Küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolü 141 ülkede yürürlüğe girdi. ABD'nin anlaşmayı reddetmesi sonuç alınmasına engel
Bilim insanlarının küresel ısınmayla acilen mücadele edilmezse 10 yıl içinde gezegenin geri döndürülemez bir mahvolma sürecine gireceği uyarısı yaptığı bir sırada Kyoto Protokolü 141 ülke tarafından dün sabah 07.00'de resmen yürürlüğe konuldu. Nisan 1997'de eski Japon imparatorluk başkenti Kyoto'da düzenlenen konferansta varılan anlaşma çerçevesinde, atmosfere karıştıklarında sera etkisi oluşturan karbondioksit, metan, kloroflorokarbon, hidroflorokarbon, asitoksit gibi gazların salımı engellenecek ya da azaltılacak.
Ancak anlaşmanın, bu gazları en çok (yüzde 25'ini) üreten ülke olan ABD ve yüzde 3.2'sini üreten Avustralya tarafından reddedilmesi, imdat simidi işlevi göremeyeceği anlamına geliyor. ABD Başkanı George W. Bush 2001'de ilk icraat olarak halefi Bill Clinton'ın imzaladığı anlaşmayı reddetmişti. Anlaşmanın, Asya'nın iki ekonomik devi Çin ile Hindistan'ı gelişen ülkeler adı altında yükümlülükten muaf tutması da, kendi kendini baltalıyor. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için gaz salımının en az yüzde 55'inden sorumlu ülkeler tarafından onayı gerekiyordu. AB'nin çabası sayesinde Rusya 2004 sonunda anlaşmayı onayladı da, yüzde 55 tutturuldu.
AB'nin tam kadro taraf olduğu anlaşmayla, sanayileşmiş ülkeler genelinde 1990'lardaki sera gazı yayma oranının 2012'ye dek yüzde 5.2 oranında azaltılması hedefleniyor. Her ülke, kendi çevreyi kirletme oranına göre gaz salımını frenleyecek. Ancak ABD buna uymayacağı için, küresel çapta en iyi ihtimalle yüzde 2 oranında azalma tutturulabilecek. Bush yönetiminin peşinden koştuğu petrol gibi fosil yakıtların daha az kullanılması, buna karşılık temiz enerji üretiminin artırılması da, anlaşmanın hedefleri arasında. BM'ye göre, atmosferdeki CO2'nin yüzde 80'i, ulaşım, ısınma ve sanayide fosil yakıtların kullanılmasından kaynaklanıyor.
Aslında yüzde 60 oranında azaltılmalı
Dün anlaşmanın yürürlüğe girmesini Kyoto'da törenle kutlayan Japonya hükümeti, ABD'ye, "En çok gaz yayan ülkenin hâlâ bize katılmamış olmasını esefle karşılıyoruz" diye seslendi. Çevrecilerin küresel çapta protesto ettiği Washington'ın gerekçeleri ise anlaşmanın ekonomik gücünü azaltacağı ve Çin ile Hindistan'ın muaf tutulmasının haksızlık olduğu yönünde. Ama anlaşmayı en çok destekleyen ülkelerin bile hedefi tutturması zor. Kanada'nın gaz salımı 1990'lardan beri yüzde 20 arttı. AB'nin yüzde 8, Japonya'nın yüzde 6'lık azaltım hedefini tutturabileceği meçhul. Tabii şunu da eklemek lazım. Bilim insanlarına göre, küresel ısınmayla acil mücadele için gaz salımının yüzde 60 oranında azaltılması gerekiyor. Yani Kyoto Protokolü, devede kulak kalıyor.
10 yılda sera gazı salımı yüzde 65 oranında artan Türkiye ise, ancak Mayıs 2004'te, 1994 tarihli İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması'nı imzalayabildi, ama AB'yle müzakerelerde Kyoto'yla karşılaşacak.
RADİKAL 17.02.2005