Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal, Misyonerlerin neden Türkiye üzerinde yoğunlaştığını anlattı. Aytunç Aldındal: "Adam öyle bir propaganda yapıyor ki, Hıristiyanlığın Türkiye topraklarından çıktığını söylüyor. ‘Bizim ilk 7 kilisemiz var bunların hepsi buradadır. Aziz Pavlo, ilk kez buraya geldi ve Efes’te 7 tane kilise kurdu ve bunların tamamı da buradadır’ diyor.Anadolu’da camiler kapatılıyor ve kiliseye çevriliyor... AB, Türkiye’den misyonerlik faaliyetlerine izin vermesini istedi ve 2002-2005
Yazar Aytunç Altındal, Anadolu’yu Hıristiyanlığın merkezi kabul ettikleri için misyonerlerin Türkiye üzerinde yoğunlaştığını söyledi.
Söyleşi: Mustafa Canbey
- Anadolu'da camiler kapatılıyor ve kiliseye çevriliyor...
- Ben bu manzarayı Kırşehir, Niğde ve Nevşehir’e gidince yaşadım. Orada konuşma yapan bir müftüye sordum. Müftü bize, “Nevşehir Uçhisar’da 700 hanelik yerdeki evlerin çoğunu yabancılar satın aldı ve orada caminin cemaati kalmadığı için de, camiyi kapattık. Sonra Hıristiyanlar müracaat ederek, ‘biz burada dua etmek istiyoruz’ deyince camiyi onlar kullanmaya başladılar. Artık o camide namaz kılınmıyor” dedi. Şu anda Uçhisar’daki camiyi Hıristiyanlar istediği gibi kullanıyor. Şu an Türkiye’de maalesef son gelinen nokta bu.
* Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bazı camiler kapatıldı. Hatta ilimizin birinde bizzat belediye başkanı camiyi kiliseye çevireceğini açıkladı. Bu olayları nasıl yorumlamak gerekiyor. Bu hareketler bilinçli bir şekilde mi yapılıyor?
- Kesinlikle bilinçli yapılıyor. Aydın’da bu iş Aydın Belediye Başkanının koltuğuna mal oldu. Oradaki bir büyük tesise 2 yıl önce 128 protestan misyoner gelmişti. Bunlar Aydın’ı merkez kabul edip, çevreye yayılarak, oradan da Türki Cumhuriyetlere ve Irak’a gitmeyi planlıyorlardı ve bu tesisleri açan kişi de son derece Müslüman gözüken ve Müslümanlığı da kimseye kaptırmadığını söyleyen bir adamdı. O vatandaş da şimdi AKP’nin üyesi. Söylemek istediğim misyonerlik faaliyetlerinde AB ve ABD’nin ciddi bir ambargosu var.
* Ne ambargosu bu?
- Bu, ABD ve AB’nin misyonerleri korumaya yönelik bir ambargodur. Çünkü, AB ve ABD Türkiye’ye ‘misyonerleri hiçbir şekilde takip etmeyeceksiniz ve bu insanların faaliyetlerini engellemeyeceksiniz’ diyor.
* Misyonerlerin amaçlarından söz eder misiniz?
- Türkiye’deki misyonerlik faaliyetleri din değiştirmeye yönelik faaliyetler değil. Siyasi faaliyetlerdir. Adam Türkiye’ye geliyor ve ‘bakın ben İncil dağıtıyorum’ diyor. İncil’i dağıtıyorum ve ‘ister oku ister okuma’ diyorum. ‘bunun neresi suç olabilir’ diyor. Misyonerlik faaliyetinde dinini tebliğ etmek serbesttir. Ama, vaad ve para yoluyla kandırmaya dayanarak insanları din değiştirmeye teşvik etmek uluslararası hukuka göre yasaktır. Şimdi Türkiye’de ikinci kısmı yapılıyor. Enteresan olan taraf şudur. Adam öyle bir propaganda yapıyor ki, Hıristiyanlığın Türkiye topraklarından çıktığını söylüyor. ‘Bizim ilk 7 kilisemiz var bunların hepsi buradadır. Aziz Pavlo, ilk kez buraya geldi ve Efes’te 7 tane kilise kurdu ve bunların tamamı da buradadır’ diyor. ‘Hıristiyanlık Filistin’den çıkmış bir din değildir. Anadolu’dan çıkmış bir dindir. 300 senesine kadar Türkiye toprakları içinde yaklaşık 200 kilisemiz vardı. Daha sonra bunların sayısı 3 bine çıktı. Biz bu toprakların kiliseye ait olduğunu düşünüyoruz. Bu topraklar Hıristiyanlar için kutsal topraklardır. Biz bu topraklarımızı istiyoruz’ diyor.
Bölücülüğü teşvik ediyorlar
* Misyonerlik dünyanın çeşitli yerlerinde yapılıyor. Oralarda yasak değil. Türkiye’de neden yasaklansın diyenler var?
- Evet bazıları bunu sık sık dile getiriyor. Ama Sudan’da, Kore’de ve Japonya’da yapılan misyonerlikle, Türkiye’de yapılan farklı. Kore Hıristiyan toprağı değil. Japonya Hıristiyan toprağı değil. Ama orada hiç kimse bölücülük yapmıyor. Bölücülük sadece Türkiye’de yapılıyor. Çünkü Türkiye toprakları Hıristiyanlığın çıktığı yer olarak kabul ediliyor. Rusya’da Ortodoks kilisesinin başı olan 2’nci Alexi ile görüştüm. ‘Ayasofya bugün sizin elinizde ve üstünde Türk bayrağı var. Şimdi Mekke’de Kabe’de çamurlu Rus çizmesi altında olsaydı ne hissederdiniz?’ dedi. Hıristiyanlık açısından bu kadar önemli bir olay bu.
