelimesi içişleriyle ilgiliydi. Irak seçimleri sayesinde Irak'tan kurtulması planlanan Amerikan tankları ve füzeleri, daha sonrasında bu bölgede demokrasi ışığı olarak diğer ülkeleri yakmaya hazırlanıyor.
Şimdi Irak, yarın bütün dünya. En azından Arap dünyası. Amerikan Başkanı Bush'un konuşmasından şu sonuç çıkıyor ki Irak hedef değil, aksine bir başlangıç, bir araç. Irak'tan Suriye'ye, daha sonra diğer ülkelere yayılma politikası... Hatta ?Fas'tan Ürdün'e ve Bahreyn'e özgürlük' sözleri de bize gösteriyor ki, bir gün sıra müttefik Arap ülkelerine gelecek. Böylelikle Amerika ve İsrail bölgede istedikleri yerlere yerleşecekler ve petrolü istedikleri gibi kullanacaklar.
Amerika, Irak için ne demokrasi, ne de yeni bir anayasa istiyor aslında. Amerika'da ve İsrail'de bile bulunmayan sahte demokrasi girişimlerinin hepsinin ardında petrol yataklarını ele geçirme ve istedikleri şekilde ihtilal yaparak topraklara el koyma arzusu yatıyor.
( ALGHAD GAZETESI 6 ŞUBAT )
VAKİT 11.02.2005