İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

ABD hem suçlu hem güçlü!

Dünya
|

Dünyanın geleceğini umursamayan Bush'un Kyoto'yu imzalamama bahanesi 'tatlı kârlar'

Hiçbir önlem alınmadığı ya da önlem alınmasının savsaklandığı durumda önümüzdeki 20 yılda tehlike kapıyı çalacak. 2026-2050 yıllarında dünyayı dünya olmaktan çıkaracak eşi benzeri görülmemiş afetlerle karşı karşıya kalınacak. Bu yüzden, salt bugünü değil, geleceği de kurtarmak için iklim değişikliklerini durdurmak, sıcaklık artışını küresel ölçekte iki derecenin altında tutmak zorunlu. DÜNYAYI KİRLETENLERİN BEDELİNİ ÖDEME ZAMANI Kyoto, dünyanın geleceğinin kurtarılması açısından yaşamsal bir ''milat'' sayılmaktadır. 141 ülke tarafından imzalanmış olmasına karşın, bu sadece bir adımdır. Vakit kısıtlı, alınması gereken yol uzundur. Protokolün gereklerinin yerine getirilmesi, ülke ve toplumların ''eski'' alışkanlıklarını rafa kaldırarak, üzerinde yaşadığı, yaşayacağı dünyayı kapısına dayanan tehlikelerden korunması için ''temiz gelişme'' modelini benimsemesi, bedeli ne olursa olsun, zorunludur. Ödenecek bedelin ağırlığından yakınmak, anlamsızdır, dünyamızı, doğamızı hoyratça kirletenler uzaylılar değildir. Tatlı kârları, bencil konforları uğruna dünyayı yaşanılası bir dünya olmaktan çıkaranların, bunun bedelini bağırıp çağırmadan, uslu uslu ödemelerinin artık tam zamanıdır. Biraz da bu yüzden, haklı haksız nedenler ileri sürerek Amerika gibi imzaya yanaşmayan ülkeler arasında Türkiye de var. Çevre ve Orman Bakanımızın ''Türkiye sanayileşmekte olan bir ülke, dolayısıyla en çok karbondioksit salan ülkelerden biri. O nedenle AB bize fabrika kurmayın, sanayileşmeyin diyor. Onlar sanayileşmiş, şimdi bize tabiatı koruyun, diyorlar. Sırtımızı sıvazlıyorlar, elma şekeri verip bizi kandırıyorlar'' şeklindeki yaklaşımını, doğrusu anlamak mümkün değil. Ayrıca bu sözlerin Çevreden ve Ormandan sorumlu bir bakan tarafından söylenmesi, bugünkü iktidarın iklim değişmelerini ne denli hafife aldığının da göstergesi. Söyledikleri, Kyoto karşıtlarının ağızlarından düşürmedikleri bahaneler. Kimsenin bize fabrika yapmayın, petrol kullanmayın dediği yok. İstenen, doğayı kirletmeyen önlemlerin alınması, temiz enerji olanaklarına ağırlık verilmesi, enerji tasarrufu, mesken ve motorlu araçların atmosferi kirletmelerinin çeşitli önlemlerle en aza indirilmesi; daha da önemlisi, savurganlığa, çevreyi hoyratça kirletmeye programlanmış kafalarımızın değiştirilmesidir. Kanımızca, asıl zor olan da bu! CUMHURİYET 25.02.2005
AKRA