İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

"Dinlerarası diyalog postmodern misyonerliktir"

Güncel
|

Araştırmacı-Gazeteci Ali Rıza Bayzan: Dünya Kiliseler Birliği ve Vatikan; Dinlerarası Diyalog sürecini postmodern misyonerlik olarak algılıyorlar ve tanımlıyorlar. Bu Dinlerarası Diyalog ortamı misyoner örgütlerin faaliyet alanlarının genişlemesi açısından çok önemli bir işe yarıyor.

Röportaj: İslam Arslan * Dinlerarası Diyalog Stratejisini Diyanet İşleri Başkanlığı destekliyor. Türkiye’de geniş çaplı toplantılar yapılıyor. Dinlerarası Diyalog, Türkiye’de misyonerleri özendirmiyor mu? - Buna biz kendi açımızdan bakmayalım. Dinlerarası Diyalog faaliyetlerini en fazla yapanlar kimler: Vatikan (Katolikler) ve Dünya Kiliseler Birliği (Protestanlar ve Ortodokslar). Adamların bu konuda gizlisi saklısı yok. Bu konuyu 20. yüzyılın başından beri tartışıyorlar: “Misyoner örgütlerin faaliyetleri ile ilgili tıkanmalar yaşıyoruz. Bunu aşmak için değişen koşullarda örgütlerimizin faal olması için neler yapabiliriz.” diyorlar. Dinlerarası Diyalog süreci bu perspektiften başlıyor. O nedenle Dünya Kiliseler Birliği ve Vatikan; Dinlerarası Diyalog sürecini postmodern misyonerlik olarak algılıyorlar ve tanımlıyorlar. Bu Diyalog ortamı da misyoner örgütlerin faaliyet alanlarının genişlemesi açısından da çok önemli bir işe yarıyor. * Çok ilginç bir şey söylüyorsunuz. Diyanet İşleri Başkanlığı misyonerlere alet mi oluyor? - Bunu şuradan da saptayabilirsiniz. Dinlerarası Diyalogu savunanlar, ısrarlı bir şekilde misyoner örgütlerin faaliyetlerinin abartıldığını söylüyor, bunları küçümsüyor. Eğer Dinlerarası Diyalog’un gerçekten misyonerlikle eklemli ilişkisi yok ise o zaman ne yaparsın: Hem Dinlerarası Diyaloğu savunursun, hem de misyoner örgütlerine şiddetle karşı çıkarsın. Karşı çıkmayıp himaye ettiğin zaman Dinlerarası Diyaloğ’un misyonunu deşifre etmiş oluyorsun. Bu iş için deneysel çalışmalar da yapılıyor. Örneğin Biri Bizi Gözetliyor’un farklı bir formatında farklı dinlerden insanlar, bir evde bir yıl boyunca yaşıyor. Bunlar arasında müslüman bir Türk kızı da bulunuyor. Şu amaçlanıyor: Bir Müslüman; Yahudiyle, Hıristiyanla, Yahova Şahidiyle ilişki kurarken bunlar arasındaki uzlaşma ve çatışma noktaları nelerdir? Ne kadar değişebilir? Yani kitabi bir araştırma değil de adeta bir laboratuvar çalışması yapılıyor. Ve adam buradan bir model üretiyor. Bu modeli sonra seri halde çoğaltacaklar. * Hıristiyan olan bekar Türk erkekleri, neden Hıristiyan bir kadınla evlenmek zorunda? Bunu sebebi nedir? - Bu genel bir uygulama. Özellikle sızmaları engellemeyi amaçlıyorlar. Mesela Hıristiyan olan Türklere bakın, çoğunun eşleri aslen Hıristiyan olan profesyonel misyonerler. Özel hayatlar da kontrol altına alınıyor böylelikle. Aile içi eğitimi de anne yapıyor tabi. Çocukların da dönüştürülmesi söz konusu. Dikkat ederseniz neredeyse genetik operasyon düzenliyorlar. CIA misyonerleri destekliyor mu? * Uluslararası bağlantıları biliniyor mu? - Türkiye’deki Bağımsız Protestan Kiliseler Birliği diye bir organizasyonları var. Bunlar uluslararası bağlantılarını gizliyorlar. Bir kısmını söylüyorlar ama aslı kritik bağlantılarını belirtmiyorlar. Mesela; Ankara Kurtuluş Kilisesi, başında eski bir sosyalist İhsan Yenal Özbek var. Özbek’in parasal kaynağı, TGM (Turkish Gospel Mission – Türkçe İncil Misyonu)’dir. * Daha çok nerelerde ve nasıl bir çalışma yürütüyorlar? - İncil dağıtımı, kafelerde gençler üzerine çalışmaları, yayınevlerinin faaliyetleri, kültür merkezleri vs. Bunlar işin garnitür kısmı. Bunlar önemli elbette; ama bunların arkasında çok daha önemli bir şey var. ABD’de Jashua Project isimli bir organizasyon var. Elebaşları arasında Arjantinli bir misyoner olan Luis Bush (ABD başkanının inanç akrabası) var. Tüm dünyadaki etnik grupları bulup değerlendirmiş ve saymışlar. Türkiye’de 59 etnik grup saymışlar. Mesela, Balkanlardan gelen çingeneler ne kadar, ortadoğulu çingene ne kadar, bunu bile saymışlar. O kadar ciddi bir proje. Her grubun Hıristiyanlıkla kesişen, buluşan, çatışan noktalarını saptıyorlar. Değişme, dönüşme katsayılarını ölçmeye çalışıyorlar. Örneğin yukarıda değindiğimiz gibi Kürtleri Med kavmiyle, Aleviliği teslis inancıyla ilişkilendiriyorlar. Misyonerler çocuk avında... * Peki Jashua Project Türkiye’deki etnik kökenleri sayısal değer olarak nasıl öğreniyor? - Etnik köken ve gruplarla ilgili tabloyu siz Türkiye’de hiçbir kurumdan elde etmeniz mümkün değildir. Belki belki MGK dosyalarında ve birkaç strateji enstitüsünde bulabilirsiniz. Yani çok özel yerlerde. Peki ABD’deki Jashua Project bu bilgilere nereden ulaşabilir? Tek bir yerden: CIA ya da RAND gibi CIA bağlantılı kurumlardan. * Çocuklara ilgi duyuyorlar mı? - Elbette. Örneğin; Müslüman toplumlardan biri olan Açe’de tsunaminin ardından World Help adlı misyoner örgüt, 300 çocuğu Hıristiyan ahlakıyla yetiştirmek üzere aldı. İslam dünyası ayağa kalkınca görünürde geri adım attılar. Türkiye’de de 17 Ağustos Depremi sonrası yüzlerce insan kayboldu. Bunların hepsi organ mafyasına mı gitti acaba? Özellikle çocuk yaştakiler? Kosova’dan 12 bin çocuk Vatikan Kilisesi tarafından Hıristiyan olarak yetiştirmek üzere alındı. Almanya’da Musa Bebek Penceresi adlı bir proje var. Bu proje özellikle Türklere yönelik. İstemeden edinilen çocuklar veya bakılamayan çocuklar toplanıyor. Bebeği koyduğu yer o kadar güvenli bir yer ki bebeği oraya koyduğun zaman bir sıkıntı yaşamıyorsun. Yani bebeklere yönelik misyonerlerin özel bir ilgileri var. MİLLİ GAZETE 14 Şubat 2005
AKRA