* Ankara’da ellerine kitap almış kitap dağıtıyorlar. Bu insanlar Hıristiyan olmuşlar bundan size ne diyenler olabilir?
- Zaten diyebilirler. Demokrasi böyle gerektiriyor. İnsan hakları var birşey yapamayız mı diyeceğiz. Ben elime bir Kur’an alsam ve New York’ta bir caddede Kur’an dağıtıp buyrun okuyun beyler demeye kalksam beni terörist ilan edip bir ton da sopa atarlar. Ben istediğim kadar, ‘masumum ben insan haklarına inandığım için Kur’an dağıtmaya kalkmıştım. Özür dilerim’ desem bile hiç kimse bana yardımcı olmaz. Böyle bir durumda hiç kimse demokrasiyi hatırlamaz.
* Sizin bu söylediğiniz uluslararası değerler açısından ele alındığında bir çifte standardı ortaya koymuyor mu?
- Burada çifte standarttan ziyade başka bir şey var. İslam aleminin teslimiyetçi tavrı var. Türkiye’nin teslimiyetçi tavrı var. Türkiye teslim olduğu için diğerleri de teslim oluyor. Türkiye şu anda teslimiyetçi bir dış politika izlediği için, herşeye evet dediği için, bu sorunlar ortaya çıkıyor. Hükümetimiz elindeki yasaları bile kullanamıyor.
* Misyonerlik olaylarına medyanın yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Özellikle bazı medya organlarında misyonerleri destekleyen haberler çıkıyor.
- İstiklal Savaşı sırasında yabancıların para vererek desteklediği besleme basın vardı.
MİSYONERLİK AKP’YLE PATLADI!
*Yıllardır misyonerler üzerine yazılar yazıyorsunuz. Son yıllarda misyonerlik tartışmaları iyice alevlendi. Türkiye’nin misyonerler tarafından kuşatıldığı iddiaları gündeme oturdu. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
- Son dönemde Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinde, AB’nin isteği üzerine 1999’dan bu yana alınan kararlar var. Bu kararları diğer hükümetler büyük ölçüde uygulamadılar. Fakat 2003 yılına gelindiğinde Türkiye’ye AB’nin ilerleme raporlarında, misyonerlik faaliyetlerine izin verilmesi ve hiçbir şekilde müdahale edilmemesi empoze edildi. 2002-2005 yılı içerisinde misyonerlik faaliyetlerinin çok büyük bir hızla gelişmesi normaldir. Şimdi, ilginç olan taraf şudur. Avrupa Birliği’nin istekleri doğrultusunda misyonerlik faaliyetlerine müdahale edilmiyor. 1999-2002 yılına kadarki dönemde 268 misyoner hakkında takibat yapılmış. Bunun resmi belgeleri var. Bunlardan 131’i Türk, geri kalanları 14 değişik ülkeden gelen misyonerler. Şimdi bu misyonerlik faaliyetleri konusunda bir takibat yapıldığı ortada. Ama AKP döneminde sadece 1 kişiye İzmir’de 45 milyon lira para cezası verilmiş. Başka da yok. Halbuki AKP’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’deki misyonerlik hareketi patlama yapmış durumda.
FAALİYETLER SİYASİ AMAÇLI
* Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştıkları belirtiliyor...
- Güneydoğu Anadolu’ya gidiyorlar ve oradaki Kürt vatandaşlarımıza ‘siz aslında Hıristiyandınız. Sizi kılıç zoruyla Müslüman yaptılar. Şimdi gelin tekrar Hıristiyan olun biz sizi AB’ye alalım” diyor. Burada din değiştirme yok, doğrudan doğruya bölücülük faaliyeti var. Size göstereceğim haritada, “304 yılına kadar Türkiye topraklarında kiliselerin dağılımını gösteriyor. Harita üzerindeki noktaların hepsi kiliselerdir. Bizi ilgilendiren kısmı ise 300 senesine kadar olanlar, bundan sonra daha 3 bin tane var. Yani “adam nerede kilise varsa bütün o toprakları isterim” diyor.
* Siz, Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerinin siyasi amaçlı olduğunu düşünüyorsunuz...
- Evet. Misyonerlerin çalışmaları dini faaliyet değil de siyasi faaliyet olduğu için yasaklanabilir. Şimdi hükümete bunları niye yasaklamıyorsunuz? diye sorduğunuz zaman hükümet “Efendim ne var bunda. Biz Almanya’da dinimizi tebliğ ediyoruz. Almanlar bize karışmıyor’ diyor. Doğru. Ama Almanya’da İslam dinini tebliğ eden Müslümanlar, ‘Berlin, Frankfurt ve Köln İslam toprağıdır ve biz bu toprakları istiyoruz’ diyor mu? Veya Alman halkına gidip siz eskiden ‘Müslümandınız sizi zorla Hıristiyan yaptılar. Siz tekrar Müslüman olun diyor muyuz? Biz bölücülük yapıyor muyuz?
MİLLİ GAZETE 15.02.2005