126 ülkenin imzaladığı Kyoto Protokolü'nün, dünyanın baş kirleticisi ABD'nin yanaşmaması yüzünden etkili olması beklenmiyor. Protokol, yine de küresel ısınmaya karşı küresel mücadelede dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Japonya'nın Kyoto kentinde 1997 yılında Birleşmiş Milletler'in girişimiyle hazırlanan ve dünya çapında sera gazlarının azaltılmasını öngören uluslararası Kyoto Protokolü, bugün yürürlüğe giriyor. Son yıllarda imzalanan en tartışmalı sözleşme lerden biri sayılan ve tehlikeli iklim değişikliklerine karşı mücadelede dönüm noktası kabul edilen Kyoto Protokolü, uluslararası diplomasi açısından da bir zafer olarak görülüyor.
Bugünden itibaren protokole taraf olan ülkelerin, atmosfere bıraktıkları altı zehirli gazı azaltmaya başlaması gerekiyor. Hedef 2012 yılında ortalama yüzde 5.2 azalmayla 1990 yılındaki düzeylere dönmek. Bu hedefi tutturamayan ülkelere ise ceza verilmesi gündemde. Kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanımı ve sanayi üretimiyle ortaya çıkan sera gazları, iklim değişikliklerinden ve aşırı şiddetteki hava olaylarından sorumlu tutuluyor.
Bugüne kadar tüm dünyada AB ülkeleri ve Rusya'nın da dahil olduğu 126 ülkenin imzaladığı Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girebilmesi için 1990 yılında üretilen zararlı gaz salınımının en az yüzde 55'ini oluşturan 55 ülkenin imzasına ihtiyaç duyuluyordu.
Yetersiz sözleşme
Engellemenin yeterli olmadığı ve belli bir ölçüde küresel ısınmanın kaçınılmaz olduğu ileri sürülüyor. Gelecek yıllarda deniz seviyelerinin yükselişi ve iklimsel felaketlerin gezegenin bir gerçekliği olacağı belirtiliyor.
Dış Haberler Servisi - Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili gelişmelerin engellenemez bir evreye ulaştığı ve Kyoto Protokolü'nün bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı tehditleri karşılamakta yetersiz kaldığı bildirildi. 1988'den bu yana dünyada yürütülen en yaygın araştırmayı yapan ve iki binden fazla bilim insanı ve teknik uzmandan oluşan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli, 2001 raporunda insanların neden olduğu küresel ısınmanın zaten başlamış bulunduğunu ve sürecin tahmin edilenden hızlı ilerlediğini vurgulamıştı. Panelin Başkanı Rajendra Pachauri geçen ay daha iddialı konuşarak ''İnsan ırkının yaşamını sürdürme kapasitesini riske atıyoruz'' dedi. Bugüne dek konuyla ilgili tartışmalar Kyoto Protokolü'nün uygulanmasıyla küresel ısınma sürecinin nasıl engellenebileceği üzerine odaklanıyordu. Ancak, artık engellemenin yeterli olmadığı ve belli bir ölçüde küresel ısınmanın kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, aralarında doğrudan bir ilişki kurma konusunda temkinli davransa da küresel ısınma nedeniyle kasırga, fırtına, kuraklık, tipi gibi iklim olaylarının yoğunlaşacağı ve bunların sel, erozyon, kıtlık, salgın hastalıklar, açlık ve yoksulluk gibi felaketlere yol açacağı üzerinde duruyorlar.
CUMHURİYET 16.02.2005