Bush'un geçen perşembe Suriye ve İran'a yüklenip tehditler savurduğu basın toplantısında kullandığı basit ve gelişigüzel ifadelerden, ABD'nin sadece bu iki ülkeden değil bütün bir bölge ülkelerinden istediklerinin özü anlaşılıyordu.
Bush'un Suriye'ye yaklaşımı, bu ülkenin bölgede yaşanan demokratik değişimler yolunda değil, 'Büyük Ortadoğu'da kaydedilen ilerlemeye muhalif bir yolda 'yürüdüğü' saptamasına dayanıyor. İran'ın temsil ettiği tehlike ve tehdidin yapısına ilişkin yorumunda ise İranlıların İsrail'e 'sevgi' duymadıklarını ifade etti Bush. Yani 'birlikte yürümek' ve 'sevmek' Amerikan başkanının bölgemizdeki siyaset dünyasına getirdiği iki yeni kavram olup asıl itibarıyla bize sunulmuş Amerikan projesinin özünü oluşturmakta.
Bush'un Suriye'yi 'Büyük Ortadoğu'daki değişimler doğrultusunda 'yürümediği' yaklaşımıyla ele almasının anlamı, Suriye'nin gerek değişim ve reform iddiaları altında iç siyaset bağlamında gerekse de dış politika düzleminde ABD'nin bölgeye dayatmak istediği değişimlere boyun eğmeyi reddetmesi.
Bush yönetimi açısından 'sevmek', konu İsrail'le ilişkili olduğu vakit İsrail'e tam boyun eğmek, her koşulda istediklerine itaat etmek anlamına geliyor. ABD'nin kendilerinden hoşnut olması için İran'dan ve bütün bölge ülkelerinden istenen, bu ülkelerin sadece paralel politika ve tutumlar sergilemesi değil, her şeyden önce ilkesel olarak İsrail'i sevmeleri ve her halükârda ona boyun eğmeleri.
Bu yüzden Bush aynı basın toplantısında İran'ın İsrail'in güvenliğini tehdit etmesi durumunda İsrail'i destekleyeceklerini dile getirmekte tereddüt etmedi. Bush'un kastı, İsrail'in İran'a saldırmayı kararlaştırdığı takdirde ABD'nin bu saldırıya destek sunacağı, meşrulaştırağı ve savunacağı. O halde Bush'un Suriye, İran ve bölge ülkelerine mesajı şu: ABD ile birlikte yürüyün ki yaptırımlardan kurtulasınız. İsrail'i sevin ki ABD de sizleri sevsin ve saldırılardan kurtulun.
Bu mesaj hayli vahşice ve faşist. Zira 'birlikte yürüme' ve 'sevgi' kavramları, bölgenin bütün halklarına ve ülkelerine yönelik şiddetli bir hakareti ve hor görmeyi içermekte. Siyasette ve dünyadaki ülke ve halkların tutumunda bilinen genel ilke, çıkarlarına uyan hususlarda birlikte yürümek, zarar verenlere ise karşı çıkmaktır. Uluslararası ilişkilerde herhangi iki devlet arasında 'sevgi' diye bir ilişki yoktur.
Bizden bizatihi istenen, İsrail gibi terörist bir oluşuma sevgi beslemek. Başka bir ifadeyle Bush, sevgi ve birlikte yürümek ile yaptırım ve saldırı arasında bizlere seçim yaptırtmakta. Böylelikle bizlerin liderlere boyun eğmek, ABD ve İsrail'in istediği her şeye itaat etmek dışında bir şeyi belirleme iradesi, kendi çıkarlarını savunma hakkı ve kendilerine özgü bir söylemi bulunmayan halklar ve ülkeler olduğumuzu varsaymakta.
Bush'un bu talebi bölgelerimize ve halklarımıza yönelik Amerikan hamlesinin çok sert olacağı anlamına gelmekte. Yapmamız gereken ABD ile birlikte yürümemek, yani ona, İsrail'e ve bize zorla dayattıklarına boyun eğmemek. Bize düşen çıkarlarımızı, evlatlarımızın geleceğini, medeniyetimizin ve tarihimizin saygınlığını korumaktır.
SEYİD ZEHRA (Arşivi) (Bahreyn gazetesi Haliç, 22 Şubat 2005)
RADİKAL 25.02.2005