ABD'nin terörle mücadeleyi sadece askeri yöntemlere indirgemesi doğayı öldüren silah üretimini tetikliyor. ABD, politikaları yüzünden yerkürenin ölümünden sorumlu bir devlet konumuna geldi.
ABD'nin küresel terörizmle mücadele için seçtiği yöntem, terörizmi engellemek şöyle dursun, onu tahrik ederek dünyayı çok daha tehlikeli bir hale sokuyor. Tehlike iki farklı düzlemde kendini gösteriyor. Birincisi; ekonomik, sosyal ve siyasal boyut ihmal edilerek doğrudan doğruya askeri araçların devreye sokulmasıdır. Bu metot, kendi karşıtını üretiyor, dolayısıyla gerginliği tırmandırarak sıcak çatışmayı doğuruyor. Irak'ta yaşanan buydu, sonuçları da ortada. Her gün onlarca insan ölüyor, iç savaş tohumlarının ekildiği bu ülkede. Şimdi Suriye ve İran da aynı metotla hedef seçilmiş durumda. Bu ülkelerde kitle imha silahlarının olduğu, terörizmi destekledikleri yolundaki savların ABD için bir bahane olmaktan öte anlamı yoktur. Lübnan'da Suriye'nin asker bulundurmasının orada istikrarsızlık yarattığına ilişkin Amerikan görüşünün doğru olmadığını ise zaman zaten gösterdi.
Washington kısa vadeli düşünüyor
Tehlikenin ikinci boyutu ise çevre ve yerkürenin geleceği ile ilgili. Sözde bir 'terörizmle mücadele' politikasının sonuçları olarak, bir yandan (sadece insanı değil) doğayı öldüren silah üretimi dünya genelinde teşvik görürken, diğer yandan bunlarla bağlantılı ekonomik ve sosyal sorunlar Amerikan bütçesine ağır yük getiriyor. Böylece, Amerikan siyasal iradesi, ileri görüşlü politikalar yerine kısa vadeli bencil tercihlerden yana tavır alıyor. Bunun en tipik örneği, ABD'nin, zehirli gazların çevreye yayılmasına sınırlama getiren Kyoto Protokolü'nü uygulamak istememiş olmasıdır. Oysa ABD, Avrupa'dakinden ikibuçuk kat daha fazla zehirli gazı çevreye yaymaktadır. Bu tercihiyle ABD, yanlış ve tehlikeli bir yöntemle hem küresel ölçekte insanların hem de yerkürenin ölümünden sorumlu bir devlet konumuna düşüyor. Aralarında Rusya ve Japonya'nın da bulunduğu 141 ülke tarafından imzala-nan Kyoto Protokolü, endüstri ülkelerinin 2012'ye kadar zehirli gazları 1990'a göre yüzde 5 oranında düşürmelerini gerekli kılıyor. Bunun için çevreye zarar veren klasik enerji kaynakları yerine, yeni ve yenilenebilir enerji kullanmaları ve üretim teknolojilerini de buna uygun biçimde geliştirmeleri gerekiyor.
Gerekçe aynı: Kendini savunmak
Küresel ısınmanın önemli nedenlerinden biri de, savunma ve caydırma amaçlı olarak kimyasal ve nükleer silahların üretimi ve kullanımıdır. Bu bağlamda konuya baktığımızda, tüm dünyada tepkisel davranışların varlığına tanık oluyoruz. Kuzey Kore'nin nükleer silaha sahip olduğunu resmen açıklaması, ne derecede doğru olduğu tartışılmakla birlikte, bunun ilginç bir örneğidir.
'Savaş prensesi' yanıltmadı
Gerçekten de ABD, küresel düzeyde yatıştırıcı olmaktan çok kışkırtıcı ve tahrik edici bir yaklaşım sergiliyor. Oğul Bush'un öteden beri sürdürdüğü 'iyiler ve kötüler', 'şer ekseni' 'bizden olanlar ve olmayanlar' gibi ayırımcı nitelemelerden sonra, yeni Dışişleri Bakanı Rice, namı diğer 'savaş prensesi' Condi, İsrail'de yaptığı açıklamada İran'ın amacının İsrail'i yok etmek olduğunu söyledi. Bir 'savaş prensesi'nden de böyle bir açıklama beklenirdi zaten. Aynı günlerde, İsrail'in, askerlerin vuruş gücünü artıracak yeni bir teknik geliştirdiklerini öğrendik. Bundan sonra silahların ucuna takılan mini kamera sayesinde, karşı tarafın, bina veya tepe ardında kalan savunma mekânlarının görüntülerini anında elde etmeleri ve böylece savaşın yönünü kendi lehlerine değiştirmeleri mümkün olacak.
Tabii ki bütün bunların çevreye ve doğaya etkileri vardır. Her bir merminin, kimyasal gazın ve daha adını bilmediğimiz onca zararlı maddenin, küresel ısınma ve onun sonuçlarında kabahatinin olmadığı mı sanılıyor?!..
16 Şubat'ta yürürlüğe giren Kyoto Protokolü'ne neden ABD'nin desteği ve katılımı söz konusu olmuyor? Bu protokole uymayarak, doğaya en fazla zehirli madde yayan ABD ve Amerikan kamuoyu da artık küresel sorumluluğunun bilincinde olmak zorunda.
Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat: Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Böl. Öğretim Üyesi
RADİKAL 05.03.2005