İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

"Yasak içimizi sızlatıyor"

"Yasak içimizi sızlatıyor"
Türkiye
|

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit, "Üniversiteler, şu an herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen, genç kızlarımızın başörtüsü yasağından dolayı eğitim alamadıkları ya da eğitim alma hakkını kazanıp, bu hakkı kullanamadıkları kurumlar durumundadır. Hiçbir yasal düzenleme olmadan böyle bir engeli yaşamış olmaları, hepimizin içinin sızıdır" dedi.

Yasal engel yok - 'Problem var' demek önemli bir başlangıç belki, ancak çözüm için yasal düzenleme yapılması gerekmiyor mu? - Milli Eğitim okullarında bazı yasal düzenlemeler ve kılık kıyafet yönetmeliği var, biliyorsunuz. Ancak üniversiteler, şu an herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen, genç kızlarımızın başörtüsü yasağından dolayı eğitim alamadıkları ya da eğitim alma hakkını kazanıp, bu hakkı kullanamadıkları kurumlar durumundadır. Öncelikle aşmamız gereken nokta burasıdır diye düşünüyorum. Hiçbir yasal düzenleme olmadan böyle bir engeli yaşamış olmaları, hepimizin içinin sızısıdır. Bir yandan ?Kadınlara hak verilsin, fırsat tanınsın, eğitim görsün' diyoruz. Diğer taraftan, en temel hakkı olan eğitim imkânını elinden alıyoruz. Buna rağmen bir de ?Kadınlarımız yeterince meslek sahibi olamıyor' diye sızlanıyoruz. - Başörtüsüne, 'kadın hakkı' olarak mı bakıyorsunuz? - Başörtüsü örtmek, kadın hakkından dolayı, bir insan hakkıdır. Kişilerin özgürlüklerinin bu yönde kısıtlanmış olması bence bir haksızlıktır, bunun bir an önce düzeltilmesi gerekir. BM'de de aynı şekilde açık yüreklilikle ifade ettim. 'Nasıl çözeceksiniz' diye sordular. 'Bunu ilk önce üniversiteler çözecek' dedim. - Siz çözüm makamındasınız, topu üniversitelere atmak ne kadar doğru? MÜSLÜMAN TOPLUMUZ AMA... - Siyaseten bu sorunun toplumsal mutabakatla çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Bugüne kadar bir çözüm bulunamamış veya sorun ortadan kalkmamışsa, bu bazı noktalardaki karşılıklı direnmeden kaynaklanmaktadır. Halbuki direnmeyle inatlaşmayla değil, toplumsal mutabakatla çözeceğimiz bir sorun. Biz Müslüman bir toplumuz, bugün başörtüsünü tartışıyoruz. Böyle bir şey olmamalı. Eğer ben başım açık olarak üniversiteye gitme imkânına sahipsem, başörtülü arkadaşım da benimle aynı imkâna sahip olmalı. Kaldı ki, toplumun bu konuda bir sorun içinde olduğunu zannetmiyorum. Bu yüzden de çözümün en kısa sürede bulunacağına canı gönülden inanıyorum. TV'lerin tahribatı büyük - Kültürel erozyona dikkat çektiniz. 90'lı yıllardan sonra Türkiye'de çok ciddi kültürel erozyon yaşanması, geleneksel aile yapımızda nasıl bir etkiye yol açtı? - Geleneksel aile yapımızda aile büyükleriyle birlikte, akrabalık bağları, insanlık ilişkileri çok kuvvetlidir. Büyüklerin, sevgi ile kolladığı küçükleri, küçüklerin de saygı duyduğu, sözüne önem verdiği büyükleri vardır. Erozyonun en önemli etkisi de zaten burada ortaya çıktı ve ailelerimiz büyük aile tipinden çekirdek aileye dönüştü. Çekirdek aileyle birlikte komşuluk ve akrabalık ilişkileri gün geçtikçe zayıflamaya ve yıpranmaya başladı. Bakanlık olarak büyük aile yapımızın korunmasını istiyoruz, ancak ekonomik şartlar bunu mümkün kılmamaktadır. Buna rağmen, milli ve manevi değerleri, değerlerimizi korumak elimizdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize bu değerleri aktarmak boynumuzun borcudur. Bu anlamda toplumu bilinçlendirme, milli-manevi, kültürel değerleri muhafaza edebilme ve bir sonraki nesle aktarabilme bakımından kurumumuza çok büyük iş düşüyor. Çünkü televizyonlar, basın kuruluşları ve günümüzdeki pek çok olgu, aile mefhumunu yıpratır niteliktedir. Bir televizyonu açıyorsunuz, aile yapımızla bağdaşmayan film çıkıyor karşımıza. Çünkü dışarıdan alıyoruz bu programları, üstelik bunlar çok ciddi reyting alıyor. VAKİT 21.02.2005
AKRA