“Görünmez kilise” bir toplumun açık ve somut bir biçimde Hıristiyan olmadan da Hıristiyan değerler çerçevesinde yaşamaya başlaması, Hıristiyan değerlerinin onun dini ve geleneksel değerlerinin yerini almasıdır. Bu, kilisenin dolaylı hakimiyetidir, misyonerliğin başka türden zaferidir. Maalesef genç nesiller böyle bir fenomenle karşı karşıya bulunuyor.
Önce “yeni neslin profili”ne bakalım: Medya, yeni tüketim alışkanlıkları ve popüler kültür aracılığıyla bomboş bir nesil yetişiyor. İslam dünyasında sistemli, amaçlı bir proje söz konusu. Arap televizyonları da, bizimkiler gibi aynı formatta (pop star yarışmaları, biri bizi gözetliyor, kadının sesi vs.) ailelerin ortasında bomba üstüne bomba atlatıyorlar. Kadın programları, kadınları hayasızlaştırıyor, mahrem alanı teşhir ediyor. Ev, aile, kadın ve gençler küresel kapitalizmin hedef tahtası. Kadın sorunları ve gençler üzerinden derinlemesine işleyen yeni bir sömürgeci dalga bu!
Bilincinde olmasa da başka dinlerin sembollerini rahatlıkla kullanabiliyor. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın havaalanında boynunda haç asılı bir kıza “Kızım bunu niçin takıyorsun?” diye sormasına karşılık kızın, “Süs olarak takıyorum.” demesi gibi... Resmi toplum, bu değer aşınımını sivilleştirici her çabaya destek veriyor: Yılbaşı kutlamaları, Noel baba, sevgililer günü (Hz. İsa’nın öldürüldüğüne inanıyorsanız bugünü kutlarsınız, zira anlatıma göre bugün Hz. İsa Tanrı’ya kavuştu.), anneler günü, kadınlar günü, çocuk yerine hayvan besleme, nikâh yerine beraberlik vs... Daha sistemli, daha sofistike, bilinçaltına hitap edenler de var. Birkaç örnek verelim: Demet Akalın adlı bir popçu “Bittim” adlı klibinde duvara çizili haç sembolü kullanıyor. Şimdi dizilerde Hıristiyanlığa ilişkin semboller, kiliseler, Hıristiyan din adamları pek revaçta: “Seher Vakti” dizisinde Amerikan filmlerinden veya Brezilya dizilerinden pek aşina olduğumuz “sevimli, bilge Hıristiyan papaz”ını seyrediyoruz. “Yabancı Damat”ta birbirlerine âşık olan bir Yunanlı erkekle bir Türk kızının evliliklerinin din ve milliyet farkından dolayı engellenmek istenmesinin ne kadar saçma olduğu anlatılıyor. “Çemberimde Gül Oya” dizisinde ölmekte olan Nejat’a nikâh teklif eden sevgilisi “Allah baba ne kadar izin verirse, o kadar yaşarız.” diyor. TRT 1’in “Miras” adlı yarışma programındaki (9 Şubat 2005) sorulardan biri şu: “Allah boş vaktinde mi yaratmış?”
Bu yıl Çanakkale’de gerçekleştirilecek anma törenlerinde konserler verilecek, Anadolu Ateşi ve Turuncu gibi gruplar dans gösterileri yapacak. Şehitlerin ruhuna Kur’an ve dua okunmayacak, M. Akif’in “Bedr’in arslanları”na benzettiği şehitler mezarlarında konser ve dans gösterileriyle ta’zib edilecek. Daha trajik olanı şu: Rock şarkıcısı John Farnham da konser verecekti, Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark, “şehitlere saygısızlık olur” diye konseri iptal etmiş.
6.3.2005 / ALİBULAÇ / ZAMAN
MİLLİ GAZETE 07.03.2005