Rahmetli Rafik Hariri’yi 1994 yılından bu yana tanırım. 1992-1997 yılları arasında Hariri’nin sahibi olduğu ve Paris’ten yayın yapan Radio Orient’ın Türkiye muhabiri olarak çalıştım. Şu anda yine Hariri’in sahibi olduğu Lübnan El-Mustakbal gazetesinin Türkiye muhabiriyim. Hariri Türkiye’yi hep yakından izlerdi ve arada bir beni arayarak Türkiye ile ilgi bilgiler alırdı. Geçen yıl Beyrut’ta evinde uzun uzun Türkiye’yi konuştuk... Bu nedenle mayıs ayındaki Türkiye ziyaretini çok önemsemişti. Peki
Hariri yıllardır Suriye dostu idi. Hatta Suriyelilerin destek ve onayı ile bir kaç kez başbakanlığa seçildi. Suriye, 15 yıl süren iç savaşı durdurabilmek için 1980’li yılların ortasında Arap ülkelerinin de onayı ile Lübnan’a müdahale etti. Bu onay ve Lübnan hükümeti ile yapılan anlaşma gereği Suriye bu ülkede asker bulundurdu. Suriye’nin desteği ile Lübnanlılar İsrail’in 18 yıl süren güney Lübnan işgaline son verebildi.
İsrail ve Amerika ne Lübnan’da ne Irak’ta ne de bölgede barış ve istikrar istemez. İşte bu nedenle Lübnan’ın kargaşaya sürüklenmesinden yarar sağlayacak tek güç bu iki ülke ve bölgedeki yandaşlarıdır. Lübnan’daki Filistinlilerin ve Hizbullah’ın bir iç kargaşa ile meşgul edilmesi, bu kargaşadan dolayı Suriye’nin sıkıştırılması ve İran’ın yan tartışmalara çekilmesi yalnızca İsrail ve Amerika’nın işine yarar. Filistinlileri her türlü dış destekten yoksun bırakmak isteyen İsrail ve Amerika böylece kendi istedikleri barış modelini zorla Mahmut Abbas’a kabul ettireceklerdir.
Çünkü şu anda Filistin davasına ve Filistin halkının kendi haklarını elde etme mücadelesine sahip çıkan ve tam anlamıyla destek veren tek Arap ülkesi Suriye’dir. Hariri ise bu desteği en samimi bir şekilde veren Arap liderlerin başındaydı.
16.2.2005 / HÜSNÜ MAHALLİ / YENİŞAFAK
MİLLİ GAZETE 17.02.2005